Cemil ERTEM
üncel ekonominin durumunu ifade eden piyasa göstergeleri, kriz sürecinin uzun süreceğini gösterdiği gibi, işin ekonomik kriz çerçevesinden çıktığını siyasi bir alt-üst oluşa doğru gittiğini de gösteriyor. Artık Avrupa’da ‘düze çıkış’ şu an işbaşında olan hükümetlerin değişmesi ile başlayacakmış gibi gözüküyor.
En son Merkel, Yunanistan’ın Euro Bölgesi’nden dışlanmasının çok ciddi sonuçları olabileceğini itiraf etti. Bu itiraf bile, başta Almanya olmak üzere, merkez Avrupa’nın ‘birlikten’ vazgeçmeyi tartıştığını ama bunun sonuçlarını göze alamadığını bize gösteriyor. Çünkü Avrupa, 1929 krizi sonrası gündeme gelen ‘kriz çözümlerinin,’ yani ulus-devletlerin kapışmasına, devletçi ekonomiye ve pazar savaşına bağlı ‘çözümün,’ ne anlama geldiğini biliyor.
Bunun için rahatlıkla ulus-devletlerin ‘tek başına kurtuluşunun’ mümkün olmadığını, Avrupa ulus-devletlerinin bunu denediğini ve kesinlikle yeniden denemeyeceklerini söyleyebiliriz.
Dikkat ettiyseniz, bu sorun yalnız Avrupa için geçerli değil. İkinci dünya savaşı sonrası Amerikan egemenliği çerçevesinde oluşturulan bütün uluslar arası kurumlar, işlevlerini yapamıyorlar. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar yaşadığımız krize yanıt veremiyor.
Ne IMF krize çözüm reçetesi üretebiliyor ne de Dünya Bankası açlığa ilişkin somut adımlar atabiliyor. BM’nin durumu ise ortada; son İsrail meselesi BM’nin geldiği yeri bize bile anlatmaya yetti. Çünkü bu kurumlar, devletçi bir geleneğin ve bunun savaşının ürettiği kurumlar.
O halde dünyayı bu krize götüren kurumlar ve bu kurumları üreten siyasi yapılar da yolun sonuna geldi.
Kriz sonrası dünya ekonomisi, 1929 krizi sonrasında geliştirilen devletçi politikaların benzerine değil, tam tersi politikalara ihtiyaç duyacak. Aslında bu anlamda krizden çıkışın tek yolu kaldı; şimdi tam da oraya geldik. Bu yol, ulus-devletler ve onların ürettiği kurumlar yerine uluslar üstü, tam anlamıyla küresel mekanizmaları inşa etmek ve kurumsallaştırmak.
Yani küresel ekonomiyi daha etkin ve sorunsuz çalıştıran, çubuğu güçlü ulus-devletlerden yana büküp, piyasa mekanizmasını bu ulus-devletlerin korumasındaki tekellerden yana çalıştırmayacak yeni küresel mekanizmaları ve kurumları oluşturmak gerektiği çok açık.
Libya’nın devrik ama henüz yakalanmayan diktatörü Albay Kaddafi, bir yandan çölde kaçarken bir yandan da direneceğini ve zaferi kazanacağını söylüyor. Siz Kaddafi’nin geri geleceğine inanıyor musunuz? Ama o inanıyor; bugün içinde bulunduğumuz krizi, birkaç finansal operasyonla çözeceğine inananlar da Kaddafi’den farklı değil.
Türkiye’nin şansı ve fırsatı
Burada Türkiye gibi ülkeler avantajlı. Çünkü küresel krizin ortasında değiller; bu süreci yönetirlerse ve kendi ayaklarına çelme takmazlarsa krizden çıkışın ve büyümenin merkezi olabilirler.
Mesela yukarıdaki tabloda, Türkiye’nin çeşitli dönemlerde reel büyüme hızlarını ve tarım sanayi karşılaştırmasını göreceksiniz. Askeri darbelerle, krizlerle yarıda kesilen inişli-çıkışlı çok yüksek büyüme temposunun birdenbire durmasıyla baş aşağı düştüğümüz yıllar. Çünkü gerçek anlamda üretmeden, çarpık bir ithal ikamesine ya da yüksek faizli dış borca dayalı büyüme tempoları bunlar. Tarım sanayi geçişleri çok sert; dolayısıyla yıkımlar ve göçler, kargaşa-istikrarsızlık hâkim.
1980’de başlayan askeri ‘liberilizasyon’ süreci, zorunlu olarak ithal ikamesinden vazgeçmiş ve bu süreç, paradoksal olarak içe dönük devletçi ekonomik süreci de bitirmiştir. 2001 krizi sonrası finans alanından başlayan yeniden yapılanma, Türkiye’nin önüne, üretime ve ihracata dayalı bir liberal bütünleşme seçeneğini çıkarmıştır.
Bu hafta başı kamu kurum ve kuruluşlarında yerli ürün kullanılmasına ilişkin Başbakanlık genelgesi Resmi Gazete’de yayınlandı. Böyle bir genelge, akla hemen şu kriz koşullarında ‘devletçi bir ekonomik sapmayı’ hatırlatıyor değil mi? Ancak genelge, Türkiye’nin imalat sanayi ile hizmet üretim potansiyelinin ihracat ve teknoloji odaklı değerlendirilmesi anlayışına bağlı olarak, etkin bir piyasa gözetimi ve denetimi sağlanması gerektiğine işaret ediyor. ‘Piyasa Gözetimi, Denetimi ve Ürün Güvenliği Değerlendirme Kurulu’nun oluşturulmasını karara bağlanıyor.
Türkiye, bu dönemde, hem etkin bir piyasa denetimi sağlamalı hem de kriz sonrası kurulacak yeni uluslar üstü-küresel kurumların oluşumuna öncülük etmelidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları






























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018