Cemil ERTEM
Dün açıklanan enflasyon rakamlarıyla tüketici fiyat endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11.8 oranında arttı. Enflasyondaki bu ısrarcı katılığı ve yükselişi TCMB -son enflasyon raporunda üç temel nedene bağlıyor: a) TL’nin değer kaybı, b) ithalat fiyatlarındaki yükseliş, c) Gıda fiyatlarındaki artış...
Kısaca, TCMB, sene başından beri, enflasyona yalnız para politikasını sıkılaştırarak ve örtülü faiz artışıyla cevap vermiş.
GLP, kurdaki oynaklık endeksinin en üst seviyede olduğu durumlarda, spekülatif döviz talebini kısmaya dönük bir para politikası aracı olarak devreye girebilir. Ancak siz sürekli GLP faizini yukarı çekerek bunu enflasyonla mücadelenin temel aracı yapamazsınız. Zaten enflasyon meselesini böyle çözmeye çalışırsanız gıdanın enflasyonist etkisini de görmezden gelmiş olursunuz. Gıda enflasyonu parayı kısıp iç talebi yerlerde süründürerek çözülecek bir şey mi? Burada TCMB’nin kapsamlı bir çalışma yaptığını biliyoruz ama bu çalışma, operasyonel önlem olarak TCMB tarafından araçsallaştırılmamış. Zaten görev tanımı gereği TCMB’nin buradaki hareket alanı son derece kısıtlı ve burada
etkin araçlar geliştirmesi de mümkün değil.
Aslında burada TCMB’yi de aşan çok kapsamlı bir sorun var. Enflasyon gibi politik sonuçları da olan çok önemli bir meselede sorumlu kurum TCMB ama burada merkez bankasının, gözlerine at gözlüğü takılmış ve yalnız belli alanları görüp, işin esasını görmesi engellenmiş, eline yanlış, eksik araçlar verilmiş. Bunun için bu önemli kurumumuzu da fazla yıpratmayayım.
‘İşin’ esası
Enflasyonla egemen iktisat -ki bu büyük ölçüde neoliberal yaklaşımdır- seksenlerin başından itibaren uğraşmaya başlamış ve merkez bankaları neoliberal sıkı para politikalarını bir amentü olarak bu tarihlerde resmileştirmişlerdir. Şili’de kanlı 1973 darbesinin generali Pinochet’nin de danışmanı olan neoliberalizmin babalarından Milton Friedman, enflasyonla ilgili literatüre geçecek şu tanımı yapıyordu: “Enflasyon her zaman ve her yerde parasal bir hadisedir çünkü ortaya çıkması için para miktarının üretimden daha hızlı artıyor olması gerekir.”
Bu tanım doğru gibi gözüken ancak yetersiz -çoğu zaman da yanlış- bir tanımdır. Çünkü enflasyonun, farklı ülkelerde neden daha hızlı ya da yavaş olduğunu açıklamaz. Enflasyonun nedenini, yalnız parasal genişleme sonucu ortaya çıkan aşırı talep şişkinliği ve buna bağlı kısır döngü olarak görür. Üretim kaynaklı (arz yönlü) enflasyonu görmezden gelir. Öte yandan Banka Sistemi’nin kredi arzının artması, Friedmancı tanım gereği, doğrudan enflasyon nedeni sayılır. Halbuki böyle değildir; çünkü kredi genişlemesi banka sisteminin bilanço büyütmesidir. Yani bankalar pasif tarafı mevduat ve kredi borçlarıyla, aktiflerini de verdikleri kredilerle büyütürlerse kredi genişlemesi olur. Peki, bankalar yurt dışından aldıkları kredileri, kaynaklarını Hazine’ye, tüketiciye yüksek faizle değil de KOBİ’lere, ihracatçıya uygun faizle üretim için verirse bu kredi genişlemesi enflasyona yol açar mı; açmaz değil mi? Yani Friedmancı tanım, eğer o ülkede yağma finans sistemi varsa geçerlidir.
Yapılması gereken....
Türkiye’de enflasyonun temel nedeni -gıda enflasyonu dâhil- üretim kaynaklıdır. Bu, işletmelerin uygun ölçek ve rekabet sorunundan, çarpık-yüksek finansman maliyetine kadar bir dizi yapısal sorundan kaynaklanır. Türkiye’de enflasyon -ağırlıklı olarak- talep yönlü değildir, arz yönlüdür ve büyük ölçüde işletmelerin yüksek finansman maliyeti kaynaklıdır. Yani yüksek faiz Türkiye’deki enflasyonun-temel- nedenidir. Peki, siz şimdi bin yıl yalnız sıkı para politikası odaklı enflasyon hedeflemesi yapsanız ve yüksek faize dayalı olarak enflasyonla mücadele etseniz, bir yıl bile hedefi yakalar mısınız? Hayır.
Öte yandan, bugün enflasyon olgusu, ekonomiler küreselleştiği oranda ulusal değil, küresel bir olgu haline dönüşüyor. Mesela Çin’de, artan faiz oranları, hem tasarruf oranlarını yükseltmiş hem de enflasyonu aşağıda tutmuştur. Ancak, son yıllarda burada da enflasyon faizlerden ayrılarak alıp başını gitmiştir. Çünkü ülkede gıda ürünleri talebi artmış, büyüme ihracatın yanı sıra içeriye bağlı olarak da gerçekleşmeye başlamıştır. Firmaların finansman maliyetleri, artan faizler sonucu yükselmeye başlamıştır.
Çinlilerin Amerikalılar gibi hamburger yemeğe başladığı zaman küresel kırmızı et fiyatları enflasyonu ne olur sizce? Sonuçta enflasyon, artık küresel bir olgu ve kapitalizmin bundan sonraki krizleri, gıda gibi temel alanlarda enflasyon odaklı olacak.
Yapılacak olan, tarım alanlarının yeniden kazanılması, “enflasyon hedeflemesi” gibi yalanlardan vazgeçip doğru dürüst bir üretim ve sanayileşme politikasını ve bunu destekleyecek para ve maliye politikasını hayata geçirmektir.
Sonuçta enflasyon tercih sorunudur; yanlış yolda ısrarı tercih ederseniz, bu sorundan kurtulamazsınız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018