Cemil ERTEM
İbrahim Tatlıses’i vuranların bu kadar kısa sürede yakalanması ve çetenin hikâyesi çok ilginç. Hiç kimse faillerin bu kadar kısa sürede yakalanacağını düşünmüyordu. Burada benim üzerinde durmak istediğim iki önemli nokta var. İşte bu iki nokta bütün bir 20. yüzyıla damgasını vurmuş ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından biri olan “mafya ekonomisinin” giderek erimekte olduğunu bize gösteriyor.
Birincisi mafya ve devlet arasında mafyanın doğuşu ile birlikte kurulan ilişki kopuyor. İkincisi ise teknolojinin geldiği aşama geleneksel mafya ekonomisinin yaşamasına izin vermiyor. Bu, bütün dünyada böyle... Ama Türkiye’de de, gidişatın bu yönde olduğunu bize, İbrahim Tatlıses saldırısı gösterdi.
Bir kere çetenin yakalanması tamamıyla polisin teknolojiyi “gerektiği” gibi kullanmasının sonucu... Kamera kayıtları, düşük çözünürlükteki görüntüyü bile ayrıntıları seçilebilir hale getiren teknoloji, araçtaki GPS cihazı, geçmişe dönük bölgede yapılan telefon görüşmesi kayıtları... Tabii çete kendince bazı önlemler almış; örneğin hazır kart alıp sonra bunları imha etmişler, suikast aracını kiralamışlar, (ama GPS nedir bilmemeleri ve araçta bunun olup olmadığını araştırmamaları sonları oldu) bölgede sıkı keşif yapmışlar ve silahı olayla ilgisi olmayan bir kadının evinde saklamışlar. Ancak çetenin aldığı bu önlemler(!) hem polisin donanımını hem de teknolojinin geldiği aşamayı göz önüne alırsanız çoluk-çocuk oyunu gibi kalıyor. Yani bütün bunlardan sonra bu çetenin salaklar ordusu olduğunu düşüyorsunuz değil mi; hayır öyle değil... Olan şu: Çete, Türkiye’de çok sık görülen bir mafya örgütlenmesi. Muhtemelen uyuşturucu bağlantılıları, çek-senet hikâyeleri, koruma, tehdit, mekân işletme gibi rutin “işleri” var.
“Reisleri”, İstanbul’a Adana’dan gelmiş ve yanına mesleksiz, üstelikte meslek edinme hevesi olmayan buna karşın silahla güç edinip kısa yoldan köşe dönme hevesi olan “delikanlıları” toplamış muhtemelen. Farkında olmadıkları çaresizlikle örgütlenen bu mafya grupçukları, özellikle devletle büyük mafyanın işbirliği yaptığı azgelişmiş ülkelerde kendilerini büyük mafyanın yanında bulurlardı.
Yani büyük mafyanın taşeronluğunu üstlenerek topluca “zanaatlarını” icra ederlerdi. Tabii yukarıdan birileri bunlara “siz bu işi üstleneceksiniz” demezse yakalanma ihtimalleri de pek yoktu.
Devlet-CIA ve en karanlık sektör
Mafya ekonomisi 20. yüzyılda ciro sıralamasında petrol, otomotiv, demir-çelik, elektrik gibi ana sektörlerden hemen sonra geliyordu. Ama sonuçta mafya ekonomisinin yarattığı ekonomik etki ölçülemeyeceği için çoğu zaman bu sektörleri de aşan bir büyüklüğe ulaştığını söyleyebiliriz. Özellikle geçen yüzyılda silah, içki-tütün sektörleri mafyayı besleyen bir ikinci ekonomiyi ortaya çıkardılar..
Aslında ABD İkinci Dünya Savaşı sonrası mafyayı özellikle ayakta tutmuştur. Çünkü ABD, savaş sırasında Sicilya’yı mafya ile işbirliği yaparak işgal etmişti. Bu deneyimi “evrenselleştiren” CIA, savaş sonrası tüm dünyada mafyayı sarı sendikacılıktan, Gladio örgütlenmelerine kadar kullandı ve siyasi olarak işbirliği yaptığı devletlerin içine soktu.
Bizdeki Ergenekon Terör Örgütü mafya ilişkisi de CIA’nin işte bu stratejisine dayanır. Böyle olunca, yakın zamana değin, (yani Küçükgiller, Kerinçsizgiller falan daha dışarıdayken) mafya devlet ilişkisi olağan bir ilişkiydi ve Tatlıses’e suikast düzenleyen çete gibi süper-lümpen mafya grupçukları da 20. yüzyıldan kalma bir CIA tezgâhı olarak, sırtlarını devletin bir yanına dayamışlardı. Ama şimdi bu yok; bu olmadığı gibi, teknoloji de artık “eski” mafyanın saklanmasına izin vermiyor.
Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada “geleneksel” mafya ekonomisi süratle çözülüyor. Mafya her şeyden önce demokrasinin olmadığı, basının da büyük mafyanın elinde olduğu ülkelerde hayat buldu. Türkiye gibi ülkelerde demokrasinin kurumsallaşması, bunun şartlarını hızla ortadan kaldırıyor.
Yeni bir devlet ve bu yeni devleti destekleyen, bilgiyi her yere kesintisiz ulaştıran, tekellerin denetleyemediği bir teknoloji ağı, karanlık olana ışık tutarak yeni bir dönemi başlatıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018