Demiray ORAL
Ne acı değil mi, bu toprakların çocukları olarak hepimiz aslında Hrant Dink’in neden öldürüldüğünü, neden gerçek katillerinin bulunamadığını, neden asla bulunamayacağını en başından beri biliyoruz.
Siyasetçisi, hukukçusu, gazetecisi, polisi, askeri, doktoru, mühendisi, çiftçisi, işçisi, öğretmeni, öğrencisi, entelektüeli, simitçisi hepimiz her şeyi biliyoruz.
Kimimiz konuyla ilgili tüm ayrıntılara hâkimiz, kimimiz belki sadece olayı biliyoruz ama fark etmiyor.
Kimimiz AKP’li, kimimiz CHP’li, MHP’li veya BDP’li, kimimiz sosyalist, kimimiz İslamcıyız ama hepimiz siyasi kimliğimizden bağımsız biçimde bu memleketin insanı olarak “aslında” ne olduğunu biliyoruz.
Bu “bilme” durumu verili bir şey bizim için, burada yaşamaktan kaynaklanan doğal bir “hissetme”hali adeta.
Hepimizin bildiği şu: Bu memleketin bir yurttaşı Ermeni olduğu için öldürüldü. Bu cinayet devletin Ermeni düşmanlığı geleneği nedeniyle işlendi ve gerçek failleri belirsiz diğer siyasi cinayetler arasındaki yerini alacak. Nokta.
Bazılarımız haklı olarak isyan edip, “bu dava böyle bitmez” misali haykırıyoruz ama aslında gayet iyi biliyoruz ki “bu dava böyle bitecek”.
Cinayetten sonra mecburen başlayan hukuk sürecinin en başında da biliyorduk neler olacağını, beş sene sonra bugün de aynı noktadayız.
Davanın, adına devlet dediğimiz o sistemin sonsuz “direnciyle” karşılaşacağını adımız gibi biliyorduk.
Öyle de oldu...
O direnç, bu devletin İttihat-Terakki ruhundan kurtulmasına karşı gösterilen dirençtir.
O direnç, Türkiye’nin demokratik bir devlete dönüşme “tehdidine” karşı olan dirençtir.
Son duruşmada, “17 ocakta artık karar vermek istiyoruz” demiş hâkimler...
Buyurun verin bakalım.
Biz hepimiz kararımızı çoktan vermiştik zaten.
Bir siz kalmıştınız...
Siz de verin ki kararınızı, adına Hrant Dink Cinayeti Davası denen bu müsamere de kimseyi şaşırtmadan bitsin böylece.
***
Marifetli şövalye Kemal Kılıçdaroğlu
Bir müddettir tutmaya çalışıyordum kendimi.
Bilhassa AKP’nin süratle devletleşip, yan bakana yan çakarım edasıyla hareket etmesinden beri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Çetelesini Tutma Servisi’nin faaliyetlerini askıya almıştım.
Fakat bu kez mevzu, yürüyen merdivene tersten binme olayını fersah fersah aşıp, yakın politik tarihi ilgilendirdiği için Kemal Bey’in maceralarını mecburen askıdan indiriyorum.
Geçen gün Başbakan Erdoğan “Ondaki hayal gücü Don Kişot’ta bile yoktur” demişti Kemal Bey için.
Ben de onun son vukuatını öğrenince, tıpkı Don Kişot gibi ona da “Marifetli şövalye” lakabının cuk oturacağını düşündüm.
Müsaadenizle izah edeyim...
Memleketin marifetli şövalyesi geçenlerde Habertürk ekranında gazetecilerin sorularını cevaplıyor.
Mevzu 27 Nisan e-muhtırasına gelince de, Erdoğan’ın gizemli Dolmabahçe görüşmesinde dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’a şöyle bir teklif yaptığını söylüyor: “Sen hükümete muhtıra ver, biz de sana üstün hizmet madalyası verelim.”
Bunun üzerine stüdyodaki bir gazeteci müdahale edip, “Efendim ama önce muhtıra verildi sonra Dolmabahçe görüşmesi yapıldı” diyor.
Peki bu uyarıdan sonra Kemal Bey ne diyor sizce?
Aynen şöyle diyor: “Olsun, benim görüşüm böyle.”
Vaziyeti anladık değil mi arkadaşlar?
Muhtıra tarihi 27 nisan, Dolmabahçe görüşmesinin yapıldığı tarih 4 mayıs.
Ama Kemal Bey bir gazeteci kendisini uyarmasına rağmen “görüşünde” ısrarlı.
İyi de mayıs ayının nisandan sonra gelmesini ne yapacağız?
Olabilir efendim, Kemal Bey’in görüşü öyle bir kere.
Belki de olaylar şöyle gelişiyor yakın tarihimizdeki.
Muhtıra verildikten bir hafta sonra ikili Dolmabahçe’de buluşuyorlar. Ve aralarında şöyle bir diyalog geçiyor:
Erdoğan: Muhtıra ver bize!
Büyükanıt: Zaten verdim ya...
Erdoğan: Doğru ya... Ben de tam sen muhtıra ver biz de sana madalya verelim diyecektim.
Büyükanıt: Hay Allah acele etmişim demek. Olmadı bir daha vereyim?
Erdoğan: Yok artık, bununla idare edicez. Merak etme ben ayarlıycam senin madalyayı emekli olduğunda...
Büyükanıt: Tamamdır kanka, görüşürüz.
İşte bu erken muhtıra verme skandalı ortaya çıkmasın diye de Büyükanıt, Dolmabahçe görüşmesi için sürekli, “Konuşulanlar benimle mezara gidecek” demiştir.
Tamam mı? Var mı itirazı olan?
Uysa da böyle, uymasa da böyle...
Çünkü bizim marifetli şövalyenin görüşü böyle!
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.05.2015
23.09.2014
13.06.2014
2.04.2014
16.02.2014
13.01.2014
6.01.2014
29.12.2013
19.12.2013
11.11.2013