Elif ÇAKIR
Ürktünüz değil mi? Adaletin tecellisini sağlayan yargı kurumunda, adalet kavramıyla ters olarak karanlık işlerin, yani alaverelerin, dalaverelerin döndüğü, kumpasların, kirli operasyonların yapıldığı dönemi olur mu, diyorsunuz.
Evet, oldu... Ve maalesef yargıya güvenin yerlerde sürünmesinin ve bugün hala yargının güvenirliğini sağlayamamasının sebebi, yargının işte “o karanlık” dönemi.
Yargı dünyasının karanlık dönemi olduğu tespitini yapan isim HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz. Urfa’da “Stratejik Plan Çalıştayı’nda hakimlere ve savcılara “Yüreklerinde Allah korkusunu gördüğüm meslektaşlarım. Sizden rica ediyorum yargının tarafsızlığını hakim kılalım” hitabıyla seslenen Sayın Yılmaz şöyle söylüyor:
“93 yıllık Cumhuriyette, yargının sopa gibi kullanıldığı, belli amaçlara alet edildiği bir başka dönem yok. 2007 ile 2013 yılları arasında yargı dünyası ilk defa böylesi bir utanç dönemi yaşadı. 2007’den beri yaşadığımız süreç bizi nereye getirdi hepimiz görüyoruz. Güvenirlilik açısından yüzde 70’lerin altında düşmeyen Türk yargısı bugün yüzde 30’lar seviyesinde. Bu manzaranın asıl sebebi bizleriz. Bu kara dönemin izlerini silmek bizim neslimize nasip olacak.”
Hakimler ve savcılardan sorumlu kurumun başında olan Sayın Yılmaz bu sözleri, yaklaşık üç yıl önce, yani 22 Nisan 2016 tarihinde söyledi.
Yıl 2019. Ve değişen bir şey yok. Ülkemizde hukuk kurumlarına güvenmeyenlerin oranı hala yüzde 30’ların altında.
Gelelim, Sayın Yılmaz’ın ifadesi ile yargı dünyasında, 2007-2013 yılları arasında yaşanan karanlık döneme.
Ergenekon, Balyoz, Zirve, Erzincan Ergenekon, KCK ve Casusluk davaları başta olmak üzere onlarca davanın görüldüğü yıllar...
***
12 Haziran 2007 tarihinde bir ihbar telefonuyla, her şey ne de güzel başlamıştı değil mi? Hepimizde “demek ki olabiliyormuş”, “demek ki darbecilere dokunulabiliyormuş” duygusu yaratmıştı. Dalga dalga operasyonlar, peş peşe yapılan tutuklamalar...
Nihayet, ülkemizde 1960’tan bu yana devam eden askeri vesayet düzenine karşı mücadele imkanı çıkmıştı...
Genelkurmay’ın içinde Ergenekon isimli gizli bir örgüt kurulmuştu. Türkiye’yi kana bulayacak planlar yapılmıştı. Hatta ülkemizde yaşanan pek çok karanlık eylemin sorumlusu Ergenekon isimli örgüttü ve yapılacak soruşturma, bu örgütün tüm karanlık faaliyetlerini açığa çıkaracaktı.
Bir yandan toplumsal destek için algı operasyonları yapıldı bir yandan da Ergenekon davasının temel dayanaklarından birisi olan “Gizli Tanıklık” için Meclis’ten yasanın geçirilmesi sağlandı.
Bu karanlık örgütün, medya ayağından sosyal ayağına kadar örgütün bütün çalışmalarını bilen tanıklar vardı, ancak hayati tehlikeleri söz konusuydu!
Nitekim önce Meclis’te gizli tanıklık yasası kabul edildi. 17 gün sonra da Ergenekon operasyonu başladı. Devamında Balyoz, İzmir Casusluk, KCK gibi operasyonlar...
Gizli tanıkların bir kısmı “Deniz”, “Vatan”, “Mart”, “Huzur”, “Ağrı Dağı”, “Osmanım”, “İsmet”, “Kıskaç”, “Emek”, “Tükenmez Kalem” gibi kod isimler alırken kimisi rakamlarla kodlandı.
Sadece Ergenekon davasındaki gizli tanık sayısı 44 toplamda ise bu sayı 100’ün üzerindeydi.
AİHM’de de CMK’da da hukuken sınırları ve çerçevesi, “kimler gizli tanık sayılabilir”, “gizli tanıkların ifadelerinin tek başına delil teşkil etmez” gibi hiçbir tartışmaya sebep vermeyecek şekilde belirlendiği halde, Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi davaların tek delili, gizli tanıklar oldu. Hukuken birleşmeyecek olan davalar sadece gizli tanık ifadeleriyle birleştirildi.
Uzun uzun anlatmaya lüzum yok. 2008 yılında “Asrın Davaları” diye alkışlanan bu davalarla ilgili toplamda 600’ün üzerinde duruşma yapıldı, darbe suçuyla yargılananlar yüzlerce yılı bulan cezalara çarptırıldı. Toplum tarafından lanetlendi.
İktidarın başlarda “savcısı benim” dediği davaların kumpas olduğu ortaya çıktı.
Dün yüzlerce yıl cezalar veren mahkemeler “askere kumpas kuruldu” açıklamasının ardından bu kez “örgüt yok” deyip tahliye ve beraat kararları verdiler.
Bu davalarda “gizli tanıklık” yapanların çoğuna bu kez “yalan beyan” vermek suçuyla dava açıldı. Gizli tanık koltuğuna oturanlar bu kez de sanık sandalyesine oturdular.
Ben hala adı Ergenekon olmuş Balyoz olmuş fark etmez, darbe planlarının gerçek olduğuna ve Fethullahçı hakimlerin ve savcıların bu davaları çığırından çıkarttıklarını düşünüyorum.
Özetle, bugün yargıya güven duygusunun zedelenmesinin sebeplerinden birisi bu davalarda yapılan hukuksuzluklardı. Bu hukuksuzlukların başında da “gizli tanık” terörü geliyordu.
***
Bu yazıyı neden yazdım?
İki sebeple:
Birincisi Fethullahçı yargıdan miras kalan “gizli tanıklık” hala geçer akçe olarak devam ediyor.
Bakınız, ülkemizin hukuk algısına ciddi zararlar veren Büyükada Davası Rahip Brunson Davası “gizli tanık” ifadelerine dayandırılarak “ajan, terörist” suçlamasıyla açıldı. Sonrası malum...
İkincisi.... Ergenekon Davası’nın en ünlü gizli tanığı kimdi diye sorsam, çoğunuz “Efe” kod adlı bir savcı cevabını verirsiniz...
Hatırlayacaksınız, dönemin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, “Efe” kod adlı savcı Bayram Bozkurt’un beyanlarıyla, hukuka aykırı bir şekilde makam odası basılarak gözaltına alınmıştı.
15 Temmuz darbesinden sonra FETÖ’cu olduğu ortaya çıkan ve gözaltına alınan Bayram Bozkurt “gerçekleri anlatacağım” diyerek İzmir Başsavcılığı’na 40 sayfalık bir ifade vermiş. Akıl alır gibi değil. Bozkurt’un ifadesine göre “Fethullah Gülen, başlarına bir iş gelir diyerek Türkiye’deki bütün cemaatlere adamlarını yerleştirmiş. Bugün devlet kurumlarından FETÖ’cü olarak tasfiye edilenlerin yerlerine farklı cemaatlerin referanslarıyla gelenlerin tamamı aslında FETÖ’cüymüş.”
Bozkurt’un ifade tutanağında yüzlerce isim hakkında akıl almaz ifadeler yer alıyor.
Tuhaf olan, dün “kullanıldığını, yalan beyan verdiğini” söyleyen birisinin ifade tutanağının ciddiye alınarak dava dosyalarına konulması.
Bir “gizli tanık” garabeti de eski HSYK başkanı olan İbrahim Okur’un davasında yaşanıyor mesela... Nasıl mı? Şöyle, Okur’un davasının soruşturma aşamasında bir gizli tanık, iki ayrı kod ismiyle, sanki iki ayrı tanık varmış gibi dinleniyor, bu durum yargılama esnasında ortaya çıkınca, bu kez mahkeme “gizli tanığın” dinlenmesinden “vazgeçtim” diyebiliyor.
Yani görünen o ki, geçmişten ders alınmıyor.
Peki, geçmişten ders alınmadan bugünü düzeltmek mümkün mü?
MHP Lideri Devlet Bahçeli “Gizli tanık, Türk Ceza Kanunu’na giren fitne tohumudur” demişti.
Haksız mı?
Bugünlerde yargı reformu deniliyor, öncelikle bu “gizli tanıklık” denilen karanlığın üzerine gidilmeli ve son derece sıkı kurallara bağlanmalıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2026
3.02.2026
28.01.2026
16.01.2026
14.01.2026
13.01.2026
6.01.2026
13.12.2025
30.11.2025
19.11.2025