Ergun BABAHAN
İşkence terimi, bir şahsa veya bir üçüncü şahsa, bu şahsın veya üçüncü şahsın işlediği veya işlediğinden şüphe edilen bir fiil sebebiyle, cezalandırmak amacıyla bilgi veya itiraf elde etmek için veya ayrım gözeten herhangi bir sebep dolayısıyla bir kamu görevlisinin veya bu sıfatla hareket eden bir başka şahsın teşviki veya rızası veya muvafakatiyle uygulanan fiziki veya manevi ağır acı veya ızdırap veren bir fiil anlamına gelir.
BM Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinin 2’nci fıkrası, işkencenin hiçbir şekilde hukuka uygun hale gelemeyeceğine dair hükümdür: Hiçbir istisnai durum, ne harp hali, ne de bir harp tehdidi, dahili siyasi istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hal, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.
Bunlar işkencenin uluslararası toplum düzleminde yapılan tanımları.
Türkiye’de iktidar mücadelesi inanılmaz bir akıl tutulmasına yol açıyor, dünyanın hiçbir ülkesinde görülmeyecek bir kirliliğe yol açabiliyor. Bunlardan biri 1980 sonrasının ünlü işkenceci polisi Hanefi Avcı’ya yapılan muamele.
AKP-Cemaat kavgasının kilit ve muteber tanığı haline getirildi Avcı. İşkenceciye iade-i itibar yapılan bir ülke konumunu da böylece kazandık. İşkence yaptı ama özür diledi. Sanki 12 yaşındaki çocuğa işkence yapmamış da, otobüste ayağına basmış gibi rahat, pardon diyor ve yoluna devam ediyor. ‘‘Sana elektrik verdim ama isteyerek olmadı... Affet beni.’’
Ama pardon onun işkence tezgâhından geçen insanların yaralarını iyileştirmiyor, yaşadıkları travmaları etkisiz kılmıyor.
Hanefi Avcı, 1980 sonrasında Mersin Emniyet Müdürlüğü’nde Devrimci Yol masasında görev yapmaktadır. Olabildiğince ‘‘Komünist’’i yakalamak ve cezalandırmak istiyordu. Başarıya ulaşan yol ise işkenceden geçiyordu çünkü askerin yönetiminde solcu gençlerin köpek kadar değeri yoktu.
Yeni Şafak Gazetesi’nin Cemaati şeytan ilan etmek için iade-i itibar yaptığı bu zat, Ali Uygur isimli bir genci işkence masasında öldürmüştü. Oğlunun akıbetini soran gözü yaşlı annesine de ‘‘Oğlun kaçtı ama inşallah ölmüştür’’ demişti.
Düşünün karşınıza suçlu olup olmadığını bilmediğiniz bir genç geliyor. Elini kolunu bağlıyorsunuz, elektrik veriyorsunuz, tırnaklarını söküyorsunuz, kan kusana kadar dövüyorsunuz. Yetmiyor tekrar dövüyorsunuz, sonunda öldürüyorsunuz. Çığlıklarını dinleyen arkadaşlarına ayakkabılarını gösterip ‘‘Akıllı olmazsanız, sonunuz Ali gibi olur’’ diyorsunuz. Ali’yi kimsesizler mezarlığına gömdürüyorsunuz. Amacınız dönemin darbeci generallerinden aferin ya da terfi almak. Hırsınız gözünüzü döndürmüş.
Devir değişince ‘‘işkence kötüdür, işkence yaptıklarımdan özür dilerim’’ deyip kilisede günah çıkaran Hıristiyan misali günahlarınızdan arınıyorsunuz ve birden AKP’nin kahramanı oluyorsunuz. Papazlar affedebilir ama toplum vicdanı o kadar kolay affetmez.
Bugün Türkiye’de iktidara yakın odaklar Hitler’in işlerine yarayacağını düşünseler onu da kahraman ilan edebilecek konuma geldiler ne yazık ki.
İşkence bir insanlık suçudur. Sizin yasalarınızda zamanaşımına uğrasa da kamu vicdanında zamanaşımına uğramaz.
Bir insana işkence yapan biri, tüm insanlığa karşı suç işlemiş sayılır. Siz işkenceyle genç bir insanı öldüren bir polisi muteber hale getirdiğinizde, Gezi Parkı nedeniyle gözaltına alınan insanlara, Güneydoğu’da Kürtlere kötü muamelede bulunan, işkence yapan kamu görevlilerine cesaret vermekten başka bir amaca hizmet etmiş olmazsınız.
İşkencenin bile yapanın yanına kaldığı, işkencecinin itibarlı ilan edildiği bir ülke idealine katkıda bulunmuş olursunuz.
İnsanı insan yapan en önemli değerlerden biri, başka insanlara, değerlerine, vücut bütünlüklerine duyduğu saygıdır. Afrika’da düşman gördüğü insanın bacağını yiyen bir savaşçı, insanlığın ortak yaşam idealine karşı suç işlediği için dünya ayağa kalkıyor.
Suriye’de düşmanının kalbini yiyen El Kaideci tüylerinizi diken diken ediyor ama bir trende gözaltına alınan Ali Uygur’u işkence altında, kendi elleriyle öldüren bir polis şefi rahatsız etmiyor.
Suçlarını sorgulamak bir yana, onu bir başka cadı avının kilit oyuncusu durumuna sokmaya çalışıyorsunuz.
En iyisi siz Cemaatçileri Avcı’ya teslim edin. O onları bülbül gibi konuşturur. İsrail’den Kuzey Kore’ye kadar tüm bağlantıları anlatırlar, bu kadar yorulmanıza da gerek kalmaz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021