Ergun BABAHAN
Muhalefeti, ekonomiyi, medyayı, yargıyı, üniversiteleri, partisini, şirketleri bire bir kontrol ediyor. Dışarıdan bakınca inanılmaz bir güç ama yakından bakınca kurumakta olan bir ağacı sakini. İçeriden ve hızla çürüyor Türkiye.
Erdoğan tek başına hakim olma hırsıyla bütün bir ülkeyi felakete sürüklüyor. Artık bir bisiklet binicisi o, duramaz. Sürekli pedal çevirmeli, yoksa düşer.
Bir yandan bakınca insan üstü bir güç ve hırs var ortada. Saray, uçaklar, İstanbul’daki saraylar, uçaklar, gemiler, damadını en kritik bakanlıklardan birinin başına geçirme falan yetmiyor. Herşeyin tüm kontrolu kendisinde olsun istiyor. Çabaladıkça, çırpındıkça kontrol alanı daralıyor.
Çünkü barış yerine savaşı, hukuk yerine kaosu, kural yerine kuralsızlığı seçti. Erdoğan döneminde Türkiye, can ve mal güvenliğinin sıfırlanmaya doğru gittiği bir ülke haline geldi. Arkasında bölgenin en büyük, dünyanın sayılı ordularından biri var ama dönüp Kilis’e bomba atan IŞİD’e müdahale edemiyor.
Avrupa Birliği’ne ‘‘Ya dediğimi yaparsın ya da bütün mültecileri sana yollarım’’ diye siyasi şantaj yapıyor ama istediği olmuyor. Rest çekiyor, ‘‘Siz yolunuza, biz yolumuza’’ diye atıp tutuyor ama ciddiye alan da çıkmıyor. Avrupa, koşullarını sonuna kadar dayatmada ısrarlı görünüyor.
Çevresinde sadece her türlü yalakalık kapısından dönmüş tipleri topluyor. ‘‘En büyük sensin. Ezer geçersin’’ nidalarıyla kendinden geçiyor ama karşısına ilk çıkan gerçek eleştiriyle dağılıveriyor.
Suriye politikalarının bedeli başta olmak üzere yaptıklarının bedelini ödüyor. Başta Kürt politikası olmak üzere her alanda dağılmış durumda. Öldürdüğü Kürtlerle övünüyor ama öldürülen asker ve şehitlere hiç değinmiyor.
Türkiye’nin büyük şehirleri canlı bombalarla, araç bombalarıyla Bağdat’a, Şam’a dönmüş durumda. Ülkenin Kürt coğrafyası askerler ve polislerin güvenle sokağa çıkabileceği bir coğrafya olmaktan çıkmış. Koca bir coğrafyayı tanklar, kalekollar, insansız hava araçları, binlerce asker ve polisle kontrol edebiliyor.
Kürt meselesi, ülkenin birliğini, geleceğini ve istikrarını belirleyecek bir sorun olarak ve daha da ağırlaşarak varlığını sürdürüyor. Çünkü şiddet politikası Erdoğan’a muhalefeti susturma, denetleme ve tek sesli bir ülke yaratma imkanı veriyor.
Kürt meselesinin çözümü yolunda sesini yükselten de, yükseltmeyip Saray’ın politikalarını eleştiren de ‘hain’ damgasını yiyiveriyor.
Kürt politikasındaki yanlışların sonuçlarının en açık göründüğü alan, insan hakları ve yargının bağımsızlığından sonra ekonomi oluyor. İnşaat sektörünün daralması, yeni kaynak arayışlarını zorluyor. İş Bankası denendi, şimdilik sonuç alınamadı. Belli ki, sırada OYAK var.
Demokratik değişim iddiasıyla iktidara gelen AKP, sivil darbe sonucu askeri vesayet ve ilişkilerinin tüm kurumlarını bir bir ele geçiriyor. Mehmet Emin Karamehmet, AKP’ye karşı askeri seçen bir adamdı, neredeyse dikili ağacı kalmadı. Bugün Turkcell’den Digiturk’e kadar sıfırdan kurduğu tüm şirketler AKP’nin, daha doğrusu Saray’ın kontrol ve denetiminde.
Paralel Yapı yalanı ile oluşturulan korku döneminde dershaneler, şirketler, madenler, üniversiteler de aynı akibete uğruyor. Yakında kayyım atılmamış şirket kalmayacak gibi görünüyor.
Önündeki engelleri bir bir temizleyen AKP, gözünü OYAK’a dikmiş görünüyor. OYAK’ın sivil ve asker yöneticileri birer ikişer istifa edip yerini AKP ekibine bırakıyor görünüyor. İş Bankası gibi, OYAK da AKP’nin bugüne kadar el uzatamadığı kurumlardan biriydi.
Askeri darbenin ürünü olan OYAK, demokratik ülkelerde eşine pek rastlanamayacak bir sanayi imparatorluğu. Askeri vesayet rejimi altında vergi muafiyetleri, özel koşullarla desteklenip geliştirilen bu kurum, tipik bir üçüncü dünya kurumu ülkesi. Mesela Mısır’da var böylesi bir ekonomik gücü askerlerin.
OYAK’ın şemsiyesi altında Renault otomobil fabrikası, Renault ve diğer markaların dağıtımın gerçekleştiren Mais, Oyak çimento fabrikaları, Erdemir, İsdemir, Oyak Beton, Aslan Beton, Oyak İnşaat gibi saymakla bitmeyecek şirketler var. Bildiğiniz bir imparatorluk.
Askeri rejimin kanatları arkasında geliştirilip güçlendirilen, denetlenemeyen, hesap sorulamayan bir yapılanma. Askeriye deyince de anlaşılması gereken subaylar elbette. Silahlı Kuvvetler’in ağırlıklı bölümünü oluşturan astsubayların adı yok bu şirkette.
Yıllar önce Özal’ın prensi olarak ünlenen Coşkun Ulusoy’un yıllardır yönettiği görevini bırakıp 30 bin çalışanına veda etti. Arkasından Yönetim Kurulu Başkanı Necati Özbahadır da görevini bıraktığını açıkladı. Özbahadır’ın yerine Başbakanlık Teftiş Kurulu’ndan Süleyman Savaş Erdem atandı.
Bu değişiklik, normal zamanda sivil yönetimin duruma hakim olması olarak nitelenebilirdi ama günümüz koşullarına ekonominin AKP’lileştirilmesi olarak görülmeli. Dışarıdan gelen kaynak azaldıkça, dağıtılacak kaynak kısıntıya uğradıkça, büyük bel bağlanan inşaat sektörü durgunluğa girince yeni kaynak arayışına girdiği anlaşılıyor.
Putin’in Rusya’da gerçekleştirdiğine benzer bir değişim yaşanıyor ekonomide. Şirketler, kurumlar hızla AKP’lileştiriliyor. Durak yok yola devam.
Akın İpek’e, Boydaklara, Hizmet’e yakın insanlara yapılanlara sessiz kalan İstanbul burjuvazisi kendi mezarını kazıyor aslında. Sustukça sıra kendisine geliyor. Tutuklanan Kürtler, el konulan şirketler, ortadan kaldırılan hukuk ile birlikte Türkiye’nin fetret devri koyulaşıyor.
ERGUN BABAHAN / HABERDAR
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021