Etyen MAHÇUPYAN
Cumhuriyet siyasi açıdan bir parantezdi. Merkeziyetçi olmaya çalışmakla birlikte, bölgesel ve kimliksel temelde ademimerkezi, korunaklı alanlarla dolu bir imparatorluğun sonrasında ortaya çıktı ve bütün bu göreceli özerklik alanlarına el koydu.
Bununla da kalmadı, söz konusu bölgeleri kimliksizleştirirken, kimlik sahiplerini de kamusal alanın dışına değil, resmen 'altına' itti. Ancak Cumhuriyet toplumsal açıdan da bir parantezdi: Devlete bağımlı, onun yamacında kurulmuş, kimliğini ve geleceğini devlete borçlu bir laik elit cemaat yarattı. Devletin yönlendiriciliği bu cemaatin batıdaki benzerlerine benzemeyen bir tür kapıkulu hissiyatı geliştirmesine yol açtı. Laik burjuvazi, esas olarak devlet sayesinde palazlanan bir iş dünyası sayesinde, Türkiye'nin toplumsal katma değerini tekelci bir yapı içinde kullanma fırsatı elde etti. Ama düzen sadece kapitalizmin mantığı içinde çalışmıyordu, çünkü devletin ulufe dağıtma imkânları da kendine bağımlı bu cemaatleşmenin ayakta kalması için hayatiydi. Böylece Cumhuriyet, önemli ailelerin, bürokrasi kariyeri yapan, medyada yükselen daha 'sol' bir entelijensiyanın da itici gücünü oluşturdu. Görünüşte iş dünyasının burjuvazisi ile bu 'sol' devletçilik arasında bir gerilim vardı ama aslında birlikte 'merkezi' oluşturmaktaydılar.
Bu süreçte İslami kesim, yani anlam dünyasını, gündelik hayatla bağını ve kamusal alanla ilişkisini dinle çerçevelenen bir pragmatizmin içinden yaşamaya alışmış olan yığınlar 'merkezin' dışında kaldılar. Böylece kamusal alan bir ideolojik ve toplumsal mühendislik sonucunda daraltıldı, 'temizlendi' ve 'modernleşti'. Siyaset 'merkezin' içinde tanımlanıp dış etkenlerden korundu. Hayatın zorlamasıyla yaşanan gelişmelere de darbelerle ve süreklilik kazanan vesayet mantığıyla set çekildi. Bu kısır dünyanın kendine göre bir sağ ve sol siyaseti vardı, ama gerçekte tümüyle laik asabiyenin kimliksel tutuculuğu ile hayalperestliği arasında gezinmekten öte bir siyaset üretemiyordu. İslami kesim ise kendi özel dünyasına çekilmekle kalmadı, yaratılan kamusal alandan ürktü. Bu alanı bir yaşama değil, siyasi mücadele zemini olarak tanımladı. Öte yandan laik kesimin siyasetin asli sahibi olduğunu kabullendiği ölçüde de, kendi siyasetini 'merkeze' nüfuz etmek, devlete yaranmak biçiminde tasavvur etti.
Ancak devran döndü, devir değişti... Modern dünyanın tıkanıklıkları ile küreselleşmenin olanakları birleştiğinde, Türkiye'nin geniş İslami cemaatinin de kabuğuna sığamadığı bir süreç başlamıştı. 'Merkezi' korumak için gereken darbeler yapılamıyordu ve artık darbeye ihtiyaç göstermeyen yeni bir vesayet düzenine, hukuk tarafından garantiye alınan bir yasal ayrımcılık sistemine gerek vardı. Bu ise, asker ve yargının ötesine geçerek iş dünyasını, üniversiteleri ve medyayı da hareketlendirmeyi ifade etti. Bu sürecin halen içindeyiz...
Cumhuriyet parantezini 'kapatan', yani bu rejimi antidemokratik hüviyetinden uzaklaştıran dinamik ise, İslami duyarlılığı taşıyan insanların 'merkeze' kendi kimlikleriyle gelmeleriyle ortaya çıktı. Diğer bir deyişle bu 'yeni' insanlar 'merkeze' adapte olmaya değil, onu dönüştürmeye, eski yapıyı kendi zihniyetleriyle uyumlu kılan bir yeni merkez inşa etmeye talip oldular. Bunun anlamı siyasi açıdan reformist ama 'millici', sosyal açıdan ihtiraslı ama ahlaki tedirginlikleri yoğun olan bir geniş kitlenin kamusal alana çıkması ve kendisine uygun bir yaşam biçimi aramasıdır.
Eski 'merkez' ise karşısında büyük bir tehdit gördü. Demokrasi en basit haliyle çoğunluğun iktidarı ise ve bundan böyle darbe yolu kapalı olacaksa, İslami kimliğin iktidarda olmasının engellenmesi çok zordu. Bu tehdit karşısında 'merkezin' sözümona siyasi aktörleri kimliksel olarak kendi asıllarına döndüler ve yeni siyasetin zemini olarak laik kimliğe sığındılar. Böylece 'sağ' veya 'sol' kalmadı... Bunlar zaten yapay konumlardı ve aniden buharlaştılar. Karşılarında iktidarda olmasına ve reformculuk iddiasını yerine getirememesine rağmen oyların yarısını alan bir parti var... Çünkü bu parti hâlâ toplumsal muhalefeti temsil ediyor. Azınlıkta kalan ve devlet desteğini yeniden üretemeyen laik kesim ise kaygan bir zemin üzerinde 'ruhen' darbeciliğe doğru meylediyor. Devletin otoriter zihniyeti bizzat hayata geçirdiği bir dünyada 'demokrat' olmak, 'temiz' solculuk yapmak kolaydı. Şimdi demokratik ilkeler bir meşruiyet zemini, bir koruma kalkanı... Amaç ise laik asabiyeyi bir bütün olarak 'sol' siyasete tahvil etmek. Önümüzdeki dönem ulusalcılığın yumuşadığı ve yadırganmadığı bir dönem olacak.
18 Mayıs 2011, Çarşamba
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024