Etyen MAHÇUPYAN
Demokratikleşme paketinin en ilginç özelliklerinden biri ilk kez toplumsal taleplerin de dikkate alınıyor olması.
Ali Bayramoğlu'nun bir televizyon programında altını çizdiği üzere, bugüne kadar temel mesele devletin yapısını değiştirmek ve siyasetin önünü açmaktı. Ancak bu yapılırken, siyasetten anlaşılan eski sistemin içinde var olabilen siyasi aktörlerin hareket alanının genişlemesiydi. Oysa Türkiye toplumu özellikle Kürt kimliğini öne çıkaran talepler üzerinden epeyce farklı bir yere gelmiş durumda. Artık eski siyaset yelpazesi dar geliyor ve siyasi aktörlerin değil, bizatihi siyasetin alanının genişlemesi gerekiyor. Bunun bir uzantısı ise, siyasi aktörleşmeyi etkilemeyen bazı toplumsal kesimlerin de demokrasinin ima ettiği hak ve özgürlüklere kavuşmasıdır. Açıklanmış olan paket böyle bir yöne sahip ve ilk kez toplumsal talepleri dikkate alıyor. Siyaset nihayet yüzünü topluma dönüyor…
Diğer taraftan hükümet topluma bakarken onu ‘bütünlüğü içinde' tutmak gibi bir kaygıya da sahip… Paketin çok parçalı ve denge gözeten yapısının nedeni de bu. AKP herhangi bir kesimi ‘muhatap' alarak demokratikleşme adımı atmak, böylece demokratikleşmeyi bir nevi ‘taviz' konumuna düşürmek istemiyor. Aksine bu adımların kendi iradesiyle ve kendi zamanlamasıyla atıldığını göstererek, reform dizginlerini elinde tuttuğu mesajını veriyor.
Burada açıkça bir risk var. Reform süreci neredeyse tamamen AKP'nin siyasi değerlendirmelerine ve sağduyusuna bağlı olarak ilerleyebilecek gibi gözüküyor. Ne var ki bunun için hükümeti suçlamak abes olur. Çünkü AKP sonuçta bir siyasi parti, devletin kendisi değil… Devletin birikmiş yanlışlarının ne kadarını ne zaman düzeltecekleri kendi dünya görüşleriyle bağlantılı. AKP'yi ‘İslamcı' diye niteleyip, sonra da değişim sürecinde bu kimliğinden azadeymişçesine davranmasını beklemek epeyce garip. Aynı şekilde Başbakan'a ‘diktatör' dedikten sonra hem reformları ondan beklemek, hem de atılan adımları beğenmemek epeyce gülünç…
Yapılanların değerini idrak etmek için işe ‘AKP nasıl bir parti?' diye sorarak başlamak lazım. Burada kültürel kimliğin, yani İslami duyarlılığın bir kuşatıcı dil olduğu, doğal eğilimlere tercümanlık yaptığı, ama partinin siyasi işlevini belirlemediği temel gözlem olmalı. İkinci olarak AKP'nin ‘misyonu' olan ve kendisini tarihe karşı sorumlu hisseden bir anlam dünyasına sahip olduğunu görmekte yarar var. Söz konusu misyon ‘millet' kavramını merkeze alırken, içini Osmanlıvari bir çoğulculukla doldurmaya müsait. Hedef ise Cumhuriyet'in bu ‘millet' zemininde yeniden inşasıdır. Bu sürecin en önemli niteliği zamana yayılması, toplumun kabullenme düzeyine uygun olarak ilerlenmesi… Kısacası bu amacı gerçekleştirmek uzun süre iktidarda kalmayı, yani bütün seçimleri art arda kazanmayı gerektiriyor. Çünkü AKP cenahında tek bir seçim kaybedildiği takdirde yeniden aynı noktanın yakalanmasının çok zor olacağına dair güçlü bir kabul var.
Bu bakış AKP'yi ‘pragmatik' bir parti yapmakta. Toplumun kabullenemeyeceği hiçbir adımı atmamanın yanında, pragmatizm iki siyasi ilke daha üretiyor. Birincisi reform adımlarının ileride geri adım atmayacak şekilde hayata geçirilmesi. Hükümet bunun gereksiz bir risk oluşturacağını, yaratılacak hayal kırıklığının talep çıtasını yükselteceğini ve talepleri karşılanmamış kesimleri siyasi manipülasyona açık hale getireceğini biliyor. İkinci ilke ise bir sonraki adımın önceden planlanması ve o adıma da ‘malzeme' bırakılması. Tüm atılabilecek adımların bir seferde atılması durumunda siyasi konjonktürün hükümeti sıkıştıracak olması, reformların sürdürülebilirliği açısından geleceğin sağlama alınması dürtüsünü ortaya çıkarıyor. Böylece AKP hem yönetiyor, uzun süre hükümette kalabiliyor, hem de hâlâ reformun taşıyıcısı olarak görülüyor. Unutmamak gerek ki eğer hükümet böyle bir demokratikleşme paketi açıklamasaydı, ortada bunu talep eden başka hiçbir siyasi parti yoktu. CHP ve MHP zaten bu reform anlayışının çok gerisindeler. BDP ise ‘Rojava sonrasında' sanki AKP'nin reform ‘yapamama' kapasitesine fazla abanarak siyaset yapmayı tercih ediyor.
Bu tablonun hükümete yarayacağı çok açık… Düşünün ki söz konusu paket açıklanmasaydı dahi, AKP rahatlıkla seçimleri kazanacak, halk nezdinde farklı toplumsal kesimlerin hayallerini en fazla buluşturan ve merkezde değişimci olarak algılanan tek parti olmayı sürdürecekti. Atılan adım geleceğin inşasına yönelik bir hamlenin psikolojik zeminidir ve niçin AKP iktidarının bu kadar uzun soluklu olabildiğini de anlamak isteyenlere söylüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024