Etyen MAHÇUPYAN
Liberal demokrasilerin birbirini tamamlayan iki temel direği var. Biri özgür seçimlerin yapılması ve buna bağlı olarak herkesin parti kurma ve bir siyasi harekete katılma özgürlüğü. İkincisi ise bu seçimlerin doğru yapılmasını, siyasetin kurallara uygun işlemesini ve azınlıkta kalan fikirlerin korunmasını sağlayan hukuk… Dolayısıyla ‘sandık’ ile hukukun birbirini tamamlayan unsurlar olması beklenir. Hukuk olmazsa seçimler meşru olmaz. Seçimler olmazsa hukuk meşru olmaz. Çünkü her iki durumda da ortaya bir yozlaşma çıkar, gücün belirli ellerde tahakkümü söz konusu olur.
Ne var ki Türkiye’de durum değişik… 17 Aralık yolsuzluk soruşturmaları ortaya çıkınca hükümet bunları hukuka teslim etmek istemedi. Derdini topluma anlatabileceğini düşünerek seçime yöneldi ve sandık sayesinde hukukun alanını daraltmaya çalıştı. Buna karşılık AKP karşıtları da hukuksuzluğun sandıkta aklanamayacağını vurguladılar. Seçim öncesinde mesele basitti. Görünüşe göre hukuktan kaçan bir hükümet vardı ve demokrasinin kuralı gereğince hukukun tamamlayıcısı olan seçimlerde hak ettiği cevabı alacaktı. Nitekim demokrasiyi normatif bir prototip olarak algılamaya çok yatkın olan Batılı gözlemcilerin çoğu, bu beklentiden hareketle kendilerine telkin edilen seçim sonuçlarına inandılar. Buna göre AKP oyu yüzde otuzlara doğru inecekti… Ama öyle olmadı. İktidarın aldığı yüzde 45, gerçekliğin pek de basit olmadığını ve karşımızda bir ikilem olduğunu bizlere hatırlattı.
Söz konusu ikilemi açıklamanın basit yolu Türkiye’nin bir liberal demokrasi olmadığı, bu nedenle de hukuk ile seçimlerin aynı yönde birbirini tamamlayıcı işlev görmediğidir. Erdoğan’ın otoriterleştiği, bir diktatöre dönüştüğü tezleri bu yargıyı destekliyor. Ama bu koşul yeterli değil. Halkın da ya diktatörlükten hoşlanması ya da diktatörlük ile demokrasiyi ayırt edemeyecek kadar cahil olması gerekiyor. Bu yaklaşımın ise iki handikabı var: Eğer halk böyle ise muhalefetin dükkanı kapatıp evine dönmesi lazım. Öte yandan saha çalışmaları böyle bir veriyi değil, aksini doğruluyor. Kısacası Türkiye’de giderek demokratik normları yükselen, evrensel hak ve özgürlükleri talep eden ve kandırılması zorlaşan bir toplum var.
Yani karşımızda hükümetin hukuktan kaçtığını bilmesine rağmen seçimde hükümeti destekleyen bir geniş kitle mevcut. Bu durumda ikilemin iki nedeni olabilir: Ya halkın geniş kesimi AKP’nin yolsuzluklarını sıradan ve kabul edilebilir buluyordur ya da bu insanların hukuka güvenleri yoktur ve hukukun başka bir işlevi olduğuna inanmaktadırlar. Birinci şıkkın geçerli olmadığını yine saha çalışmalarından biliyoruz. Toplumun yüzde yetmişi hükümetin bazı üyelerinin yolsuzluk yaptığına inanıyor. Bunun anlamı seçimde AKP’ye oy verenlerin de yüzde ellisinin aynı kanaatte olduğudur.
Böylece ikinci şıkka geliyoruz… Durumun bize bir ikilem olarak gözükmesinin nedeni hukukun adil olduğuna dair inancımızdır. Ancak adil bir hukuk sisteminin varlığında demokratik seçimler ile hukukun aynı yönde işlev gördüğünü öne sürebiliriz. Ama hukukun adil olmadığı, yani taraf olduğu, dolayısıyla siyasetin bir aktörüne dönüştüğü durumlarda ‘hakemlik’ işlevi kaçınılmaz olarak hukukun asli sahibine, yani halka geri döner. Sandık sadece siyasetin içindeki aktörler arasında bir tercih olmaktan çıkarak, bizzat siyasetin konumu ve alanına ilişkin bir tercih olarak algılanır ve insanlar da buna göre oy verirler.
Bu nedenle ortada bir ikilem yok. Demokrasisi olgunlaşmamış bir ülkede, hiçbir zaman tarafsız olmamış olan bir yargı sisteminin hükümete yönelik suçlamasının kuşkuyla karşılanması gerçeği var. Bu durum yolsuzlukların olmadığını söylemiyor. Ayrıca yolsuzlukların sandıkla aklanamayacağı da doğru. Ama yolsuzlukların bu hukuk sistemiyle adil bir yargılamaya tabi olmayacağı beklentisi de çok güçlü ve gerçekçi. Seçimler yolsuzlukları meşrulaştırmadı ama halkın şu anki hukuk sistemini de varsayıldığı kadar meşru bulmadığını ortaya koydu.
Böylece seçimlerde alınan sonuçla hükümetin hukuk mekanizmasını değiştirip dönüştürme iradesine onay verilmiş oldu. İktidar bu süreçte ayrı ve yeni adaletsizliklere de yol açabilir… Seçim sonuçları iktidarın hukuk alanında ne yaparsa kabul edileceğine işaret değil. Ama bu sonuçlar toplumun geniş çoğunluğunun kabul edebileceği ilkesel sınırlar içinde kaldığı ya da bunun dışına çıkışları halka anlatabildiği takdirde, hükümetin hukuk sistemine müdahale etmesine toplumun itiraz etmeyeceğini söylüyor. İşin ironik kısmı da şu: Eğer 17 Aralık olmasaydı belki de iktidarın böyle bir gücü olamayacaktı…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024