Etyen MAHÇUPYAN
Cemaatçilik, toplumsal tarihimizin ana olgularından biri. Osmanlı düzeni, her biri kendi inancı, hukuku ve yaşama biçimi farklı cemaatlerin yan yana ve neredeyse birbirine değmeden yaşayabilmeleri idealine dayanmaktaydı. Kritik nokta bu cemaatlerin devlet nezdinde eşdüzeyli değil hiyerarşik bir eksen üzerinde yer almasıydı. Diğer deyişle cemaatlerden biri devlete ‘en yakın’, dolayısıyla devlet nezdinde en makbul olandı…
***
Cumhuriyet’e geçiş, heterojen cemaatler dünyasını pratikte ortadan kaldırdı. 19. Yüzyıl sonlarında hala toplam Anadolu nüfusunun yarısını oluşturan Rumlar, Ermeniler ve Süryaniler tehcir edildiler, öldürüldüler, mallarına el kondu ve hayatta olanların da geri gelmeleri engellendi. Geçici bir süre için toplum Sünni cemaatle kendini gizleyen Alevilerden ibaretmiş gibi gözüktü. Ancak Tanzimat sonrası hukuki zemin bulan modernleşme cereyanı, yeni bir ‘birey’ kategorisi ve hayat anlayışı da geliştirmekteydi. Bu doğal bir kültürel açılımdı ve uç konumları dışarıda bırakırsak, kendine özgü olası bir sentezin habercisi olarak yorumlanabilecek özellikler sergilemekteydi. Diğer deyişle hem Müslüman hem modern olmanın imkanları yeşermeye başlamıştı.
Ne var ki Balkan ve 1. Dünya Harpleri sonrası, İttihat ve Terakki örgütünün ideolojik hükümranlığı ağır bastı. Modernliğin relativist anlayışı değil, otoriterlik eğilimi galebe çaldı ve Türk milliyetçiliği hakim ideoloji olma yolunda ilerledi. Cumhuriyet ise bu ideolojiyi, devlete sahip olan kadronun meşruiyetini sağlayan laiklik ile mezcetti ve yeni bir makbul vatandaş ve cemaat yaratıldı.
Böylece Osmanlı’nın cemaatler hiyerarşisi Cumhuriyet’te de devam eti. Ama ilkinde tepede Sünni/Hanefi cemaat varken, ikincisinde hiyerarşinin tepesine laik cemaat yerleşti. Tek parti yılları ve sonrasında ordunun ideolojik referans olarak görülmesi ve ‘devletin asli sahibi’ haline gelmesine paralel olarak, iki cemaat birbirine tamamen yabancılaştı. Ortaya, birbirini anlamayan, hatta ilgilenmeyen, diğerini sadece tarihsel/ideolojik/kimliksel bir düşman olarak algılayan ve siyaseti iç dünyalarındaki husumetin dışa vurumu olarak yaşayan iki büyük cemaat çıktı…
Türkiye’nin temel meselesi budur. Bizler cemaatçiliği aşamamış, ‘toplum’ olamamış bir halkız… Oysa AK Parti’nin ilk on yılı bu duruma bir neşter vurmuştu. Tarihsel açıdan çok kısa bir zaman içinde cemaatlerin çeperlerinde bireyselleşmeler, iki cemaat arasındaki ‘boşlukta’ melezleşmeler, aynı aile yapısı içinde farklı kültürler oluşmaya başladı, parçalı yaşanabilen dindarlıklar ve laiklikler mümkün hale geldi ve Türkiye halkının olgunluğu bu dönüşüme hazır olduğumuzun işaretini verdi.
***
Ne yazık ki 2013 sonrasında başlayan ‘tedirginlik’ AK Parti’yi birkaç yıl içinde bambaşka bir noktaya savurdu. Makro zeminde devlete yakınlaşma, mikro zeminde ise kültürel cemaatçilik öne çıktı. İslami kesime devletle barışmaları karşılığında yeniden hiyerarşinin tepesindeki cemaat olabilecekleri ihsas edildi… Şimdi birçok kişi Türkiye’nin ‘tek’ toplum olup olamayacağını yeniden tartışıyor. Bunun siyasetle olma ihtimali çok zayıf. Çünkü AK Parti, kısa vadeli iktidar hedefine kitlenmiş durumda ve her seçimin bir referandum haline gelmesiyle ‘ya hep ya hiç’ stratejisi içinde davranıyor. Muhalefetin ise ne gücü, ne de böyle bir vizyonu var…
‘İki Türkiye’nin tarihe gömülmesi ancak sosyolojik dönüşümle olabilecek ve herhalde birkaç nesle daha muhtaç olacak. Bu gerçekleşmeden de, bu ülke hiçbir zaman hayal ettiği o ‘güçlü’ ülke haline gelmeyecek ve hiçbir zaman gerçek bir demokrasi olamayacak.
Siyaset erbabı tek devlet, vatan, millet, bayrak yaratmanın marifet olduğunu sanıyor. Ama ya bilgisizlik hakim ya da samimi davranılmıyor... Çünkü esas marifet tek toplumu yaratabilmek ve galiba siyasetçilerin asıl istemediği de bu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024