Etyen MAHÇUPYAN
Kürt meselesi, şiddet ve siyasi aktörün sorumluluğu bağlamındaki tartışmalar, kendiliğinden 'sol içi' bir karşılaşmaya dönüştü.
Sol kesimin bazı aydınları, kendilerini sosyalizmin neresinde konumlandırdıklarına ilişkin olarak beyanda bulunmak zorunluluğu hissettiler. Hem sosyalizmin gerçekte siyaseten tahayyül edildiği ve hayata geçirildiği şekliyle öldüğünü, hem de idealist bir tasavvur olarak hâlâ yaşadığını öne sürmek sıkıntılı bir pozisyon olsa da, birçok solcunun hâlâ sosyalist olma dışında bir alternatifi yok gibi gözüküyor. Bunca emek verilmiş, psikolojik anlamda yatırım yapılmış bir ideolojiye mesafe almak pek kolay olmuyor. Bu nedenle solun 'kendini yenilemesi' türünden maliyeti düşük öneriler yapılabiliyor, ama 'sosyalizmin bittiği' türünden gerçek kimliği ilgilendiren tespitlerin kabulünde zorlanılıyor. Sosyalizmi kavram olarak kaybetmek istemeyenlerin bakışına göre, insanların adil ve eşitlikçi bir düzen, sömürünün ortadan kalktığı bir sistem hayali devam ettiği sürece sosyalizm de bitmeyecek. Böylece 'sosyalizm' yaşanacak bir gerçeklik olmaktan çıkarak, bu tür bir gerçekliği hayal edenlerin ortak kimliği olarak sunulmuş oluyor.
Ne var ki ortada cevaplanması gereken bir soru, doldurulması gereken bir boşluk var: Bu ortak kimlikle arzulanan gerçeklik hali arasındaki ilişki nedir? Yani acaba herkes sosyalist olsa böyle bir gerçeklik doğar mı? Ya da sömürüsüz eşitlikçi bir toplum ancak sosyalizmle mi gerçekleşebilir? Birçokları için 'sosyalizm' zaten bu muhtemel sömürüsüz eşitlikçi toplumun adıydı ve bugün de böyle bir bakışın sol içinde egemen olduğu söylenebilir. Ancak o zaman da sosyalizm kavramı epeyce totolojik bir kullanıma sokulmuş oluyor. Diğer bir deyişle 'sosyalizm' hem varılacak hedefin, hem tutulacak yolun, hem de bu yolu yürüyenlerin kimliksel adı.
Oysa daha fazla özgürlük, eşitlik ve adalet isteğinin niçin sosyalist kimlikle özdeşleştiği belli değil. Özgürlüklerin artması, eşitliğin yerleşmesiyle ortaya çıkacak bir sisteme 'sosyalist' demenin de herhangi bir gerekçesi yok. Diğer taraftan kuramsal olarak üretilecek bir sosyalist düzenin daha özgür ve eşit olduğu iddiasının da temeli son derece zayıf. Çünkü bütün bu kavramlar bir zihniyet zemini üzerinde tanımlanıyor ve sosyalizmin de bu kavramlara ilişkin olarak 'kendine has' tanımları var. Diğer bir deyişle sosyalizmin özgürlük anlayışı ile örneğin demokrat zihniyetten hareket eden birinin özgürlük anlayışı birbirine benzemez. Sosyalizm esas olarak otoriter zihniyetin uzantısı olan bir ahlaki itiraz ve yeniden inşa iddiası. Yanlışı tespit ediyor, nedenini söylüyor, doğrusunun ne olduğunu ve bu doğrunun nasıl gerçekleşeceğini de bildiğini savunuyor ve üstüne üstlük bu değerlendirmenin 'bilimsel' olduğunu iddia ediyor. Böyle bir bakış altında 'özgürlük' zaten var olan evrensel doğal ve beşeri yasalara uyumlu davranmaktan ibaret. Nitekim sosyalist literatür bu yasalara uyumun nasıl kişiyi bilinçlendirdiğini ve 'özgürleştirdiğini' anlatan felsefi metinlerle dolu. Ancak bir demokrat için bu tür bir özgürlük, hayatın çoklu tercih sistematiğini, insanın irade ve sorumluluğunu dikkate almayan, dolayısıyla kişiyi aslında insanüstü bir iradenin esiri kılan bir yaklaşım. Bu açıdan bakıldığında geçmişte yaşanan reel sosyalizmler, yanlış bir uygulama değil, kuramın zaten ima ettiği gerçekliğin devlet eliyle üretilmesi.
Buna karşılık asıl yanlışın söz konusu gerçekliğin 'tepeden' gelmesi olduğu, 'asıl' sosyalizmin aşağıdan yukarıya yapılanacağını söyleyenler olacaktır. Ne var ki bu, olamayacak bir durum... Herhangi bir sistem tabii ki aşağıdan yukarıya kurulabilir, ama ancak 'aşağıdan yukarıya' gitmeyi meşru, hatta zorunlu kılan bir zihniyet çerçevesi içinden bakıyorsanız. Demokratlık böyle bir zihinsel çerçeve, çünkü toplumun ancak geçici, öznel ve ortak doğrularla yürümesini meşru kılan bir bilgi kuramına dayanıyor. Bu durumda, halkın açık onayını taşımadığı sürece, tepede alınacak hiçbir karar, 'doğru' olsa bile meşru olamıyor ve sistem kurucu bir nitelik taşıyamıyor. Oysa sosyalizmin dayandığı bilgi kuramı gerçekliğin yasalarını keşfetme üzerine kurulu ve bunun sınaması da 'başarılı olma' kriteri... Diğer bir deyişle bir siyasetin başarılı olması, gerçekliğin de 'doğru' algılandığının, doğal ve beşeri yasalara uygun davranıldığının işareti. Böyle bir bakış altında 'tepedekilerin' varlığı, o noktaya gelmiş olmaları bile, bir başarının, yasaları daha iyi kavradıklarının, alttakilerden daha üstün olduklarının kanıtı... Dolayısıyla 'sosyalist gerçekliğin' ne olduğunu söylemek de tabii ki onlara düşüyor.
Modernliğin içindeyken, kapitalizmin 'kötülüğüne' gönderme yapan bir sosyalizmin cazibesi vardı. Ne var ki sosyalizm de nihayette kapitalist dünya sisteminin içinde yer alan ve modernliğin zihniyet zemini üzerinde duran bir ideoloji. Bugünün dünyasında hâlâ kimlik ve cemaat oluşturucu bir özelliğinden söz edilebilir ama gerçek anlamda politik niteliğinden söz etmek pek anlamlı değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024