Fehmi KORU
Bugünkü yazımı ‘iktidar medyası’ yazdı.. Orada bir şeyler oluyor ve ben de olanı anlamaya çalışıyorum…
Her salatalığa elde tuzluk koşanlardan değilim. Benim de kendime göre gündemlerim var ve onların dışında kalan konuları takip etmekle birlikte istesem de her birine değinemiyorum. Oysa benim burada değerlendirdiklerim dışında da paylaşmaya değer pek çok konu var.
Bakın benim yanına yaklaşmadığım iki konuda neler yaşandı. Her iki konuyu bir arada ele alan bir yazıdan sizlere nakledeceğim:
Tıp fakültesini kazanan başörtülü bir genç kızın, popüler bir TV hatibine, ameliyata girmek yerine namaz kılmayı yeğlediğini belirten bir soru sorduğu bilgisi etrafa yayılmış. Bu bilgi yanlışmış. Yanlış bilgi olmasına aldırılmadan medyadan ve sosyal medyadan genç kıza hakaretler yağdırılmış.
Üzücü bir olay.
Buna karşılık, bir yargıç bir avukatın etek boyunu duruşma sırasında sorun haline getirmiş ve bunu zapta geçirmeye çalışmış. Hemen ardından adalet bakanlığı (HSK olacak) devreye girip yargıcı derhal görevden almış; almış ama kadın örgütlerinin tepkisi dinmediği gibi medyadan ve sosyal medya hesaplarından hakaretler de yağmaya devam etmiş…
Eee? Eee’sini de yazıdan aynen aktarayım:
“İki olay arasındaki farkı görüyorsunuz değil mi? Haksızlığa uğrayan başörtülü olunca bir Allah’ın kulu kadın haklarından, kadına şiddetten, küfürden, hakaretten, iftiradan ve aşağılık cinsel içerikli küfürden rahatsız olmuyor. Ama aynı haksızlığa uğrayan başı örtüsüz ve kısa etekli olunca Türkiye ayağa kalkıyor. Avukat hanım için dakika sektirmeden harekete geçerek hâkimi görevden uzaklaştıran Adalet Bakanlığı, başörtülü vatandaşı için sessiz kalıyor.”
Şahsen ben bu iki olay arasında bir benzerlik görmüyorum; ilkinde bir yalan haber söz konusu, ikincisi ise yaşanmış gerçek bir olay… Hatta topluca tepki verenler de her iki olayda aynı kesim; ilkinde yalan olmasına aldırmadan tepki vermişler, aynı kitle gerçek bir olay yakalayınca tepki fırsatını kaçırmamış…
Yine de iki olayı birbirine bağlayan bir ortak nokta var: Her iki olay da İstanbulluların belediye başkanı seçimi için yeniden sandık başına gitmeye hazırlandığı günümüzde geçiyor.
AK Parti iktidarında.
Konuyu ele alan yazı da AK Parti’ye ve adayına en keskin desteği veren bir gazetede, desteğini gizlemeyen bir kalemden çıkma.
Mutlaka bir anlamı olmalı bu yazının, ama ne?
Cevap bir başka yazıda
Bu yazının bugün çıktığı gazetede yine bugün yer alan bir başka yazı bu soruyu açıklayabilir mi acaba?
AK Parti’nin İstanbul belediye başkan adayı, programına katıldığı muhalif bir kanalda “Çaldılar çünkü” demesi hesaba çekildiğinde, “Ona mecburdum. Çünkü algı operasyonu yapıldı. Sesimi duyuramıyorum, kendimi ifade edemiyorum” demişti.
Yazısının başlığı ‘Erken uyarı sitemi!’ olan ikinci yazar bu söz üzerine aynen şu ‘sitemde’bulunuyor:
“Binali Bey’in isteyip de çıkamadığı kaç televizyon, dilediğinde konuşamadığı kaç gazete var ki? Neredeyse yok! Ee öyleyse?! Aslına bakılırsa bu, tezlere ve kitaplara konu olacak cinsten bir şikâyet. AK Parti, iktidarının ilk iki döneminde yerleşik medya düzeniyle kıyasıya mücadele etti. Manşetleri yıka yıka güçlendi. Çünkü haklıydı ve mağdurdu. Direnci kırmak için alternatif medya organlarının yolunu açtı. Televizyonlar, gazeteler, medya grupları el değiştirdi. Fakat bu sefer de AK Parti’nin lehine ama tek sesli bir yapı oluştu. İktidar bir süre bunun avantajını gördü. 17/25 Aralık sürecinde ve 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi. Ancak zamanla hataları/yanlışları görmezden gelen ve farklı düşüneni tasfiye eden bir düzen peyda oldu. Ve mevcut hâl, AK Parti için dezavantaja dönüştü.”
İki yazıyı birbirine bağlayan nokta şu: İlk yazıda iki ayrı olayda tek taraflı saldırının gündeme hakim hale gelişi şikayet konusu ediliyordu; ikinci yazı bunun nedenini “Çünkü iktidar medyasında güven ve itibar zedelendi, inandırıcılık bitti, izleyici bıktı” diye açıklıyor.
Dahası, ikinci yazıyı kaleme alan, AK Parti’nin aleyhine çalıştığı ortaya çıkan yeni medya düzenini başlatan temel yanlışı da, açıkça, “Zamanla hataları/yanlışları görmezden gelen ve farklı düşüneni tasfiye eden bir düzen peyda oldu; ve mevcut hâl AK Parti için dezavantaja dönüştü” diye tespit ediyor.
Bu defa bir kavga yazısı
Ele alınmayı bekleyen bir yazı daha var.
Yeni düzenin farklı bir özelliği yine aynı gazetede ve yine bugün bir başka yazar, köşesinde,‘iktidar medyası’ içerisine yeni giren başka bir gazetenin yazarına takılırken kendini gösteriyor.
Hem de bakın nasıl takılıyor:
“Ben sana bizim taraftansın demedim. Bizim taraftan değilsin ama sen bizim tarafın köpeğisin. Eskiden Aydın Doğan’ın köpeğiydin, şimdi ise bizim köpeğimizsin. Sahibin değişiyor ama her devir sen bir köpeksin. Biz yat desek yatıyorsun. Kalk desek kalkıyorsun.”
İçim kalktı bu satırları yazıma aktarırken. Bu üslubun gazetelerde boy göstermesini, aynı gün çıkan diğer iki yazıyla uyarılan ve sitemden haberdar edilen ‘iktidar gazetesi’ okuru herhalde yadırgamamıştır; fakat ben mesleğim adına olağanüstü yadırgadım.
“Onun için” demiş ikinci yazının sahibi “Gazeteciliğin ahlak, vicdan, hakkaniyet, doğruluk, dürüstlük gibi temel ilkeler üzerine oturması gerekiyor.”
Başka söze hacet yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026