Fehmi KORU
Uzaktan izlemesi bile hüzün verici. Bir ülkenin -hangi ülke olursa olsun- bu hale düşürülmesi orada yaşayanlar açısından keyif kaçırıcı olmalı.
ABD günümüzde uzaktan bakanlara hüzün veriyor, vatandaşlarının ve orada yaşayanların da hiç kuşkusuz keyifleri müthiş kaçık durumdadır.
Ülkenin başkentinin sakinleri dünü evlerinde geçirmek zorundaydılar. Sokaklarda yalnızca güvenlik güçleri, gazeteciler ve günün etkinliklerine davetli az sayıda -bin kadar- insan vardı.
Oysa, o gün, ülkenin seçimden başarıyla çıkmış olan başkanı yemin edip halkın kendisine tevdi ettiği görevini üstlenecekti.
Neşenin hakim olması gereken saatlerde neşeye ortak olması beklenecek halk ortalıkta görünmüyordu.
Davetlilerin yüzleri korona maskelerinden seçilmiyordu, ama tedirgin oldukları her hallerinden belliydi.
Her davetliye 30’un üzerinde güvenlik mensubu düşecek kadar ağır önlemler alınan bir ortamda tedirginlik duymamak mümkün mü?
Eskiden böyle günlerde korunması gereken önemli kişileri Ortadoğulu görünümlülerin uzağında tutmak önlem olarak yeterliydi; şimdi öyle mi ya, tehdit yüzde 100 yerli halktan geliyor ve o yüzden ülke vatandaşlarını evlerinde tutmak gerekiyor.
Son 15 güne gölgesi düşen olaylar, ABD’yi, uzaktan bakanların gözünden düşürmekte. Amerikalılar da bunun farkında. Günlerdir gazetelerinde yazılanlarda, televizyon programlarına yansıyan yorumlarda en dikkat çekici bölümler, ülkenin yaldızlarının döküldüğüne dair olan görüşler…
Yanlış da değil bu tespit.
Dünkü törenlerin şerefine yapıldığı, yemin ettikten sonra görevine başlayan yeni başkan Joe Biden’in konuşmasında da, olayları Amerika dışından izleyenlere mesajlar vardı. Güven tazeleme ihtiyacına cevap teşkil etsin diye verilmiş mesajlar…

Galiba o güvenin dünya çapında yeniden tesisi hiç kolay olmayacak.
Yine de güne damga vurması için hazırlanmış konuşmasında, Biden, mesaj önceliğini kendi vatandaşlarını akılda tutarak verdi. Kim bilir kaç kez “Birlik olalım, birlik olalım” demiştir. Sayılmaya değecek kadar çok tekrarladı Biden birlik olma ihtiyacını…
Büyük ihtimalle o mesaj da kitlelerde beklendiği kadar alıcı bulamayacak.
Darbeler ve darbe girişimleri ile başka ülkelerde karşılaşıldığında ABD hemen üst perdeden akıl verme moduna girerdi. Şimdi ise demokrasiye darbe vurma girişimini söylemleri ve tavırlarıyla ülkenin başına dert olarak eski başkan Donald Trump açtı. Buna rağmen, kamuoyu yoklamaları, Trump’ın toplumdaki karşılığının hala yerli yerinde kaldığına işaret ediyor.
Amerikan halkının yarıya yakını -hiç değilse üçte biri- hala Trump-yanlısı… Nasıl olacak da o kitleler birlik ve beraberliğin yeniden tesisine yardımcı olacak?
Bir İngiliz gazetesi (Daily Telegraph), dün, BBC’de kültür programı da sunan bir klasik dönem hocasından, Trump ile Biden çekişmesini Roma İmparatorluğu’ndaki bir Sezar’dan diğerine iktidar değişimi açısından değerlendirmesini istemiş. Prof. Mary Beard, yazısında, Roma’da hükümdar değişiminin genellikle kanlı olduğuna dair örnekler veriyor. Kimi suikasta uğramış, kimi en yakınlarının ihanetine uğrayarak arkasından bıçaklanmış, bazısı gözü dışarıda eşleri tarafından zehirlenmiş; cesedi nehre atılan Roma hükümdarı da var.
“12 ilk imparatordan biri hariç hepsi hayatını kaybettiği olaylarla tahtından oldu” diye yazıyor Mary Hanım ve ekliyor: “Yönetici değişiminin kanlı olması Roma’da yönetime gelenlerin deli olduğundan değil, kansız değişim yönteminin henüz keşfedilmemiş olduğundandı.”
Demokrasi ve onun yöntemi olan sandık, yönetimin kansız değişimini sağlayan en önemli icat. Sandıkta yenilen yerini kazanana devrediyor demokrasilerde.
Trump işte uygar dünya politikacılarının hepsinin kabul ettiği varsayılan bu ilkeye ihanet etmeye kalktı. Roma’da ve onu takip eden demokrasi-öncesi pek çok imparatorlukta geçerli olan zorlamayla iktidarda kalma yoluna başvurmak istedi Trump.
Zor kullanarak, hatta seçime hile karıştırarak yerlerinde kalmayı beceren zorbalar hala var değişik ülkelerde; ancak ABD gibi demokrasi şampiyonluğunu elinde tuttuğu iddiasına sahip bir ülkede, ‘sandığa hile karıştırıldığı’ ithamı kullanılarak seçim sonucunun tartışmaya açılması ve o bahane kullanılarak bir kere iktidarı elde etmiş başkanın yerinde kalabileceği umuduna kapılınması, her şeyden önce, o ülkenin itibarını zedelemiş oldu.
Bunu sağlamak için Capitol binasının basılması, seçilmiş politikacıları yakalama çabasına girilmesi, kendilerine ram olmayan kişilerden ‘hainler’ olarak söz edilmesi ve cezalandırılacak kişilere ulaşılamayınca etrafın tahrip edilmesi, uygarlık-öncesi çağların uygulamalarını akla getiriyor.
Sonuçta ABD’de bu ilkel müdahaleci yaklaşım başarılı olamadı.
ABD’de son 15 günde yaşananlardan aynı ülkedeki Trump-yanlıları -hiç değilse önemli bir bölümü- ders çıkarmışa benzemiyor. ABD dışındaki ülkelerde iktidarı terk etmemek için her şeyi göze alabilen -yine aynı örneği vereceğim: Belarus’ta seçime hile karıştırarak yönetimde kaldığı 26 yıla dört yıl daha ekleyen Alexander Lukashenko gibi- popülist liderlerin de ders alacağı yok.
Galiba endişe duyanlar haklı; asırların birikimini hiçe sayan ve ilkel çağların özelliklerini benimseyen Trump tipi liderler eliyle 2 bin yıl öncesinin özellikleri günümüze taşınıyor.
Joe Biden konuşmasında verdiği mesajlarla bu yanlış gidişin farkında olduğunu belli etti.
Gidişi tersine çevirmeyi başarabilecek mi?
Bekleyip göreceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
12.02.2026
10.02.2026
8.02.2026
6.02.2026
3.02.2026
1.02.2026
30.01.2026
29.01.2026
27.01.2026
25.01.2026