Halil BERKTAY
21 Kasım Çarşamba akşamı aHaber’de bir programa dâvetliydim. Filistin sorunu ve Gazze, dendi. 17:05 gibi masaya oturdum ve önce, kanalın Gazze’deki muhabirini izledik. Pilotsuz İsrail hava araçlarının vınlamaları ve F-16’ların homurtuları. Patlamalar. Ölen çocuklar, bebekler. Hava kederle, yasla ağır.
Hocam ne diyorsunuz, nedir bu durum diye sorulduğunda, dayanamadım; önce, dedim, bu olayı bu kadar sempati ve empatiyle verebilen Türkiye televizyonlarının, Uludere’de yaşananları nasıl verdiğine, daha doğrusu vermediğine de bakmak gerekir. Orası da benzer bir cehennem değil miydi yani; silâhsız insanların tepesine bombalar yağmıyor, gençler ve çocuklar ölmüyor muydu? (Biraz daha fazlasını ise sadece aklımdan geçirdim: Ne yaptı bunca tv haber programı, facia anlaşıldıktan sonra bile, susmaktan gayri? Yalnız Taraf değil bütün medya konuşsa ve hükümetten israrla hesap sorsaydı, PKK savaş havasına bu kadar kolay girer ve/ya BDP’yi de bu kadar rahat peşinden sürükler miydi?)
Bu sorular ve daha niceleri gayet yerinde, çünkü bir yanda, İsrail ile Filistin’in (ve Gazze Şeridi’nin) ilişkisi; diğer yanda, Türkiye devleti ile Kürtlerin ve Kürdistan’ın ilişkisi, her bakımdan dâvet ediyor bu karşılaştırmayı, vahşice, çığlık çığlığa. Yanlış anlaşılmamak için hemen belirteyim ki bu paralellikler, tekil mağduriyet öykülerinden çok daha karmaşık. İlginçtir: her iki olayın da bir yanında, “haklı”yken “haksız” olmuş, kibir ve gaddarlığa bürünmüş bir “ezen” milliyetçilik var. Yahudiler Ortaçağdan 19. yüzyıl sonlarına giderek ağırlaşan bir anti-Semitizme maruz kaldılar. 20. yüzyılda bu, Nazi ırkçılığı ve Holokost’la doruğuna ulaştı. Sürecin tamamı boyunca gelişen karşılığı ise (Pan-Slavizm, Pan-Cermanizm, Yunan megali idea’sı ve Türk Turancılığı ile aynı kategoriye dahil edebileceğimiz) Siyonizm oldu. Devlet kurarken ve kurduktan sonra, Arap ve Filistinlilerin canına okudular, okumaya devam ediyorlar. Osmanlı İmparatorluğu’nun “uzun 19. yüzyıl”daki gerileme ve küçülmesi sırasında Türk-Müslüman nüfus çok acı çekti. Yenilgiler birbirini izledi; terörize edildi; Kırım’da, Kafkasya’da, en önemlisi Balkanlarda “doğduğu diyar”lardan sökülüp atıldı. Bunun da karşılığında, olanca vahşeti, proto-faşizmi ve Sosyal Darwinizmi ile Türk milliyetçiliği gelişti. İlk (İttihatçı) aşamasında, Bulgar ve Yunanlılara yapamadıklarının öfkesini Ermenilerden 1915 soykırımıyla çıkardı. Kemalist Cumhuriyet’te, gayrimüslim “azınlık”ları da hâlâ süründürürken, asıl Kürtlere kan kusturmaya girişti. Bugün bile bir türlü duramıyor, öğrenemiyor, devam ediyor.
Fakat bir yanda İsrail ve diğer yanda Türkiye devletlerinin, şiddete karşı daha fazla şiddete başvurmaktan başka şey bilmeyen, kafası ancak buna çalışan kör inadı, aynı zamanda muadili ve simetriğini bir kere daha zalimi ve düşmanından öğrenip ona benzeyen; kendi “haklı”lığından kendi “haksız”lığına yol alırken milliyetçi nefretlerin “Amerika’sını yeniden keşfeden” PKK ve Hamas gibi iki şiddet hortlağını yaratıyor. Evet, nasıl Kürt halkı mağdur ama PKK bir şiddet hortlağıysa, Filistin ve Gazze halkı da mağdur ama Hamas bir şiddet hortlağı. “Haklı”lığını bir “ilk günah”a, Filistinlilerin yerlerinden yurtlarından edilmişliğine dayandırarak, sonsuza kadar intikam peşinde koşmaya hazır: İsrail’in bir devlet olarak varolma hakkını ve 1993 Oslo Anlaşmalarını tanımıyor; İran’dan aldığı Fecir-5 ve M-75 gibi roketlerden onlarcasını her gün İsrail yerleşim bölgelerine fırlatıyor (bu da onların Silvan baskını gibi): kendine alanında mutlak hegemonya arıyor ve (PKK’nın “hain”lerine yaptığı gibi) “İsrail muhbiri” saydığı herkesi elleri kolları bağlı getirip sokak ortasında infaz etmek suretiyle topluma dehşet mesajları vermekten de geri durmuyor.
Nasıl çıkılır bu sarmaldan? Bilmiyorum. Ama örneğin Roni Margulies’in 21 Kasım yazısındaki “açlık, sefalet, çaresizlik... [öyleyse] roket atan... haklıdır” mantığıyla asla çıkılamayacağı; bu zihniyetin (Kürt halkı gibi) Filistin halkının da en kötü dostu ve danışmanı olduğu kanısındayım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024