Hasan Bülent KAHRAMAN
Uzun suskunluk, arayış ve beklenti döneminden sonra açıklamalar peş peşe gelerek Abdullah Gül siyasete davet edildi. Bu beklenmeyen, her şeyiyle sürpriz bir oluşum değil. Siyaset içi ilişkilerin birkaç aylık süre zarfında gösterdiği inişler çıkışlar çeki taşı gibi yerinde duran asıl meseleyi etkilemez. Asıl mesele dediğim Abdullah Gül gibi bir siyasi şahsiyetin siyasetin ağrılık merkezini her şart altında oluşturacağıdır.
Nasıl olmaz? Son yirmi beş yılın siyasetinde en etkili noktalarda bulunmuş bir kişiden söz ediyoruz. 1991'de parlamentoya girmiş ama 1960'lardan itibaren siyasetin içinde yaşamış bir kişi Gül. Milletvekili seçilmesinden hemen sonra partisinin yenilikçi, farklı cephesini oluşturmuş. On yıl kesintisiz AB Parlamenterler Meclisi'nde bulunmuş. Erbakan'a karşı hareketin liderliğini yapmış. Ak Parti hareketini hazırlamış. Programını yazmış. Başbakanlığını, çok başarılı Dışişleri Bakanlığını yapmış. Cumhurbaşkanı seçilmiş ki, bu bir darbenin arkasındandır. Cumhurbaşkanlığındaki başarısı ayrı bir konudur. Bu profilin değil Ak Parti, Türkiye siyaseti tarafından da daha ileri şekilde değerlendirilmemesi pek siyasi akılla uzlaşacak bir husus değildir. Nitekim o siyasi akıl harekete geçip bugünkü çağrıları gerçekleştirdi. Kaldı ki, Gül'ün Cumhurbaşkanlığından ayrılmasından hemen önce de bugünküne benzer davetler başlamıştı.
***
Görev yapmış liderlerin siyasete dönmesi ne Türkiye'de ilktir ne de dünyada. İnönü, kimseye nasip olmayan kariyerinin ardından 1961'de, hem de on yıl gündelik siyaseti en şiddetli şekilde yapıp yaşadıktan sonra Başbakan olmuş, genç Demirel tarafından 1965'te devrilmiştir. De Gaulle ulusal kahramandı. Uzun süre evinde oturduktan sonra bir kere daha siyasete çağrıldı. Sayısız örnek var.
Bugünkü demokratik siyaset veya bugünkü dünyanın yeni kitle iletişim araçları, yeni zaman- mekân algıları, kısacası çok daha hareketli ve hatta sivil ortamında İnönü ve De Gaulle türü 'kurtarıcı' siyasetçilere gerek yok. Tersine. Her şey çok daha fonksiyonel çizgide gelişiyor. Bugün Başbakan olan birisi Avrupa'da ertesi yıl bir şirketin genel müdürü oluyor veya bir uluslararası örgütte çalışabiliyor. Çok daha yumuşak geçişlerin, ısrarla söylüyorum demokratik pozisyonların dünyası bugünkü dünya. Gül zaten siyasetin dışında kalmayacaktı. Siyaset düşüncesi üretecekti. Siyasal meselelerle uğraşacaktı. Aynı işi parlamentoda eylemli siyasetin içinde olarak da yapabilir. Gül devlet adamlığını kanıtlamış bir siyasetçidir. Konumu ne olursa olsun bu niteliğini korur.
(Kişisel olarak 1961 Anayasası'nda yer alan, eski Cumhurbaşkanlarına Tabii Senatör sıfatıyla parlamentoda yer veren uygulamanın doğruluğuna daima inandım. Keşke tüm önceki Cumhurbaşkanlarını parlamentoya taşıyacak bir anayasal düzenleme yapılsa. Bu önermenin seçimli parlamenter sistem açısından kısıtlamalarını, darboğazlarını, doğurabileceği sorunları biliyorum ama mesela Demirel makamından ayrıldıktan sonra Meclis'te kalsaydı daha iyi olmaz mıydı?)
***
Bir kere bu böyle. İkincisi, daha da önemli. Gül, siyaseti istemedi. Siyaset Gül'ü istiyor. O mertebedeki siyasetçiler için bu böyledir. Verdim örneklerini. Anlaşılan bütün düzenlemelere rağmen eylemli politika dışı kaldığı altı ayda köprülerin altından gördüğümüz sular aktı ve bugün onun partisini yönetenler, iktidar, bir bütün olarak, Gül'ün mevcudiyetine geriye itilmez bir ihtiyaç duydu.
Bu noktaya varılmasına yol açan nedenleri, gerekçeleri biliyoruz. Fakat o spekülasyonda boğulmanın bir anlamı yok. Neticede siyaset makro ve mikro yapılarıyla Gül'e ihtiyaç duymuştur. Mikro ilişkilerden bağımsız bir siyaset de henüz icat edilmemiştir. Ama şu da muhakkak ki, eğer girerse, Gül'ün içinde olduğu siyaset Gül'e göre, bir siyaset olacaktır.
Bugünkünden farklı olacaktır...
.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025