Hilâl KAPLAN
Hatice Daşlı'nın adını belki duymadınız bile. Çünkü çok önemli meselelere boğulmuş gündemimiz içerisinde, onun hikâyesine de herhangi bir 'üçüncü sayfa' haberinden daha fazla yer verilmedi.
Hatice, daha 14 yaşındayken ailesi tarafından zorla evlendirildi. Bu evliliği ancak bir yıl sürdürebildikten sonra, boşanıp ailesinin yanına geri döndü. Fakat bu sefer de kuzeni olacak iki namussuz tarafından tecavüze uğradı. Hamile kaldığı öğrenilince de öldürüldü. Naaşı geçtiğimiz günlerde Batman Çayı'nda bulundu, karnındaki dört aylık bebekle birlikte...
İnsan gibi yaşamasına müsaade edilmeyen Hatice'ye bir cenaze merasimi bile çok görüldü. Gusül aldırılıp kefenlenmeden, kara bir ceset torbası içinde, akşam karanlığında, iş makinelerinin attığı toprakla defnedildi. Cenazesinde hiçbir akrabası yoktu; sadece kadınlar vardı. Hatice'nin neler yaşadığını çok iyi bilen başka kadınlar... Bu menfur cinayete ilişkin azmettirici olduğu şüphesiyle dedesi G.D., amcaları H.D. ve E.D. dahil yedi kişi gözaltına alındı. Tecavüzcüler ise kayıp... Dava neticesinde suçluların kim olduğunun ortaya çıkacaktır ama kısasın 'insanî' olmadığı gerekçesiyle kaldırıldığı bir ülkede, bu tecavüz ve cinayete karışmış namussuzların ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları şart.
Türkiye'de her yıl bin civarında kadın kocaları, eski kocaları, babaları, erkek kardeşleri/akrabaları, nişanlıları veya sevgilileri tarafından öldürülüyor ya da intihara sürükleniyor. Maktüllerin çoğunluğunu zorla evlendirilmeye veya dayak yemeye direnen ya da boşanmak isteyen veya boşanmış kadınlar oluşturuyor. Evlilik dışı ilişki yaşadığı veya sevdiği kişiye kaçtığı için öldürülen kadınlar da var. Sebep ne olursa olsun, sonuç değişmiyor ve bu zulmün adı "namus cinayeti" olarak konuyor.
Namus, kadim Yunanca'da "yasa" anlamına gelen "nomos" kelimesiyle irtibatı olduğu düşünülen değerli bir kelime. Ancak günümüzde namusa, "ırz" kelimesine indirgenerek sadece kadına ve kadın üzerinden erkeğe ait olan bir kavram muamelesi yapılıyor. Böyle olunca da İslâm'ın öngördüğü anlamından oldukça uzaklaştırılmış bir biçimde anlaşılıyor.
İslâm dini, ırzı kulun kendisinin koruması gereken bir nitelik olarak anlatıyor. Örneğin Nur suresinde önce erkeklere sonra da kadınlara seslenilerek şöyle hitap ediliyor:
Mü'min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. (...) Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (...) Ey mü'minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! (Nûr, 30-1)
Ayetlerden anlaşılacağı gibi, namusuna ve ırzına sahip çıkmak kadın veya erkek tüm müminlerin görevidir. Kadının namusu, erkeğin namusundan daha az veya daha fazla önemli değildir. Kadının namusu üzerinden erkeğin, erkeğin namusu üzerinden kadının namusu 'kirlenmez'. Kadın veya erkek tüm kullar yapıp ettiklerinden sadece kendileri sorumludurlar.
İslâm'a göre bir kulun namusu, diğerininki üzerinden tanımlanmaz veya etkilenmez. Ancak günümüz toplumunda, Hatice'nin başına gelenlerde olduğu gibi bazı erkekler bu kelimeyi zulümlerine paravan yaparak namuslarını kanla 'temizliyorlar'. En çok da esas namussuzun kendileri olduğunu gizlemek için...
"Namus" gibi kıymetli bir kelimeyi kullanarak gencecik kadınların hayatlarının beş satırlık bir habere indirgenmesinin engellenmesinde, devletin üstlenmesi gereken sorumluluk kadar önemli olan, bu fiilin ve katillerin toplum nezdinde de lanetlenmesidir. Bu minvalde "namus"u İslâm'ın öngördüğü asıl anlamına rücu ettirmek elzemdir. Çünkü namus da, insan hayatı gibi, cahillerin eline oyuncak edilmeyecek kadar kıymetlidir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019