Hüseyin ÇAKIR
Nasıl oldu da Dünya’nın dört bir yanı korkudan yaşanmaz hale geldi? Son yirmi yılda doğanlar, şiddet, terör, korku ile özgürlük seçimi içine doğdular.
"İslami veya İslamcı Terör” olarak tanımlanan “şeytani” bir güç bütün dünyayı dize getirmiş olarak gösteriliyor; böylesi bir algı yaratılarak,NATO, Pentagon… gibi Batı dünyasının dev askeri, istihbarat güçlerini IŞİD veya benzer, örgütler alt etmiş diye biz “salak” insanlara bunu bize yutturuyor…!!!, Yutturmaya çalışıyorlar.
Oysa 1990’lı yıllar dünyasının algısı neydi?
Özgürlükler dünyası Batı, özgürlüklerin olmadığı, otoriter Demir Perde!dünyasına karşı, özgürlüğün zaferini ilan etmişti.
Batı/kapitalist dünyası, “insanlık” adına artık seçeneksiz “tek yeni bir dünya” olarak pupa yelken uçsuz bucaksız özgürlükler dünyası denizlerine, okyanuslarına yol açmıştı.
Soğuk Savaş nihai olarak sona ermişti.
Bütün özgürlükler sınırsız, dünya tek bir dünya olacak, sınırlar kalkacak: Tek para, tek hukuk, tek devlet, küresel kültür, küresel insan… Ulus devletler anlamsızlaşıyor, ulus devlet simgeleri; Bayraklar, ulusal marşlar gibi… halkları birbirine kırdırmak için motive edici olarak kullanılan simgeler… anlamsızlaşıyordu.
Zaten ekonomi küreselleşmiş, ulus üstü şirketler dünyanın her yanında cirit atıyordu. Dünya tek para sistemine doğru gidiyor, borsalar yoluyla ekonomi ve ticari faaliyet, meta ve para dolaşımı küreselleşti… ki, bunlar ulus devletleri oluşturan temel ögelerdi.
Bende bu gidişe inandım, saf saf; sanki her şey kendi doğallığı içinde yol alacak, tarih doğru tekerlekle, doğru bir yola girmiş gibi düşünmüştüm. Öznelliğin, idareciliğine karşı, nesnelliğin doğallığı kendiliğinden gelişecek gibi, ütopik düşünmüştüm.
Düşmanın Olmadığı Tek Dünya Ama Özgürlükler Yeni Dünyaya Bol Geldi
Düşmana bağlı bir kapitalizm bitmiş, düşman ihtiyacıyla kendini var eden, gelişen, hegemonyasını kuran kapitalizm tarihe karışmıştı! yeni bir dünya, kutupsuz veya çok kutuplu yeni bir “barışçı kapitalizm”dünyasının oluşmakta olduğu düşünülüyordu.
Dahası, Marx’ın kapitalizm ’in en gelişmiş noktasından komünizme gidilecek teorisinin nesnel koşullarının oluşumu aşamasına gelindi diye düşünülüyordu. Sonuç olarak: Marx’ın teorisiyle: Teorik olarak herkesin ihtiyacına yetecek kadar üretim ve herkesin yeteneğine göre çalışabileceği bir dünya ya doğru gidiliyordu.
Gel zaman git zaman. 1990’lardan sonra aradan yirmi yıl geçti, bireysel, sosyal, kimliksel… vb. özgürlük fikri ve pratiği bütün dünyada Tusunami gibi yayıldı. Küreselleşmenin siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel dolaşımı ve özgürce oluşan küresel ağlar yoluyla bireylerin dolayımsız olarak ilişki kurma koşullarını yaratanı İnternet, cep telefonu, bireysel bloglar… vs… artık her birey kendini ifade edebildiği bir dünya oluştu.
Bu nesnel olanaklar ve koşullar, koca koca devletlerin hiç beklemediği bir zamanda ulus devletlerin çözülmesine yol açacak ortamı hızla yaratmaya başladı.
Özgürlüklerin yarattığı olanak ve ortam, sermayenin, siyasetin, devletlerin, sığ, derin istihbaratlarının iktidar, yönetim ve yönetme kapasitesine karşı, başka bir ağırlık merkezi oluşturmaya başlamıştı.
Çevre-Barış-Feminist-LBGT- Ulusal kimlikleri yok sayılanlar- Kentliler… gibi daha önce olmayan sosyal, siyasal hareketler, özgürlükçü ortamda egemen güçlere karşı siyasal alternatif olmaya doğru yol almaya başladılar, bu hareketler dünyanın bir ucundan, öteki ucuna birbirleriyle İnternet ağları yoluyla iletişim ve eylem birlikleri kuruyorlardı…
Göz göre göre, muktedir ve iktidar olanların karar vermediği halde klasik ulus devletler parçalanmaya doğru gidiyordu.
Devlet olmayan devlet olarak terör örgütü IŞİD
Ne olduysa bundan sonra oldu ve bugün klasik ulus devletin parçalanmasını istemeyen, bundan korkan, ulus devletin olanakları yoluyla ekonomik olarak var olan, askeri, elektronik, enerji, tarım gibi alanlardaki sermaye ve kapitalistler bu ani parçalanma tehlikesine karşı yeni bir düşman yaratarak ulus devletin gerekliliğini ve yeniden nasıl reorganize edilmesi konusunda gerekli olanı buldular: Şiddet, terör, korku… ve bu Hristiyan dünyasını tek vücut haline getirmesi için adı daİslam, İslamcılık olsun. Zaten, CIA Sovyetlerin Afganistan işgali sonrası,Yeşil Kuşak projesi doğrultusunda, Taliban, El Kaide gibi silahlı mücadele ve terörist eylemler yapacak örgütleri kurmuştu.
IŞİD’i başka bir kategoride değerlendirmek gerekiyor. IŞİD, tarihte bilinen terör örgütleriyle kıyaslamak gerekişe, Hassan Sabbah ile karşılaştırılabilir. IŞİD, Irak Sünni Baas Partisi, Saddam rejimi askeri, mali, sosyolojik temeli üstüne kurulmuş, ulus-devlet olmayan bir devlet nitelikli terör örgütü.
Bunun doğru yanlışlığını sorgulayan faniler. CIA raporlarına ve ABD Ortadoğu politikalarının son 45 yılına bakabilir.
Özgürlüklerin sınırını kontrol edemeyen ana kapitalist devletler, ulus devletlerinin parçalanması tehlikesine karşı yeni bir küresel düşman yaratılmasını düşünüyorlardı. Hantington’un Medeniyetler Çatışmasıteorisinden ilham alınmış olmalı ki, kendi yarattıkları İslamcı silahlı- terör gruplarını, küresel tehlike olarak 11 Eylül İkiz Kule saldırısıyla sahneye koydular.
Dünyanın önüne: Özgürlük mü, güvenlik mi ikilemi konmuş oldu.
İkiz Kulelerin Vurulması Dünyada Yeni bir Dönemi Başlattı
11 Eylül İkiz Kulelere saldırı ile dünya, artık (Varşova Paktı- Sovyetler Birliği, Sosyalist ülkeler… Çakal Carlos, Japon, İtalyan, Alman Kızılordusu… tehlikeler dışında) yepyeni bir terörle karşı karşıya olduğunu dünyaya inandırdı.
11 Eylül İkiz Kuleleri sonrası dünya algılar üstünden yönetilen dünya oldu. İnsanlar korktuğu/korkutulduğu için, otoriter, anti –demokratik bir tünele doğru sığınmak için koşuyorlar.
Hantington, şeytan mı, deha mı, sırrı burada gizli.
İnsanlık 11 Eylül olayından sonra İslamcı Terör, Küresel Tehlikekorkusuna, tehlikeyi canlı tutan eylemlerle inandırıldı.
Terör korkusu karşısında bütün dünyanın egemenleri ulus devletlerini korumak ve yeniden yapılandırmak için güvenlikçi devlet politikalarına sarılmış bulunuyorlar. Yeni ulus devlet yapılanmasının demokrasi, özgürlükler üstünden reorganize olamayacağı için, terör korkusunu bütün dünyaya yayarak otoriter rejimlere meşruiyet haklılığı sağlıyorlar.
Aynı zamanda terör korkusu, yeni ulus devlet reorganizasyonuna,“milli”ci politikalarına, ulusal güvenlikçi politikalarına ve askeri- silah sanayine devlet kaynaklarının aktarılmasına gerekçe gösteriliyor.
Ulusal güvenlikçilik, bütün dünyada ordulara-askerlere siyasal alanda söz ve karar sahibi olma meşruiyeti hakkı tanıyor.
Türkiye’de de hızla ordu, siyasal, ekonomik ve sosyal alanda söz ve karar sahibi oluyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018