İbrahim Kiras
Bugünkü iktidarın, biri ikisi değil, bütün ortakları sürekli her fırsatta emperyalist tehditlerden dem vuruyorlar. Bu manada bir ayrılık gayrılık yok aralarında. İstisnasız hepsi “Biz ülkemizi bölmek, devletimizi yıkmak, milletimizi yok etmek isteyen güçlere engel olmak amacıyla burada bulunuyoruz” diyorlar.
Herhalde “emperyalizme karşı mücadele ediyoruz” iddiası üzerinden siyasi pozisyonlarına meşruiyet üretebileceklerini düşünüyorlar. Yanlış da düşünmüyorlar, bu milletin hassasiyetleri belli. “Mevzubahis olan vatansa” başka hiçbir şeyi görmez gözümüz.
Ancak ülkemizin güvenliğini tehdit eden, devletimizi ele geçirmek isteyen emperyalist güçlerin adını vermedikleri için ortada ciddi bir belirsizlik var. Kim bunlar?
Bazen dış güçler diye de anılan bu düşmanlarımız, öteden beri kimlikleri hem çok belli gibi duran hem de çok belirsiz olan birileridir. Hem meşhur hem de meçhul. Başımıza gelenlerin sorumlusunun onlar olduğunu biliriz bilmesine de onların kim olduğunu tam olarak bilemeyiz.
Hatırlarsınız, geçtiğimiz yıllarda “faiz sebep enflasyon sonuç” teorisine dayalı politikalar inatla uygulanırken Türk parasının değeri giderek düşüyordu. O dönemde bunun dış güçlerin gerçekleştirdiği “kur saldırısı”nın sonucu olduğu söylenmiş ama söz konusu dış güçlerin adı ve adresi yine verilmemişti. Oysa saldırı somut bir eylem, her halükarda bir failinin olması gerekir.
İkincisi, kura saldırarak cebimizdeki paranın değerini düşüren, bizi daha da yoksullaştıran, çoluk çocuğumuzun rızkını çalan düşmanımızın kim olduğunu bilmek hakkımız değil mi? Yetkililer niye hâlâ söylemiyorlar düşmanımızın kim olduğunu? Bizden mi saklıyorlar? Kendileri de mi bilmiyorlar yoksa?
Aynı retorik pek değişmeden bugün de devam ettiriliyor. Hatta ülkenin devlet başkanının konuşma metinlerinde bile yer alabiliyor. “Bölgemizde kurgulanan yeni emperyalist oyunda Kıbrıs Adası’nın da menüye eklenmek istendiğine dair güçlü sinyaller alıyoruz” dedi geçenlerde Cumhurbaşkanı.
Burada da çok kesif bir belirsizlik söz konusu. Kim bu yeni oyunlar kuran emperyalist güçler?
ABD mi mesela? Emperyalizm denildiğinde akla gelen ilk ülkelerden birinden söz ediyoruz ne de olsa… Ancak bilhassa günümüzde bu ülkeyle ilişkimiz fevkalade iyi durumda. Daha geçen haftalarda iki ülkenin lideri Beyaz Saray’da düşman çatlattılar.
ABD’den -savaş uçağı alamasak da- iki yüz küsur adet Boeing yolcu uçağı ve sıvılaştırılmış doğal gaz satın almak için anlaşma imzaladık. ABD Başkanı bizim cumhurbaşkanını öve öve bitiremedi. Ordumuzun gücünü de dilinden hiç düşürmedi. Aynı şekilde bizim cumhurbaşkanı da Trump’tan hep dostum diye söz ediyor.
Bu dostluk bugünün olayı da değil üstelik. Öteden beri kendisiyle aramız iyi. Öyle ki 2020’de kaybettiği seçimde Biden’a karşı dostumuzu desteklemiştik Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak. Hasbelkader ABD Başkanı seçilen Biden da sonradan bunu problem etmişti.
ABD’yi böylece elediğimize göre, düşmanımız İngiltere, Almanya, Fransa olabilir mi?
Bu ülkelerle ilişkilerimiz öteden beri hep “bir dargın bir barışık” düzeninde sürüp gitse de şimdilerde aramızda adeta balayı havası yaşanıyor. En yakın müttefikimiz ABD’nin bile vermediği savaş uçaklarını onlardan alıyoruz. Son günlerde Ankara’ya biri geliyor, öbürü gidiyor. Çünkü son dönemde Washington’un her şart altında güvenilebilecek bir müttefik olmadığı görülünce Avrupa NATO’su fikri yeniden raftan indirildi. Askeri ve jeostratejik ağırlığı itibarıyla Türkiye’nin de bu proje içinde yer alması isteniyor.
Bunu bilhassa Almanlar çok istiyor. Kendi valizini kendisinin taşıdığı fotoğraf hoşumuza gitmese de Şansölye Türkiye’nin Avrupa savunma sistemi içinde yer almasına karşı Yunanistan ile Kıbrıs Rum kesiminin veto tehditlerini bertaraf etmek için harekete bile geçti.
Ayrıca, “düzensiz göçmen” trafiğinin kontrolü konusunda da bize şiddetle ihtiyaçları var bütün bu ülkelerin. Yani kaşımıza gözümüze bayılmasalar da bize düşmanlık edecek halleri de yok.
Öyleyse bugünlerde aleyhimizde “yeni oyunlar kuran” ülke Rusya olabilir mi? Son iki yüzyıldaki toprak kaybımızın büyük bölümünün sorumlusu olan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturduğu fiili tehdit kendimizi NATO şemsiyesi altına atmamıza yol açan, 1970’lerde önce ASALA’yı, sonra PKK’yı kurdurup üstümüze salan Rusya olabilir mi söz konusu düşman?
Herhalde olamaz. Putin yönetimiyle ilişkilerimiz bugüne kadar hiçbir Türk hükümetine nasip olmamış bir seviyede. Milyarlarca dolarlık kazanımı ve çok daha önemlisi altında zar zor yer alabildiğimiz Batı savunma şemsiyesini kaybetmeyi göze alarak S-400 füzesini alıp getirdiğimiz ülke düşmanlık mı edecek bize?
2023’teki kritik seçim öncesinde 20 milyar dolar tuttuğu söylenen yıllık doğalgaz ödememizi “sonra ödersiniz” diyerek erteleyen Putin nasıl düşmanımız olur?
Keza o dönemde bizden swap desteklerini esirgemeyen Körfez ülkeleri de düşmanımız olamaz herhalde.
Kim kaldı geriye? Çin mi? Onlarla da hiçbir problemimiz yok. O kadar ki pandemide bile Çin aşısını tercih ettik ilk aşamada. Çinli otomotiv şirketi ülkemize gelsin diye geçtiğimiz aylarda yerli ve milli otomobilimiz TOGG’u feda eden bir anlaşma imzaladık. Doğu Türkistan’da Müslüman Uygurlara yönelik olarak yıllardır devam eden etnik temizlik programına bile ses çıkarmayan bir ülkeye Çin niye düşman olsun?
O değil, bu değil… Düşmanımız kim bizim acaba?
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026