İbrahim Kiras
Bazılarımız farkında değil: Son birkaç yıl içinde Türkiye’de yasama ve yürütme kuvvetleriyle birlikte yargı kuvveti de merkezî yönetime bağlandı. Devletteki denetleyici kurumlar da fiilen ortadan kaldırıldı. Böyle bir ortamda mafyatik yapılanmaların, yeraltındaki illegal faaliyetlerin ve yolsuzlukların üzerine gidebilecek bir güç yok.
Diyeceksiniz ki bu ülkede denetleyici kurumların faaliyette olduğu, iyi kötü bağımsız bir yargının olduğu zamanlarda da yolsuzluklar ve yasadışı işler vardı. Keza başka ülkelerde de var. Doğru tabii… Yolsuzluğun yaşanmadığı, illegal yapıların mevcut olmadığı ülke yok. Ama ülkeden ülkeye de fark var.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göz atarsanız, istikrarlı bir demokratik yönetim geleneğine sahip ülkelerin listenin bir yanında, demokratik yönetim geleneğinin yerleşmediği ülkelerin ise listenin öbür yanında olduğunu görüyorsunuz. Hukukun işlediği, yargı gücünün bağımsız ve tarafsız olduğu ülkelerde de yolsuzluklar oluyor olmasına ama diğerlerine nazaran çok daha az oluyor.
Siyasi istikrarsızlık içindeki ülkelerde ise mafyatik yapılanmalar daha kolay faaliyet gösteriyorlar. Bunlar bir de kendilerini “derin devlet” olarak göstermeye çalışıyorlar. Yani bunların meşruiyet iddiaları bile ülkedeki yönetim zafiyetinde kaynak buluyor.
***
Ortak özellikleri yönetim zafiyeti olan bu ülkelerden geçenlerde de söz etmiş ve Türkiye’nin bu grup içinde yer almasının “tuhaflığını” anlatmaya çalışmıştım: Bu ülkelerde siyaset güçlü değildir, devlet çok başlıdır, kurumlar denetimsizdir. (Tıpkı “eski Türkiye”de olduğu gibi…) Oysa mevcut AK Parti hükümeti bu ülkede bugüne kadar görülmüş en güçlü iktidar. Yargı elinde, asker elinde, polis elinde. Medya elinde, sermaye elinde. Cemaatler, tarikatlar, dernekler, vakıflar da elinde. Buna rağmen mafyanın ve mafyatik ilişkilerin bu kadar gemi azıya alması mevcut iktidar mekanizmasındaki ciddi bir arızanın işareti olsa gerek…
Bu “arıza” aslında siyasi mekanizmadan ziyade siyasi zihniyette var olan bir arıza.
Mafyatik yapıların serbestçe at koşturdukları ülkelerdeki yönetim zafiyetini açıklamak için “siyaset güçlü değildir, devlet çok başlıdır, kurumlar denetimsizdir” dedim ya, aslında bütün gücün tek elde toplandığı, kurumların etkisizleştirildiği, toplum üzerinde baskı düzeninin inşa edildiği bir ülke için de aynı şey geçerli paradoksal olarak. Yani burada da siyaset aslında güçlü değildir ve aslında devlet mekanizması çok başlıdır…
Çünkü siyasetin gücünü de devlet kurumlarının uyumunu da hukuk sağlar. Hukukun üstünlüğünü tanımayan bir siyasi düzen gücünü başka yerlerden almak zorundadır. O başka yerlerin sağladığı güç ise devlet mekanizmasını işletmeye yarayan bir güç değildir.
***
Ne var ki bugünkü “siyasi düzen” birtakım yanlışların zorunlu sonucu olarak meydana gelmiş veya kazayla oluşmuş değil, özellikle tercih edilmiş bir düzen. Bir kişinin gönlünde yatan otokratik rejim hayalinin halkın çoğunluğundan onay almasıyla hayata geçmiş olan bir düzen.
Mamafih, “Güç çürütür, mutlak güç mutlaka çürütür” diye bir söz vardır. Güç sahiplerinin yaşadıkları güç şımarıklığı yüzünden -hem maddi hem de manevi anlamda- çürümeleri kastedilir. Ama unutmamak lazım ki bu çürüme giderek toplumsal bünyeyi de sarar. Hukukun yerine kendinizi geçirirseniz, mesela hangi iş adamının borcunun ödeneceğine ve hangisinin ödenmeyeceğine karar verir hale gelirseniz, bu tutum aşağıya doğru da yayılıp gider.
Kişisel intikam amacıyla bir anlamda halkın önünde itirafçılığa soyunmuş görünen bir suç örgütü liderinin ifşaatı bunu gösteriyor. Yukarıda birtakım illegal işlerin dizaynı yapılıyor ama aşağıda da -iddiaya göre- hakimler ve savcılar aranan bir zanlıya ait lüks otelde bedava tatil yapıyorlar.
Bu çürüme manzarasının öyle herkesi rahatsız etmiyor görünmesi de bir başka çürüme alameti. Oysa söz konusu iddiaların önemli bir bölümünün adli veya idari olarak soruşturulması ve dolayısıyla bunların “yalan, yanlış, iftira” olduğunun gösterilmesi mümkün. Mesela tarih ve adres belirterek ileri sürdüğü bazı “görüşme” iddiaları… Bunun yapılmadığına bakılırsa, durum sanılandan çok daha vahim.
En vahim olan ise yasadışı suç örgütü liderinin ‘Biz hepimiz aileyiz, her suçta beraberiz’ sözünün ifade ettiği anlam…
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026