İhsan DAĞI
Devlet 'aklanıyor'. Elbette kastettiğim AK Parti'nin artık devlet haline gelmesi değil. Tabii ki AK Parti devlet, hatta çoktan devlet olmalıydı. Bütün normal demokrasilerde seçim kazanan ve hükümet eden güç, devleti temsil eder ve yönetir.
'Devletin aklanması'yla kastettiğim şu; AK Parti devleti yönetir hale geldikçe devleti, devletin kurumlarını ve bürokratları da 'aklıyor', onlara adeta bir dokunulmazlık zırhı sunuyor. Bugün ne Genelkurmay başkanı, ne ÖSYM başkanı eleştirilemiyorsa veya eleştiriler bir anlam ifade etmiyorsa, nedeni 'devletin arkasında duran' güç; yani AK Parti hükümeti...
Bu güç sayesindedir ki ideolojisi eskiyen, kadroları dökülen, işlevi işlemeyen eski, arkaik devlet yeni bir formatta 'diriliyor'.
Devlet yakın tarihimizde hiç bu kadar muktedir olmamıştı. Sivil toplumun, ekonomik aktörlerin, iç denge mekanizmalarının denetlemediği, kısıtlamadığı devletten ben korkarım. Böyle bir devletin önüne 'derin' eki gelmesi pek uzak ihtimal değildir çünkü.
Son derece enteresan bir süreç... Sivilleşme taleplerinin ve dinamiklerinin iktidara taşıdığı AK Parti toplum karşısında devleti dirilten, güçlendiren bir işlev görmeye başlıyor. Yani sivil toplum karşısında gerileyen, etkisini, gücünü ve hatta meşruiyetini kaybeden 'Kemalist devlet' AK Parti iktidarında kılık değiştirerek kendini 'yeniden üretmeyi' başarıyor.
Kemalist ideolojik dokusu çözülen devlet 'muhafazakâr kimlik ve semboller' enjekte edilerek diriltiliyor. Tabii ki buna 'devletin eski sahipleri' ses çıkarmıyorlar. Kurtarılan onların devleti... Ne demek istediğimi anlamakta zorlananlar ordunun son dönemdeki durumuna baksın. Uludere'de sivil halkı bombalayan, Afyonkarahisar'da acemi erlere gece yarısı el bombası saydıran ordu 'muhafazakâr iktidarın koruma kanatları' altında eskisinden daha rahat, dokunulmaz ve eleştirilemez konumda. Bu alış-verişte kazanan kim sizce?
'Devlet,' AK Parti ve muhafazakârlar üzerinden kendine yepyeni ve sağlam bir 'arka' buldu. Bunu AK Parti 'devlet-millet kaynaşması' sanıyor olabilir. Bence olan, devletin millet üzerindeki kontrol araçlarının daha da güçlenmesinden başka bir şey değil. Toplumun ve sivil dinamiklerin 1980'lerden beri devlet karşısında kazandığı mevziler geri alınıyor. Hem de 'muhafazakâr bir kamuflaj'ın altında...
Bence çok zekice bir 'yeniden inşa' dönemi yaşıyoruz; devleti muhafazakâr kimlik ve kitlelerle buluşturarak 'yeniden üretmek'. Bu 'yeni zemin' hem ideolojik bakımdan daha sağlam hem de kitlesel destek itibarıyla daha geniş, güçlü ve de meşru...
Sonuçta 'toplum-millet' karşısında 'kamu otoritesi'ni inşa eden bir rol oynuyor AK Parti, bilerek veya bilmeyerek...
İşin püf noktası şu; devletin ideolojik zemini değiştiriliyor, ama toplum üzerindeki 'denetleyici', 'kurucu', 'hakim' rolü tahkim ediliyor. Dahası 'muhafazakâr' söylem ve semboller buyurgan ve hakim devleti meşrulaştırıyor, normalleştiriyor ve toplumsallaştırıyor. Şunu söyleyeyim; AK Parti devleti 'kurtarıyor'; atadıklarıyla MİT'i, YÖK'ü, ÖSYM'yi aklıyor, orduyu temize çıkarıyor.
Dün Kemalist ideolojinin koruma kanatları altında olan 'devlet' bugün AK Parti'nin, muhafazakâr-dindar kimliğinin altında çok daha güvende. Dün kolaylıkla eleştirilebilen 'devlet' bugün adeta dokunulmazlık kazanıyor.
Devletin yeniden hayatımızın her alanına derinlemesine karıştığı, her alanı kapladığı bir süreçten geçiyoruz. Devlet çok güçlü, sivil toplum ise sessiz, edilgen ve ürkek. Geçenlerde yine yazmıştım; 'ortalıkta Genç Siviller' bile yok. Toplumun aktör olma iradesi zayıflıyor; aktörlüğü tümüyle siyasete emanet ediyor. Siyasetse devleti yeniden üreten bir işlev kazanmış durumda.
Dün Kemalist kimliklerinden dolayı eleştirilemez olan kurumlar, bugün AK Parti hükümetiyle girdikleri ilişkinin diyeti olarak eleştirilemezlik istiyorlar. Ordu, bürokrasi, MİT, yargı AK Parti'nin dokunulmazlık zırhının altına girmek istiyorlar. Biz de bunu AK Parti'nin devlet olması ve devlet-millet kaynaşmasını sağlaması sanıyoruz.
Dün Kemalist zırhın içinde dokunulmaz olan kurum ve yapılar bugün de AK Parti'yle birlikte görünerek bir dokunulmazlık zırhı edinmeye çalışıyorlar. Benden uyarması...
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023