İhsan DAĞI
Birkaç yıl öncesine kadar hükümetin en çok takdir edilen icraatlarından birisi dış politikaydı. Şimdilerde ise en çok eleştirilen konu...
Bunun nedeni üzerinde siyaset ve strateji yapıcılarının kafa yormaları gerek. Dış politikada yapılan yanlışa ilişkin temel tespitimi daha önce yazdım; Davutoğlu’nun başlattığı ve yürüttüğü ‘sıfır sorun politikası’nı terk etmek, işbirliği ve diyalog perspektifinden çatışma ve gerginlik zeminine savrulmak..
Şimdilerde elimizde çekiç, önümüze çıkan her şeye ve herkese çivi muamelesi yapıyoruz. Kimseyi beğenmiyor, herkesi adam etmeye çalışıyor, gücümüzle orantısız biçimde aleme nizam vermeye uğraşıyoruz.
Objektif veri, rasyonel analiz ve gerçekçi hedef yerine, bazen duygusallık bazen de ideoloji dış politikaya yön veriyor. ‘Vatan-millet-Sakarya’ söylemiyle geçmişte de kitleler doldurulurdu; şimdi de benzer bir eğilime sapılmış durumda. Sonuçta, iç kamuoyunu okşayan, ama dışarıda etkisiz fakat çatışmacı bir dış politikaya geldik, dayandık.
Bölgede ve dünyada herkesle çatışma içine giren bir Türkiye yanlış yolda demektir. O yüzden ‘sıfır sorun politikası’nın felsefesine, söylemine, aygıtlarına yeniden dönmemiz gerek. O yıllarda bölgede ve dünyada ‘işbirliği’ arayan, çatışmaları bitirmeye çalışan bir Türkiye vardı. Ve o zaman Türkiye etkindi, güçlüydü; herkes hayranlıkla ve kıskançlıkla izliyordu bizi.
Şimdi, bırakın işbirliğini, çatışmalara körükle giden bir ülke görüntüsü var. Bölgesel şartlar değişti elbette. Tamam, ama hükümetin kendini ve bölgeyi görüş biçiminin de değiştiğini unutmayın; son derece etkili ‘yumuşak güç’ ve ‘sıfır sorun’ anlayışından gerekirse zor kullanarak ‘rejim değiştirme’ politikasına savruldu.
Rejimleri değiştirmeye kalkışmadan önce o rejimlerle gayet iyi ilişkiler kurulmuştu oysa. Suriye ile ‘ortak strateji’ toplantıları yapılırken Esed demokratik ve meşru bir hükümetin başında değildi. Adam diktatördü; bildiğimiz ‘muhaberat devleti’ydi Suriye. ‘Hama katliamı’ndan sorumlu bir rejimle kurulan yakın ilişkiyi eleştirenlere karşı hükümet; “Suriye ile ne kadar diyalog kurulur, ülke ne kadar dışa açılırsa orta ve uzun vadede Suriye’nin barışçıl dönüşümüne de o kadar çok katkıda bulunabiliriz.” diyordu. Haklıydı...
Dünyanın en güçlü devletlerinin bile içinden çıkamadığı bir politikadır dışarıdan ‘rejim değişikliği’. Üstelik bunun motoru da devlet değil sivil toplumdur. Biz bu işi kaba devlet gücüyle ve devlet kurumlarının aktörlüğüyle yapmaya kalkışıyoruz. Olmaz.
Kanaatim şudur: Dış politikada kalıcı, öngörülebilir işbirlikleri ancak demokratik rejimler arasında olur. Bu nedenle demokrasi istikametinde rejim değişikliğini arzu ederim. Ancak bu, uzun vadeli ve esas aktörün sivil toplum olduğu bir süreçtir. Devletler ‘rejim ihraç’ etmeye çalıştıklarında hem başarılı olamazlar hem de ellerindeki ürünü ‘kirletirler’. Bu, demokrasi bile olsa değişmez.
Mısır’da darbeye tepkiliyiz. Haklıyız. Ama bizim gibi düşünen, pozisyon alan başka bir ülke yok, İslam ülkeleri arasında bile... Suriye’de işbirliği yaptığımız Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri darbenin arkasında. Ürdün ve Filistin yönetimi de darbe rejimine destek veriyor. Hamas bile Mısır’da taraf olmadığını açıkladı.
Ne yapacağız şimdi? Mısır’dan sonra bu ‘hain’ rejimleri de mi teker teker değiştirmeye kalkışacağız? Bu sizce mümkün mü?
Ortadoğu’da rejimleri değiştirmek istiyorsanız yapacağınız iş, devlet eliyle devrim hazırlamak değil ekonomik ilişkilerin, sosyal ağların, sivil toplum işbirliklerinin kurulmasını sağlayacak bir barış ve güven ortamı yaratmaktır. Gerisini sivil toplum, biz, hallederiz.
İdeolojik, ütopik ve müdahaleci bir devlet politikası izlerseniz herkesle kötü olursunuz. Siz herkesi değiştirmeye çalışırken birileri de sizi değiştirmeye kalkışır.
Bakın, koca Çin bile dünyaya meydan okumuyor, çatışma istemiyor, devrim ihraç etmeye kalkışmıyor. Acaba neden?
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023