İhsan DAĞI
Liberal, özgürlük ister; kendisi ve herkes için... Devletin ve toplumun baskılarından bağımsız insanların kendi tercihleriyle özgürce yaşayabilecekleri bir düzen ister.
Özgürlüğü tehdit etme potansiyeli en yüksek olan ‘örgütlü yapı' sınırlandırılmamış devlettir. Devlet ne kadar denetimsiz ve sınırsız ise bireyler o kadar korunaksız kalır. Aslolan, soyut ve kolektif bir ‘icat' olan devlet değil somut bir ‘varlık' olan insansa devletin gücünün ve işlevlerinin sınırlandırılarak bireyin hizmetine sunulması gerekir.
İnsanların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan bir hukuk rejimi tarafından sınırlandırılan devlettir bir liberalin istediği. Ancak böyle bir devlet özgürlükleri çiğneyen değil koruyan bir devlet olabilir ve de ancak bu niteliğiyle meşruiyet kazanır. Yani, insan haklarını merkeze alan bir anayasa, oturmuş bir hukuk devleti ve güçler ayrımı ilkesi, piyasa ekonomisi ve özgür medya unsurlarıyla ‘liberal demokrasi'den söz ediyoruz...
Sınırlandırılmayan devlet kolektif bir cehennemdir. Böyle bir devletin tepesinde oturanlar tanrısal güçler vehmederler kendilerinde. İstediklerini ‘var' ederler, istemediklerini ‘yok'. Onlara biat, itaat ve hatta iman etmeniz gerekir. Her şeyin ve herkesin devlet otoritesini elinde tutanların elinde ve insafında olduğu bir düzende ne birey kalır, ne bireysel özgürlük.
Bir liberal devletin tarafsız olmasını ister. Devletin meşru yöneticileri tarafsız olmayabilir, kendi toplum vizyonları, ideolojileri, ütopyaları vardır elbette. Ama kendi anlayışlarını kamu kaynaklarını ve devletin zorlayıcı gücünü kullanarak topluma dayatamaz, toplumun ve bireyin farklılık hakkını ortadan kaldırıcı müdahalede bulunamaz.
Bize kendi ‘iyi'sini, kendi ‘doğru'sunu dayatan bir devlet kabul edilemez. İyiler ve doğrular ne tekildir, ne de kimsenin tekelindedir. Fikirlerin serbest piyasasında özgürce rekabet ederler. Kimse kamu kaynaklarını, yani hepimizin ürettiği değerleri kullanarak bizi kendine benzetmeye kalkışamaz.
Dolayısıyla liberaller tektipleştirici, müdahaleci bir devlet ve toplum düzen değil çoğulculuk ister. Bazı kolektif hareketler ve başta devlet homojen bir toplum yaratmaya kalkışabilir. Bu kalkışma kişisel tercihlere dışarıdan bir müdahale olarak bireyin özgürlük ve özerkliği ihlal eder, devletle birey arasında hiyerarşi inşa eder ve bireyi ezer. Liberal, bireysel tercihlere kamusal gücün karışmasına hoşgörüyle bakmaz.
Bir liberal piyasa ekonomisinin eksiksiz işlemesini ister. Mülkiyet hakkının, bireysel tercihlerin ve sınırlı devlet anlayışının gereğidir bu. Piyasa ekonomisi ekonomik faaliyetlerin rasyonelliği ve verimliliği kadar özgürlükler ve tercihler bağlamında da değerlidir. Siyasal otoritenin kaynakları keyfî biçimde yeniden dağıttığı ekonomide bireyle devlet arasında zaten eşitliksiz olan ilişki devlet lehine daha da bozulur.
Bir liberal, seçilmişlerin yönettiği bir ülke ister elbette. Liberal demokrasinin olmazsa olmazıdır bu ilke. O seçilmişlerin de hesap vermesini, kendini hukukla ve yurttaşların haklarıyla sınırlandırmasını, eşitlik ilkesi gereği kamu kaynaklarını destekçilerine peşkeş çekmemesini ister.
Televizyonların yayınlarına, gazetelerin haberlerine karışan, gazete alıp satan, savcı atayan, mahkemenin kararlarını belirlemeye çalışan, kendi icraatlarını denetleyecek Danıştay'a kimin başkan olacağına kendisi karar veren, TV'de kimlerin program yapamayacaklarını belirleyen, muhalif partinin seçim afişlerini astırmayan, ihale bozup ihale dağıtan, yaptığı yasayla yargıyı hükümete bağlayan, internet yasasıyla hükümet sansürünü süreklileştiren, vatandaşı fişleyen, ötekileştiren, sürekli iç düşman imal eden, insanlara kolayca hain yaftası yapıştıran bir liderin ülkesinde liberaller ne yapar?
İtiraz ederler...
Dün, otoriter Kemalizm'e, militarizme ve 28 Şubat'a itiraz etmişlerdi. Mağdurun kimliğinden, inancından, düşüncesinden bağımsız olarak otorite karşısında özgürlükten, ceberut devlet karşısında toplumdan ve bireyin tercihlerinden yana durmuşlardı.
Şimdi de aynı ilkelerle aynı yerde duruyorlar. Devlete karşı toplumu, otoriteye karşı özgürlüğü, zulme karşı adaleti savunuyorlar... Peki, dünün mağdurları?..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023