İhsan DAĞI
Bu Pazar sandığa giderken sorumuz bu: Türkiye yeniden demokrasi olacak mı? Cevabı 1 Kasım’dan sonra hep beraber göreceğiz. Ama şimdiden şunu söyleyebiliriz; demokrasi olmayan bir Türkiye yönetilemez, barışa kavuşamaz, zenginleşemez, bırakın bunları ‘bir’kalamaz.
Demokrasinin ne olduğunu, ne işe yaradığını son bir kez hatırlatmakta fayda var.
Her şeyden once demokrasi bir yöntemdir; seçimler yoluyla kimin yöneteceğine karar verilen bir yöntem. Elbette demokrasi sadece seçimlerden ibaret değil. Üstelik seçimlerin nasıl olduğu da önemli. Sadece seçimle demokrasi olmayacağını Sisi’nin Mısır’ında yapılan seçimler gösteriyor olmalı.
Adil, özgür ve yarışmacı koşullarda yapılmalıdır seçimler. Tüm görüşlerin, çıkarların, kimliklerin özgürce kendilerini ifade edebildikleri ve yarışa katılabildikleri seçimlerdir kimin yöneteceğine karar verilen ‘meşru seçim.’
Ancak bu bile demokrasiyi tam olarak ifade etmez. Temel hak ve özgürlüklerin kurumlar ve hukuk yoluyla güvence altına alınması demokrasinin başka bir ‘olmazsa olmaz’ şartıdır.
Seçimle gelenlerin özgürlükleri yok ettiği, hukuku dinlemediği, temel hakları sitematik ve yaygın bir biçimde ihlal ettiği rejim demokrasi olarak nitelenemez.
Dahası demokrasinin özünde ‘azınlıkların korunması’ vardır. Bir yöntem olarak ‘çoğunluğun yönetimi’ fikrine dayanan demokrasi çoğunluğun yönetiminin meşruiyetini azınlıkta kalanların özgürlüklerine bağlamıştır. Azınlıkların hakları ve özgürlükleri çoğunluğun keyfine, isteğine, çıkarına, insafına, merhametine emanet edilemez; çoğunluktan bağımsız kendi başına vardır, değerlidir, dokunulmazdır.
Azınlıklar özgür değilse, hakları sistematik olarak ihlal ediliyorsa ve bir gün çoğunluk olma hakları ellerinden alınıyorsa çoğunluk yönetimi demokratik meşruiyetini kaybeder.
Demokrasi, hukuk devleti ve temel haklar ve özgürlükler çerçevesinde çoğunluğun yönettiği bir rejimin adıdır; kimin iktidar olacağını belirler, ama bir o kadar da iktidardakilerin nasıl yöneteceğinin sınırlarını çizer, iktidar olmayanların özgürlüklerini güvenceye bağlar.
Demokrasilerde güç hiçbir kimsenin ya da grubun tekelinde, sınırsız ve denetimsiz olamaz.
Yasama, yargı ve yürütme işlevlerinin bölündüğü bir kuvvetler ayrılığı ilkesi, düzenli aralıklarla yapılan adil ve özgür seçimler, sivil toplum örgütleri, çıkar grupları gibi kurumlar ve mekanizmalar gücün tekelleşmesini ve mülkleşmesini engellemek için vardır.
Demokrasiler çoğunluk rejimleridir. Görüşlerin, çözüm yollarının, yani sosyal ve siyasal gerçekliğin mutlak olmadığı önkabulüne dayanır. Mutlak ve tek bir hakikat değil hakikatler vardır ve siyaset bu farklı hakikat ve çıkar tasarımlarının serbestçe rekabet ettiği ve bazen de uzlaştığı kamusal bir etkinliktir.
Dolayısıyla demokrasilerde yöneten çoğunluk ‘hakikat’ ve ‘kamusal iyi’üzerinde mutlak egemenlik iddia edemez. Sayısal çoğunluk, azınlıkta kalan kişilerin, görüşlerin ve hayat biçimlerinin meşru olmadığını öne süremez. Yani demokrasiler çoğunluk yönetimi değil çoğullukçu rejimlerdir. Farklı olanın bir arada barış içinde yaşamasını öngörür ve mümkün kılar.
Demokrasilerde iktidar, yurttaşların temel insan hak ve özgürlükleriyle sınırlıdır, ‘haddini aşamaz.’ Yurttaşların hakları ve özgürlüğü hukuka değil iktidarın insafına terk edilmişse toplumla devlet arasındaki toplumsal sözleşme çöker.
Dolayısıyla demokrasi bir barış projesidir, güvenlik de refah da demokrasi olmadan gerçekleştirilemez. ‘Rızaya dayalı meşru yönetim’inşa etmeden siyasal bir toplum yok demektir. Siyasal toplum yoksa orman kanunları işler.
Demokrasi ve özgürlükler rejimi aynı zamanda çatışma önleyici bir değer ve kurumdur. Moral üstünlüğünün nedenlerinden birisi de barış üreten bu doğasıdır.
Peki ülkemiz neye benziyor?
Böylesine özgürlükçü bir demokrasiyle pek ilişkimizin kalmadığı ortada. Tamamen bağımızın kopup kopmayacağını Pazar gecesi anlayacağız. Her durumda açık olan şu: Bu çağda demokrasisi askıya alınmış bir Türkiye hem yönetilemez hem de ülkesel bütünlüğünü ve toplumsal barışını muhafaza edemez.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023