İlhami IŞIK
İnsanoğlu on binlerce yıllık toplumsal tarihinde kendisi için hayati önemde ve asla vazgeçemediği bir ihtiyaçlar piramidi inşa etti. Bu ihtiyaçlar piramidinin en tepesinde her zaman yeme içme en önemli ihtiyaç olarak yerini korudu. Yeme içmeden sonra sırasıyla barınma ve güvenlik ihtiyacı geldi. Bu üç ihtiyaç bütün tarih boyunca insanoğlu dediğimiz türümüzün ‘’bütün davranışlarını’’ belirledi. Esasında adına kültür dediğimiz ve hayatta kalmamızı sağlayan bütün bildiklerimizin, öğrendiklerimizin ve uyguladıklarımızın kaynağında bu üç ihtiyacın mührü vardır.
İnsanlar bu üç ihtiyaç için toplumsallaşırlar. Bu üç ihtiyaç toplumsallaşmayı bir düzen içinde oluşmasını zorunlu kılar. Çünkü düzen içinde toplumsallaşmanın olumsuz alternatifi kaostur. Kaos hiç bir ihtiyacı karşılamadığı gibi, insan olarak hayattaki varlığımızı bir kemirgen gibi kemirir ve bölük pörçük hale gelen varlığımız hızla ufalarak çürümeye başlar.
İhtiyaçlar piramidinin huzur ve barış içinde karşılanması ve mutlu bir toplumsal hayat için hem düzen, olabilmenin gereği, hem de düzenin kusursuz işlemesi için temsili yönetimlere karar veririz. Hiç kuşkusuz bu süreç burada anlattığım gibi kolayca oluşmaz, kolayca gelişmez. Çünkü her ihtiyaç aynı zamanda beraberinde bir fikir de getirir. İhtiyaçların karşılanmasına fikirlerin rekabeti eşlik eder. Bu da bizi siyasetin kaynağına, tarih sahnesine çıkış nedenlerine götürür.
Tarihin belli dönemlerinde toplum kendi ihtiyaçlarını karşılarken ihtilaflar yaşamaya başlar. Bu ihtilafların siyasi düzeyde şekillenmesi doğal, gerekli ve makbuldur. Bir süre sonra söz konusu ihtilaflar başka içerikler de kazanır. İdeolojik, kültürel ve ekonomik alanda baş gösteren yeni ihtilaf çeşitleri gelişip güçlendikçe toplumu kutuplaştırmaya başlar. Kutuplaşan toplum artık yavaş yavaş düzenin dışına çıkararak kaotik ortama adım atar.
Bu durumda toplumlar ya yeni bir toplumsal sözleşme yolu ile ortak mutabakatlara varırlar ya da toplumdaki kaos büyür ve toplum kendi kendini yönetemez hale gelir. Toplumun kendi kendini yönetemez hale gelmesinin en büyük sonucu ‘’güven duygusunun’’ giderek zedelenmesidir.
Güven duygusu zedelenen toplum doğal olarak daha fazla güvenlik talep eder.
Güven duygusu zedelenen toplum ya da güvenlik ihtiyacını birinci öncelikli ihtiyacı olarak algılayan toplum, aslında iç ve dış saldırılara daha açık hale gelir. Toplumu ikna gücüne sahip olmayan, toplumun içinde toplumun büyük bir kesiminin rızasını alarak iktidar olma imkanına sahip olamayan bazı güçler, işte tam bu süreçte sahne alırlar.
Demokratik yollar ile iktidara gelme zahmetine girmeyen ve kendilerince daha ‘’kısa yollar’’ arayan mihraklar, demokratik yollara itibar etmedikleri için bir tür otomatik olarak şiddet ve terör yolu ile toplumu rehin alma yoluna başvururlar.
Toplumsal düzenin doğal imkan ve dinamiklerine bağlı olmayan güçler, geliştirdikleri şiddet ve terör eylemleri ile toplumda iki duygu zayıflamasını sağlamaya çalışırlar. Birincisi, toplumun kendi kendini yönetemediğini göstermek, diğeri de hiç kimsenin güvende olmadığını ayyukaya çıkarmak.
Kimliği, menşei, amacı ve niyeti ne olursa olsun bütün şiddet ve terör örgütlerinin başat hedefleri budur. Yönetenlerin yönetemediğini göstermek ve can güvenliğinin bütün ihtiyaçların en tepesine çıkmasını sağlamak. Diğer bir deyimle toplumun bu iki düzen damarına saldırarak toplumun bir tür ‘’komaya girmesini’’ sağlamak. Toplumsal koma toplumsal kaostan başka bir şeydir.
Peki bu korkunç amaçlar taşıyan düşmana karşı ne yapılmalı? Bunun cevaplarını gelecek yazılara bırakalım.
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları







































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
1.12.2025
25.10.2025
28.09.2025
14.09.2025
9.09.2025
1.09.2025
23.08.2025
10.08.2025
23.07.2025