İlker DEMİR
Baro, ilişkileri Avukatlık Kanunuyla tanımlı, tüzel kişiliğe sahip, bir nevi kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur.
Fransızca köklü bir sözcük, demir parmaklık anlamına geliyor.
Ama o demir neye parmaklık, aslolanı, hakkı bulmak gerekiyor.
Baronun dünyada geçmişi ta MÖ'ye uzanıyor, Atina, Roma, 500, 600'lü yıllara.
Türkiye topraklarına girmesi 2000 küsür yıl sonraları buluyor.
Osmanlı’da Baro, 1839 Tanzimat, 1856 Islahat Fermanı, ama 1876 Nizamnamesiyle 20 Mart 1878'de Adliye Nezareti/devlet iznine tabi olarak kuruluyor.
Ancak o güne kadar savunma tabi ki durmuyor, kadılı mahkemelerde halkın yazılı işlerini arzuhalciler çok öncesinden ama 14. yüzyıldan itibaren de resmen yapıyor.
Buradan hareketle kırılmasınlar, Türkiye'de avukatlığın genlerinde hakimleri ağlatan o yanık dilekçelerin yazımı, arzuhalcilik imajlarından bir türlü ayrılmıyor.
Arzuhalcilik ya da baro, kökeni savunma sistemi ve sistem, halkla bağını, neden olduğu suçları devletin kontrol ettiği bir mekanizmayla savundurtuyor.
Sistem, üstüne üstlük kararları da kendi koyduğu terazi ve dirhemleriyle yapıyor.
Pratiğe baktığınızda bu apaçık görünüyor.
Partiler, dernekler hiyerarşik olarak devlete bağlı değil, ama pratikte asla ifade hakkını yaşamıyor.
Biçimsel bağımsız, yarı bağımlı kamu dahil her izinli kuruluş, tüzük ve kanunlarla tamamen devlete bağlanıyor, fiilen devletleşiyor.
Mesela, "..kahraman ırkıma" demeden bir kongre yapılamıyor, mecliste yaşayan tüm kesimleri kapsamayan "devlet yemini"ni etmeden vekil olunamıyor.
Ama adalet diye şu meşhur üçlüye sığınılıyor: Savunma, yargı, infaz.
"Sağ"olsun demokrasisi de "var" sistemin, yasama yürütme yargı, onun yargı denilen ayağındaki savunma da hak, sımsıkı elde tutuluyor.
Sistem demokrasisini de, yargısını da bekasını garantiye alacak şekilde kuruyor ve bunu da gururla ve halka posta atarak ilan ediyor.
Hakimler bir kast sanki, "objektif" olabilme kılıflarıyla olabildiğince halktan izole yaşıyor.
Ama baro devletin yargı kanadının savunma bölümünde, devletin kanunlarıyla tanımlanan bir zırhla halkın yanında duruyor.
Bu zırhı her iktidar kendi modeliyle değiştirmek istediği için Ak Parti yeni bir model giydirmek istiyor, baroya yeni düzenlemelere girişiyor.
Nüfusa, temsile göre olsun diyor, neredeyse baroda şu marka çay demlensin demeye kadar varan diller dönüyor ama baroyu baro yönetir demiyor.
Eskiden tonu farklı, Ak Parti de TC'nin kuruluş kodlarına denk dizaynı kendi davasına uyumlamak istiyor.
Baronun hukukçularından ses çıkmıyor.
En çok baronun esnafları söze giriyor, hukuki bir tepki oluşmuyor.
Normal, çünkü prof ünvanlı esnaf bir baro eski başkanı C. Kaftancıoğlu'nun ifade hakkına cezayı haklı bulabiliyor.
Benzer nitelikte baronun çoğunluk temsilcisi başkanları, 'baroya müdahaleye karşı, başkanların Ankara'ya yürümesine' karar alıyor, yürüyüş engelleniyor, temel kişilik hakları çiğneniyor.
Devlet suç işliyor.
Engel kalkıyor, yürüyüş devam ediyor, ama o da ne, Ak Parti'ye 'önümü ilikletemeyeceksin' diyen yürüyüşçüler Anıtkabir'de önünü ilikliyor.
Muhufazakar kanuncular kendini ele veriyor, çünkü hukuk hiçbir iliklemeyi kabul etmiyor.
Avukatlar bunu biliyor, bu genel kabul görüyor, bu uygulanmayacaksa neden yürüyüş yapılıyor?
Bir de partilere "siz karışmayın, vekilleri desteğe göndermeyin ki savunma bölünmesin" diye tembihte bulunuyor.
Tutum kendi üyelerini de hukuku dışı merkezlere itiyor, aidiyetleri meşrulaştırıyor, savunmayı Ak Parti'den önce bölmeye zemin veriyor.
Sayın baro, olmuyor.
Ak Parti'nin Baroları hakimiyetine alma girişimi biliniyor engellemek için mücadele gerekiyor.
Türkiye demokrasi güçlerinin bölünme tecrübeleri zengin; işçi sınıfı bölündü, devlet sınıf ile oyuncak gibi oynadı, oynuyor.
Savunmanın bundan ders alması, amacı evrensel hukuk diye koyması, savunmaya devlet ve aidiyet virüsü kaçırmaması gerekiyor.
Diyanet'i yanlış bulup dinler kendi kendini örgütlemeli, devlet denetleyici olmalıdır diyen sivil siyaset, meslek örgütlenmeleri konusunda susuyor.
Sivil sol kendi meslek örgütlenme anlayışını neden açıklamıyor?
Bu konuda sivil siyasetin yeni "bir yetmez ama evet veya eskiye fit" kuyrukçuluğuna, devlet içi seçeneklere yeniden yönelmesine karşı dikkatli olması gerekiyor.
Baronun halkın savunmanı olabilmesi için demir parmaklığın hak/hukuk tarafında durması, giydirilen zırhı perişan etmesi gerekiyor.
Zihinleri sivilleştirmeden hiçbir şey olmuyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025
28.08.2025
10.08.2025
28.07.2025
17.07.2025
6.07.2025
23.06.2025