KEMAL GÖKTAŞ
Sürü bağışıklığından büyük kapanmaya: Britanya corona muharebesine hazırlanıyor
Britanya’da İşçi Partisi Milletvekili Stephon Kinnock, eski Danimarka başbakanı olan eşi Helle Thorning-Schmidt’i de yanına alarak anne ve babasını ziyarete gittiğinde bunun polisle arasında krize neden olabileceğini hiç hesaplamamıştı.
Kinnock’un babası Neil Kinnock, İşçi Partisi’nin 1983 ile 1992 yılları arasında liderliğini yapmış ünlü bir politikacıydı. Oğlu ve gelini Kinnock’un doğum gününü kutlamak için eve girmeyi düşünmediler bile. Eşiyle birlikte evin dışına konulan sandalyelere oturan ve anne babasıyla aralarına 2 metre mesafe koyan Kinnock, babasının doğum gününü ‘sosyal mesafeyi de koruyarak’ kutladığını Twitter’dan bir fotoğrafla duyurdu. Ancak Güney Galler polis departmanı Kinnock’un bu tweet’inin altına “Babanızın doğum gününü kutlamanın güzel bir şey olduğunu biliyoruz, ancak bu zorunlu bir seyahat değil. Sizi, hepimizi güvende tutmak için hükümetin koyduğu sınırlamalara uymaya çağırıyoruz” diye yazdı. Kinnock ise “Aileme bazı gerekli malzemeleri teslim etmek zorunda olduğum için bunun çok önemli bir seyahat olduğunu düşünüyorum. Babama ‘İyi ki doğdun’ şarkısını söyleyecek kadar kaldım ve sonra ayrıldım” diye yazmak zorunda kaldı.
‘Önlemler altı ay daha sürebilir’
Britanya, polisin bu kadar hassas davranmasına yol açan tedbirleri birkaç hafta öncesine kadar hayal bile etmiyordu. Şimdi ülke, kısmi karantina altında. Üstelik Ulusal Sağlık Direktörü Yardımcısı Dr. Jenny Harries, alınan önlemlerin altı ay daha sürebileceğini açıkladı. Önlemlerin kaldırılarak aniden normale dönmenin daha tehlikeli olacağını söyleyen Harries, durumun üç haftada bir gözden geçirileceğini söyledi.
Oysa, hikaye Britanya için farklı başlamıştı.
Corona virüsü salgınının hemen öncesinde seçimleri rakibi İşçi Partisi’ne son 85 yılın en büyük hezimetini yaşatarak büyük başarıyla kazanmış olan Muhafazakar Parti’nin başbakanı Boris Johnson, hastalığın Britanya’da yayılmaya başladığı günlerde, toplumun sert önlemlerin açıklanmasını beklediği basın toplantısında, salgınla ‘sürü bağışıklığı’ yöntemiyle mücadele edileceğini duyurmuştu.
Büyük bir kayıtsızlıkla “Bazılarımız sevdiklerini kaybedecek” diyen Johnson ve hükümeti okulların tatil edilmesi başta olmak üzere sosyal hayatta kısıtlamalar getirilmesi beklentilerini boşa çıkarmış, sadece ‘ellerinizi yıkayın’ ile özetlenebilecek bir salgından korunma stratejisini ortaya koymuştu.
Buna göre toplumda yeteri kadar insan hastalığı geçirince yani sürü, bağışıklık kazanınca salgının yayılması duracaktı. Muhafazakar Parti’nin temel motivasyonunun insanları eve kapatmanın ekonomi üzerinde yaratacağı tahribatları önlemek, yani ‘çarkların dönmesi’ olduğu açıktı.
Neyse ki, Britanya hükümeti, bu çılgınca fikrinden başkent Londra’daki Imperial College’nin hazırladığı rapordaki uyarıları dikkate alarak vazgeçti. Ancak Johnson, sürü bağışıklığı sisteminden vazgeçerken bile bunu birden değil aşama aşama yaptı ve önlemlerin alınması en az iki hafta gecikmiş oldu.
Geç gelen önlemler
Önce okullar tatil edildi, ardından barlar, restoranlar ve eğlence yerleri kapatıldı. Ülkede işe gitmek zorunda olanlar dışında sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde ise salgın giderek yayılmıştı. Sürü bağışıklığını hayata geçirmeyi tasarlayan, üstelik daha 3 Mart’ta, kameralar karşısında sağlık personeli ile el sıkışmasını savunan Johnson ile tahtın varisi Prens Charles ve Sağlık Bakanı Matt Hancock Covid-19’a yakalananlar arasındaydı.
Halkı rahatlatmak için işçilere, serbest çalışanlara ve şirketlere yönelik ekonomik destek paketlerini açıklayan hükümet, anketlere göre desteğini artırmış görünüyor. Zor günlerde sorunları çözecek bir otoriteye duyulan ihtiyaç, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Johnson ve kabinesini de şimdilik rahatlatıyor ama yaptıklarının ve yapmadıklarının sorgulanmaya başlanacağı ve alarm zillerinin çalacağı günler onlar için oldukça yakın.
Büyük savaşı beklerken
Alışıldık Britanyalı sakinliği ile evlerinde bekleyen ve ilk günler alışmakta biraz sıkıntı yaşasa da yasaklara büyük ölçüde uyan halk ise tedirginlikle bir büyük savaşı bekliyor.
Orta ve üst sınıflar için evden çalışma olanaklarının olması büyük bir avantaj. Onlar evlerine çekilip olan biteni online takip etme şansına sahip. Ev yaşamına alışmak için olanakları var ve bu alışveriş tercihlerine de yansıyor. Bisiklet, masa tenisi, bahçe eşyaları, bahçede sebze yetiştirmek için büyük ölçüde hobi amaçlı tohumlar, kitap, bilgisayar, laptop, buzdolabı gibi elektronik ürünler ve kahve satışlarına patlama yaşanıyor.
En alttakiler
En alttakiler içinse hayat yine zor. Yaşamak için işe gitmek zorunda olanlar, salgının kol gezdiği Londra metrosunun vagonlarını dolduruyor. Dağıtım elemanları, market çalışanları herkesin korkuyla girdiği dükkanlarda çalışmaya devam ediyor ve inşaatlar ara vermeden devam ediyor. Brexit sürecinde ülke ekonomisi için yük olarak lanse edilen göçmenler, emekleriyle, hayatlarını riske atarak şimdi ülkeyi ayakta tutan güç oluyor.
28 bin evsiz içinse salgın günleri daha da korkunç. Londra’da evsizler için ayarlanan barınacak yer sayısı sadece 300. Üstelik, sokağa çıkma yasağı nedeniyle kendilerine yardım edenlerin sayısı da neredeyse yok denecek kadar az.
Marketlerde bazı mallar hala bulunmuyor ve online alışveriş siteleri birkaç haftadan önce sipariş teslim edemiyor. Gıda ihtiyacının yüzde 50’sini ithal eden ülkede gelecek aylarda kıtlık yaşanması endişesi var.
‘İşler iyiye gitmeden daha da kötüleşecek’
Önlemlerin geç alınması nedeniyle ‘İtalya gibi olma’ endişesi yaygın.
Johnson da hastalığı nedeniyle izole edildiği evinden yaptığı açıklamada “İşler iyiye gitmeden önce daha da kötüleşecek” diyerek halkı gelecek günlerde yaşanacak felakete hazırlamaya çalışıyor.
Sağlık sistemi, önümüzdeki haftalarda zirve yapması beklenen salgına karşı büyük bir savaşa hazırlanıyor. Bu ortamda bazı insanlar canlarından vazgeçme muhasebesi yapmak zorunda kalıyor. Gazeteci Rengin Arslan’ın aktardığına göre, BBC’de bir programa telefonla katılan 90 yaşındaki bir dinleyici, ‘corona’ya yakalanırsa hastaneye kaldırılmak istemediğini, yerinin daha genç biri için kullanılmasını istediğini söylüyor.
Sağlık sistemi zayıf halka
Önceki yıllarda grip salgınlarında bile kilitlenen ulusal sağlık sistemi NHS’nin bu devasa sorunla baş edip edemeyeceği konusunda yoğun bir tartışma var.
Aylardır salgın tehlikesi karşısında hiçbir şey yapmayan hükümet, son günlerde panikle NHS’nin hem ekipman hem de insan kapasitesini artırmaya çalışıyor. Virüs nedeniyle ölü sayısının bini geçtiği ülkede, şimdiye kadar yaşananlar ise sağlık sistemi açısından iç açıcı bir manzara ortaya koymuyor.
Başkent Londra’da ‘corona’ belirtileri nedeniyle acil sağlık hattını arayan ancak kendisine evde kalması gerektiği söylenen üç çocuk annesi 36 yaşındaki kadının ölmesi sağlık sistemine yönelik endişeleri büyüten örneklerden biri oldu.
Emekli sağlık personelinin göreve çağrılması ve son sınıfta okuyan tıp ve hemşirelik öğrencilerinin göreve başlatılması da sağlık sisteminin ihtiyacını tam olarak karşılayamadı.
Yoğun bakım yatağı ve ventilatör eksikliği en önemli sorun.
Özel hastanelerden oda ve ekipman kiralanması ve ülkenin farklı kentlerinde kongre merkezlerinin hastaneye dönüştürülmesi ile kapasite artırılmaya çalışılıyor. Sağlık personelinin ihtiyacı olan maske, önlük, eldiven gibi malzemelerde sıkıntı yaşanıyor. Yetersiz malzeme ve ağır çalışma koşulları birleştiğinde daha şimdiden iki doktorun ‘corona’dan hayatını kaybetmesi tedirginliği artırıyor.
Hükümet yetkilileri, dikkatleri kapasitenin artırılması için yumurta kapıya geldikten sonra başlayan ve yetersiz olacağı aşikar olan çalışmalara çekmeye çalışıyor. Oysa uzmanlar ve sistemi bilenler çok net: Londra Üniversitesi’nden yoğun bakım uzmanı Prof. Hugh Montgomery, sağlık sisteminin ‘corona’ salgını karşısında başarısız olacağından şüphesinin olmadığını söylüyor.
Britanya, salgına yakalanmış veliaht prensi, başbakanı, sağlık bakanı ile ‘kapitalizmin hasta adamı’ olarak soğukkanlı biçimde felaketi ve birer sayıya indirgenen hayatları, yasını bile tutmadan, törensiz toprağa vermeyi bekliyor.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları











































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.11.2025
28.06.2025
5.02.2025
4.12.2024
7.11.2024
6.05.2024
1.08.2020
11.07.2020
28.06.2020
24.06.2020