KEMAL GÖKTAŞ
Kadına karşı şiddetin sembol davalarından biri olan Pınar Gültekin’in öldürülmesi ile ilgili davada Yargıtay’ın verdiği karar kamuoyunda büyük bir infiale neden oldu. Yargıtay’ın, ısrarla çağırdığı bağ evinde Pınar Gültekin’i önce döven, sonra boğazını sıkıp bir varile koyarak canlı canlı yakan sanık Cemal Metin Avcı lehine verdiği kararın ayrıntıları da kadına karşı şiddette yargının bakış açısını bir kez daha tartışmaların odağına alacak nitelikte.
Cinayet nasıl işlendi?
Öncelikle, bu tür olaylarda ayrıntı vermeme kuralına sadık kalmaya çalışarak ama Yargıtay’ın kararının daha iyi anlaşılması için olayın nasıl gerçekleştiğini anlatmak gerekli.
Dava dosyasındaki bilgilere göre, sanık Cemal Metin Avcı, olaydan yaklaşık bir hafta önce Pınar Gültekin ile yüz yüze görüşmek istediğini, kendisine cep telefonu vereceğini belirterek buluşma talebinde bulundu. Gültekin, başlangıçta teklifi reddetti; ancak sanığın ısrarı üzerine buluşmayı kabul etti. 6 Temmuz 2020'de saat 15:10 civarında Cemal Metin Avcı, maktul Pınar Gültekin’i Rüya Park AVM önünden alarak, yaklaşık iki kilometre mesafedeki Karabağlar Yaylası'ndaki yayla evine götürdü. Burada maktulü darp ederek ön dişlerini kırdı ve ardından boğazını iple sıktı. Maktulün bedenini canlı iken, baş aşağı şekilde bir varile yerleştirip odunlarla yakmaya çalıştı; ancak varil evin içinde yanmayınca, bahçeye çıkardı ve üzerine benzin dökerek ateşe verdi. Bu sırada, evin bakımını yapan tanıklar Melek ve Ali, yangın tehlikesine karşı Cemal Metin Avcı’yı uyardı; fakat Cemal Metin Avcı, endişe edilecek bir durum olmadığını söyleyerek onları uzaklaştırdı. Saat 19:00 civarında Cemal, kardeşi Mertcan'ı yayla evine çağırdı. Mertcan geldikten sonra Cemal Metin Avcı, kısa bir süreliğine yayla evinden ayrıldı ve bu süre zarfında Mertcan ateşi kontrol etti. Cemal döndükten sonra Mertcan yayla evinden ayrıldı. Ertesi gün Cemal Metin Avcı, varilin içine bir miktar kalekim döküp ağzını balyozla kapattı ve varili aracının bagajına yükleyerek Dirgeme yolu üzerindeki kuru bir dere yatağına attı.
Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesi, Cemal Metin Avcı’ya önce “tasarlayarak öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Sonra da bu cezada haksız tahrik indirimi uygulayarak 23 yıla düşürdü. Mertcan Avcı ile diğer sanıklar ise beraat etti. Dosyanın istinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ise mahkemenin kararını bozarak Cemal Metin Avcı’ya “canavarca hisle öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, kardeşi Mertcan Avcı’ya ise “delilleri gizleme” suçundan 4 yıl hapis cezası verdi.
Bu kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi ise 2’ye karşı 3 oyla istinafın kararını bozdu. Çoğunluğu oluşturan üç üye, sanığın cinayeti tasarlayarak işlediğine ilişkin yeterli delil olmadığı, haksız tahrik altında kalarak ve eziyet çektirerek cinayeti işlediğini savundu.
Karara karşı çıkan 2 üye ise sanık Cemal Metin Avcı’ya tasarlayarak canavarca hisle öldürme suçundan verilen cezanın onanması gerektiğini belirtti.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin kararı ve bu karara karşı yazılan karşı oylarda tartışma yaratacak değerlendirmeler yer aldı.
Yargıtay’ın bir insanın canlı canlı yakılmasını “canavarca hisle öldürme” olarak kabul etmemesi kamuoyunda da tepkiyle karşılandı. Oysa, karara karşı çıkan iki üyenin de belirttiği gibi Türk Ceza Kanunu’nun gerekçesinde açıkça, yakılarak öldürmenin canavarca hisle öldürme sayılacağı belirtiliyor. Buna rağmen Daire’nin kararında, Pınar Gültekin’i darp edip boğazını sıktıktan sonra canlı iken yakarak öldüren Cemal Metin Avcı’nın canavarca hisle öldürme suçundan değil, eziyet çektirerek öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine hükmedildi.
Kanuna göre iki suçun cezası da aynı olmasına rağmen, canavarca hisle öldürme suçunda haksız tahrik indirim uygulanamıyor. Suç, eziyetle öldürme olunca ise haksız tahrik indiriminin önü açılıyor. Daire de suçu canavarca his yerine eziyetle öldürme diye kabul ettiği için haksız tahrik indiriminden de yararlanması gerektiğini belirtti. Oysa karara karşı çıkan 2 üye, kanunun gerekçesine göre suçun canavarca hisle öldürme suçu sayılması gerektiğini ve bu durumda haksız tahrik uygulanamayacağını belirtti.
Tasarlama yokmuş
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık Cemal Metin Avcı’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozma kararını 2’ye karşı 3 oyla aldı.
Dairenin çoğunluğu oluşturan 3 üyesi, sanık Avcı’ya Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen cezanın bozulmasına karar verirken sanığın, maktulü ısrarla bağ evine çağırmasını ve orada önce darp ederek ön dişlerini kırmasını, ardından boğazını iple sıkıp sonra da canlı canlı yakmasını “tasarlama” olarak görmedi. Bozma kararında sanığın maktulü öldürme kararını ne zaman aldığı ve buna yönelik bir hazırlık yapıp yapmadığı kesin olarak tespit edilemediği ileri sürüldü. Bu nedenle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine göre tasarlamanın unsurlarının oluşmadığı savunulan kararda, sanığa bu nedenle tasarlayarak öldürme suçundan ceza verilemeyeceği hükme bağlandı.
Canavarca his değil, “eziyetle öldürme”
Dairenin bozma kararında, üç üye, sanığın canavarca his saiki ile öldürme suçundan değil, “eziyet ederek öldürme” suçundan cezalandırılması gerektiğine karar verdi. Üç üye, bu kararın gerekçesini ise Daire’nin önceki kararlarında yer alan kriterlere dayandırmaya çalıştı. Kararda “Yargıtay 1. Ceza Dairesi çeşitli kararlarında yalnızca öldürmüş olmak için öldürmeyi, acı çekmesinden zevk duymak için birisini öldürmeyi, silahını denemek için öldürmeyi, satanist amaçlı insanı kurban etmek için öldürmeyi, canavarca his olarak kabul etmiştir. O halde genel çerçevede, salt insan yaşamının ortadan kaldırılmasından duyulan zevki tatmin etme dürtüsü canavarca his olarak kabul edilmektedir” denildi.
Suçun tanımı değişti, haksız tahriğin önü açıldı
Kararda, Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin önceki kararlarına göre, suçun canavarca hisle işlendiği durumlarda haksız tahrik indirimine gidilemeyeceği de vurgulandı. Buna karşılık eziyet çektirerek öldürme suçunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceğine dikkat çeken 3 üye, dava konusu olayda sanığın cinayeti canavarca hisle değil, haksız tahrik altında eziyet çektirerek öldürme suçunu işlediği şu cümlelerle savunuldu:
“...Salt içinde yaşattığı duyguların ve sahip olduğu ahlaki kötülüğün etkisi altında bulunmaksızın, olay tarihinde maktulle yaşadığı tartışmanın sonucunda onu önce darp edip sonra boğazını sıkarak etkisiz hale getiren ve maktulü boyun basısına bağlı mekanik asfiksi ve canlı iken yakmanın müşterek etkisiyle öldüren sanığın eyleminde canavarca hisle öldürme suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı…”
Maktul Pınar Gültekin’in, Cemal Metin Avcı’dan ilişkilerini ailesine anlatmakla tehdit ettiği ve bunun karşılığında para aldığı ileri sürülen kararda, bu durum “şantaj” diye nitelendirildi ve sanığa verilen cezadan “haksız tahrik” indirimi yapılması gerektiğine karar verildi.
İki üye “tasarlamayı” anlattı
Üç üyenin imzasını taşıyan bu karara karşı çıkan Daire Başkan Vekili ve bir üye ise yazdıkları karşı oy yazısında sanığa verilen cezanın onanmasını istedi. Karşı oy yazısında sanık Cemal Metin Avcı'nın eşinin olay tarihinde Denizli ilinde olduğuna dikkat çekilerek “cep telefonu veya vereceği parayı maktule yayla evinde vermesini gerektirir hiçbir neden bulunmadığı, söz konusu eşyaları buluştukları AVM'de veya araç içerisinde de verebileceği, buna rağmen sanık Cemal Metin'in maktuleyi önceden aldığı karar doğrultusunda yayla evine götürerek eylemini gerçekleştirdiği, öncelikle söz konusu varili yayla evi içerisinde odunla tutuşturmaya çalıştığı ancak evin içinde söz konusu varilin tutuşmaması üzerine benzin almaya karar verdiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiği” belirtildi.
Kanunun gerekçesinde yazılı!
Karşı oyda 3 üyenin canavarca hisle öldürme suçundan ceza verilmemesi gerektiği görüşüne de karşı çıkıldı. Adli Tıp Kurumu raporlarına göre maktul Pınar Gültekin’in üzerine benzin döküldüğünde sağ olduğu ve yakılarak öldürüldüğüne dikkat çekilen karşı oyda “Üzerine benzin dökülerek maktulün öldürülmesi suçu, TCK 82/1-b maddesinin kanun gerekçesinde, canavarca hisle öldürme suçuna örnek olarak sayılmıştır” denildi. Yakılarak öldürmeye ilişkin Daire’nin önceki kararlarına atıfta bulunan iki üye, bir olayda sanığın yaktığı maktulü daha ölmeden hastaneye götürmüş olmasına rağmen canavarca hisle öldürme suçundan mahkum edildiğine dikkat çekti. Karşı oy yazısında, canavarca hisle öldürme suçunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmayacağı da belirtildi ve sanığa verilen cezanın onanması gerektiği ifade edildi.
Kanunun gerekçesi “yakarak öldürme canavarca hisle öldürmedir” diyor
İki üyenin atıfta bulunduğu Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-b maddesinin gerekçesinde canavarca hisle öldürme suçuna ilişkin şu ifade yer alıyor;
“Kişinin acıma hissi olmaksızın bir başkasını öldürmesi hâlinde canavarca hisle öldürme söz konusudur. Canavarca hisle öldürmenin arzettiği özellik, öldürmenin vahşi bir yöntemle gerçekleştirilmesidir. Kişinin yakılarak, uyurken kulağının içine kızgın yağ dökülerek ya da vücudu parçalanarak öldürülmesi, buna örnek olarak gösterilebilir.”
Kararı veren Yargıtay üyesi “Bazı kararları aileme dahi izah edemiyorum” demişti
Kamuoyunda büyük tartışma yaratan karara imza atan üç üye arasında yer alan Yargıtay üyesi, kamuoyunun gündemine daha önce çarpıcı bir açıklaması ile gelmişti.
TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu'na bilgi vermek üzere Meclis'e gelen yüksek yargı mensupları arasında yer alan üye, "Benim kendi ailem zaman zaman haberleri izleyip soru soruyorlar. "Oğlum, mahkeme böyle bir karar vermiş ne düşünüyorsun, nasıl bir karar bu?" diyor, ben onlara dahi izah edemiyorum bu kararı. Klasik söylemimiz şu: Dosyasına bakmak lazım” demişti.
Herkesin yetiştiği coğrafyanın, kültürün ahlaki bakış açısını, değer yargılarını beraberinde getirdiğini de söyleyen Yargıtay üyesi, eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk’un "Hâkimin tarafsızlığı ve bağımsızlığı sadece üçüncü kişilere karşı değildir, hâkimin tarafsız ve bağımsızlığı aynı zamanda kendi değer yargılarına karşıdır. Hâkim, en karşı çıktığı, kendisine en aykırı gelen davranışı bile yeri geldiğinde hukuksal bakış açısıyla değerlendirmeli, hoşgörüyle yaklaşabilmeli" sözünü hatırlatarak “Ben de bu görüşe aynen katılıyorum. Ama değer yargılarımızı, maalesef, bazı meslektaşlarımız cüppesini giydiği zaman bırakamıyor gerisinde ve bazen böyle hatalı, kamuoyunu rencide eden kararlar oluyor, buna da elbette çok fazla itibar etmiyoruz" ifadelerini kullanmıştı.
Tahliye kararları ile gündeme gelmişti
Kararın altında imzası olan Yargıtay üyelerinden biri de daha önce verdiği tartışmalı tahliye kararları ile gündeme gelmişti. Bu üye, nöbetçi hakim olarak görev alıp suç örgütü liderleri Alaattin İlyas Saral ve Sedat Şahin’i 10 gün arayla tahliye etmişti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Daire Başkanlığı’na atanan bu üye, giderayak heyetleri yaz tatiline veya yıllık izne çıkan dört farklı ağır ceza mahkemesinde nöbetçi hakim olarak görev almış ve nöbetçi olarak çıktığı mahkemelerde Sedat Şahin ve Alaattin Saral’ın tahliyesine karar vermişti. Bu üye, bir hafta önce atandığı bölge adliye mahkemesinde bir gün bile çalışmadan Yargıtay’a üye seçilmişti.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları






























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.11.2025
28.06.2025
5.02.2025
4.12.2024
7.11.2024
6.05.2024
1.08.2020
11.07.2020
28.06.2020
24.06.2020