KEMAL GÖKTAŞ
AKP ve MHP’nin hazırladığı Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin teklif taslağının ayrıntıları ortaya çıktı.
Taslakta çoklu baro sistemi dışında Türkiye Barolar Birliği (TBB) yönetiminin belirlenmesine ilişkin değişiklikler yer alıyor.
Kavramları olur olmaz kullanarak içini boşaltmak son dönemde sık rastlanan ve kaçınılması gereken bir durum. Ama bu riski de göze alarak basına yansıyan değişiklik taslağının ‘demokratik seçim usulüne yönelik bir darbe’ anlamına geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Taslak, sadece avukatların iradesine darbe içermiyor, Anayasa’ya aykırı olduğu açık olan düzenlemeler yoluyla yandaş bir barolar birliği yönetimi seçilmesi için de ‘sinsi’ bir ruh taşıyor.
TBB’nin gelecek yıl yapılacak seçimlerde yönetiminin değişmesi ve Metin Feyzioğlu’nun ekibi ile birlikte gitmesi kesin. İşte iktidar Feyzioğlu ile ya da daha ‘çekirdek kadrodan’ yandaş bir ekiple yola devam etmek için seçim sistemini sabote ediyor ve pervasızlıkla kendi kafasına uygun bir seçim sistemi getirmeyi hedefliyor.
Mevcut durum
Çoklu baro sistemi tartışmasını başka bir yazıya bırakarak barolar birliği yönetiminin seçim sistemindeki değişiklik teklifine bakalım:
Yürürlükteki Avukatlık Kanunu’na göre TBB yönetimi iki turlu seçimle belirleniyor. Yani önce barolar delegeleri seçiyor ve delegelerde barolar birliğinin genel kurulunda yönetimi seçiyor. Delege seçimi ise demokratik esaslara göre belirleniyor. Buna göre her baronun başkanı doğal delege oluyor ve sonra üye sayısına bakılmaksızın her baro iki delege seçiyor. Ardından temsilde adalet ilkesi gereği o baroya üye her 300 avukat için de bir delege seçiliyor. Böylece barolar birliği genel kurulunda oy kullanan delegeler, baro levhasına kayıtlı avukatlar tarafından, orantılı olarak, dolayısıyla çeşitliliği yansıtacak biçimde seçiliyor.
Örneğin baro levhasına kayıtlı 42 avukat olan Tunceli Barosu, seçilmiş iki delege ve başkanla birlikte TBB Genel Kurulu’na üç delege ile katılıyor. Benzer şekilde 48 üyeli Ardahan Barosu, 89 üyeli Gümüşhane Barosu, 91 üyeli Kilis Barosu da genel kurula üçer delege gönderebiliyor.
Her 300 avukata bir delege seçme hakkı verilmesi esasına göre, 46 bin 52 üyesi olan İstanbul Barosu 138, 17 bin 598 üyeli Ankara Barosu 53, 9 bin 612 üyeli İzmir Barosu 30 ve 4 bin 757 üyeli Antalya Barosu ise 16 delege ile genel kurulda yer alıyor.
Aslında mevcut kanun da küçük barolardaki avukatlar ile on binlerce üyesi olan barolardaki avukatların temsil gücü açısından eşitsizlikler içeriyor. Mevcut duruma göre Tunceli Barosu’na kayıtlı her 14 avukat bir delege seçerken, Ardahan Barosu’nda bu sayı 16, Gümüşhane’de 29 ve Kilis’te 30 oluyor.
İstanbul Barosu’nda ise her 333 avukat bir delege seçiyor. Ankara’da 332, İzmir’de 320 ve Antalya’da her 297 avukat bir delege seçiyor.
Teklif ne getiriyor?
Avukatlık Kanunu teklifinde ise bu seçim sistemi tamamen değiştiriliyor. Buna göre TBB Genel Kurulu’na her baro üç delege seçecek. Her baronun başkanı ile önceki TBB başkanları da doğal delege olacak. Sonrasında her barodan 5 bin avukat için birer delege seçilecek. Buna göre Tunceli, Ardahan, Gümüşhane, Kilis baroları başkanları ile birlikte dörder delege gönderecek. İstanbul Barosu ise 13, Ankara yedi, İzmir beş ve Antalya dört delege ile seçime katılacak.
Teklif yasalaşacak olursa Tunceli’de her 10 avukat, Ardahan’da 12, Gümüşhane’de ve Kilis’te ise 22 avukat birer delege seçecek. İstanbul Barosu’nda ise her 3 bin 542 avukat bir delege seçebilecek. Bu oran Ankara 2 bin 514’e, İzmir 1922’ye, Antalya 1189’a düşecek. Böylece örneğin Tunceli barosuna bağlı bir avukatın oyu İstanbul barosuna kayıtlı bir avukatın oyundan 354 defa daha güçlü olacak. Yani teklif taşradaki bir avukatın İstanbul’daki bir meslektaşının karşısındaki gücünü 30 kattan 354 kata çıkarmış olacak.
Buradaki maksat, Anadolu baroları adı verilen baroların seçtiği delege sayısını genel kurulda aşırı güçlendirmek ve AKP-MHP taraftarı avukatların TBB yönetimini almasını sağlamak. Bir tür ‘kutsal ittifakla’ baroların insan hakları ihlalleri ve hak ve özgürlükler konusundaki itirazlarını bertaraf etmek, yargının en önemli ayağı olan savunmayı iktidara tabi kılmak.
Çünkü Türkiye’de avukatların ezici çoğunluğunun iktidar yanlısı bir baro yönetimine kapıları açması olası değil. Yıllardır AKP’nin güçlü olduğu birçok şehirdeki barolarda bile sosyal demokrat-demokratik sol etiketli baro yönetimleri seçiliyor ve dolayısıyla barolar birliği genel kuruluna gönderilen delegeler de benzer bir profil çiziyor.
Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararı
Baroların ve siyasi partilerin muhalefetine rağmen kanun bu şekilde değişirse Anayasa Mahkemesi’ne iptal talebiyle başvurmak dışında bir yol kalmıyor. Anayasa Mahkemesi, son yıllarda iktidarı rahatsız eden kararlarını minimize etmiş durumda, dolayısıyla bütün Anayasa’ya aykırılığına rağmen olası bir değişikliğin iptal edilmesi olasılığı güçlü görünmüyor.
Oysa öngörülebilir bir hukuk düzeninde yaşıyor olsaydık böyle bir kaygı duymamıza da gerek kalmazdı.
Örneğin Anayasa Mahkemesi’nin 3 Aralık 1991 günü verdiği 45 sayılı kararı, mevcut yasa için birebir emsal oluşturuyor. AYM’nin bu kararı Türk Eczacılar Birliği Kanunu’nda yer alan, “Azası 200’e kadar olanlar 5, 200’den fazla olanlar 7 mümessil ve aynı miktarda yedek seçerler” hükmüne karşı İstanbul 1. Bölge Eczacılar Odası tarafından açılan dava sonunda verildi. Oda, ‘4 binin üstünde üyesi bulunan İstanbul Eczacı Odası’nın 7 delege ile temsil edilirken 200 üyesi olan başka bir odanın da Büyük Kongreye 7 delege gönderdiğini, böylece, odaların 200’den fazla kayıtlı üyelerinin kaç kişi olurlarsa olsunlar, oylarının hiçbir değeri kalmadığını, bunun da demokrasi ilkelerine aykırı olduğunu’ ileri sürerek açtığı davada Anayasa’ya aykırılık iddiası mahkeme tarafından AYM’ye götürüldü. AYM kararında ise Anayasa’nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve işleyişinin ‘demokratik kurallara‘ aykırı olamayacağı belirtilerek şöyle dendi:
“Demokratik seçimin en önemli niteliği, adil bir katılım ilkesine dayalı serbest, eşit ve genel-oy esasını içermesidir. İtiraz konusu kuralın, sayısı kaç olursa olsun iki yüzden fazla üyesi olan eczacı odalarını Büyük Kongre’ye katılmasının yedi temsilciyle sınırlandırması ve böylece en önemli organın oluşumuna adil katılımı önlemesi, Eczacı Odalarının iç işleyişinde, demokrasiye aykırı düşen bir düzenlemedir.”
Sinsi düzenleme
Şimdi Anayasa Mahkemesi, 1991’deki demokrasi düzeyinin gerisine düşmeme pahasına barolarla ilgili değişikliği kabul ettiğini varsayalım. Teklife göre görev sürelerine bakılmaksızın tüm barolarda başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile TBB delege seçimleri ekim ayının ilk haftasında yapılacak. Birlik başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri seçimleri ise aralık ayında yapılacak. Bu kadar hızlı seçim öngörülmesinin elbette bir amacı var. Amaç, bu seçimleri bir an önce yaptırarak TBB yönetimini yeni yasaya göre seçtirmek. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geriye yürümediği ve Anayasa Mahkemesi’nin ekim ayına dek karar vermeyeceği düşünüldüğünde teklifin anti-demokratik ruhunun yanı sıra ‘sinsi’ ruhunu da yakalamış oluyoruz. İktidar böylece AYM iptal etse bile yandaş bir Barolar Birliği yönetimine, en azından yeni seçim dönemine kadar, kavuşmuş olacak.
Bütün bunların kısa bir açıklaması var: Barolarla ilgili yasa değişikliği, ‘sinsi’ bir yöntemle toplumu bir arada tutan en vazgeçilmez anayasa ilkesi olan demokrasiden vazgeçmeyi hedefliyor. Çünkü iktidar bundan bekası için bir medet umuyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.11.2025
28.06.2025
5.02.2025
4.12.2024
7.11.2024
6.05.2024
1.08.2020
11.07.2020
28.06.2020
24.06.2020