Kemal ÖZTÜRK
SİLİVRİ.
FETÖ davalarına TBMM Başkanlığı adına katılan Avukat Rıza Saka’nın bir uyarı notu ile karşılaştım. Duruşmalarda tuhaf şeylerin olduğunu, ortamda ciddi değişikliğin olduğunu yazıyordu notta. Geçen aylarda duruşmaları izlediğimden, gelişmeleri yerinde görmek için Silivri’ye gittim dün.
Bir kere, öncesine oranla psikoloji cidden değişmiş. 113 sanık, sanki ağırlaştırılmış müebbetle yargılanmıyor da, mağdurlar, mağduriyetlerinin giderilmesi için şikayetçi konumundalar.
ŞEHİT YAKINLARINA SATAŞAN SANIKLAR VE AVUKATLAR
Yakına oturdum. Tuvalete giderken sanıkların yüzlerini, hareketlerini izledim. Öyle pişmanlık, utanç, hata yapmış yüz ifadeleri yoktu. Birbirlerine şaka yapıyor, yakınlarına el sallıyor, tuvalet sırası için askerlere acele etmeleri için baskı bile yapıyorlardı.
Asıl olay dün olmuş. Şahit olan avukatlardan dinledim. Şehit yakınlarına, gazilere sataşan sanıklar, avukatlar, sanıkları alkışlayan yakınları varmış. Tam bir garabet hali.
Avukatların hali de dikkat çekici. Bir kere sanık avukatlarının sayısı, mağdur avukatların sayısından on kat fazlaydı (Harp Akademileri davasında şehit ve yaralı olmadığı için bunun normal olduğunu söyleyenler de oldu).
Ancak daha önce izlediğim sanık avukatlarındaki ruh hali gitmiş, yerine, mahkeme heyetini suçlayan, “buradakiler sanık değil, kahraman” diyen (dolayısı ile sanıklardan ve yakınlarından bolca alkış alan), son derece rahat ve biraz da cüretkar davranan avukatlar gördüm.
Tanıyanlar söyledi, bu avukatların bir kısmı sol örgütlerin de davalarına bakan, oldukça ideolojik tipler. “Darbeyi bunlar değil, siz yaptınız, hükümet yaptı” diyecek kadar da cüretkarlar. Sanırım CHP, “örtülü darbe” söyleminin mahkemelerde nasıl yankılandığını buradan anlayacaktır.
Daha önce Silivri izlenimlerinde anlattığım (01.06.2017) sanık psikolojisi daha da pekişmiş. Bir şeylere, bir yerlere güveniyorlar sanki. Beraat edeceklerine emin gibiler.
ÖRGÜT, AVUKAT VE SANIK ARASINDA BİR MEKANİZMA
Davaları sıkı takip eden tecrübeli avukat Yasin Şamlı şöyle diyor:“Bunlar örgüt disiplininde hareket ediyor. İlk duruşmalarda çözülme ve itiraf olması çok önemlidir. Bunları cezaevlerinde bu konuda eğitiyorlar ve taktik veriyorlar. Şu ana kadar mahkemelerde sanıklar içinden çözülen, itirafta bulunan, darbecileri deşifre eden neredeyse çıkmadı. Bu da taktiklerinin başarıya ulaştığını gösteriyor.”
Duayen Avukat Hüsnü Tuna ise, avukat, sanık ve örgüt arasında kirli bir mekanizmanın olduğuna dair şüpheleri olduğunu söylüyor.
Duruşmaya katılan tüm sanıkların suçlu olduğunu iddia etmek hukuka aykırıdır. Ancak hepsinin masum gibi davranması da akla aykırıdır. Az kalsın ayağa kalkıp soracaktım, ‘peki arkadaş bu darbeyi kim yaptı?’ Meğer avukatlardan biri benim gibi isyan edip sormuş. “Bilmiyoruz” demiş sanık, rahat bir tavırla.
Peki bu özgüven artışının sebebi nedir?
CHP YÜRÜYÜŞÜNE UMUT BAĞLANIYOR MU?
CHP yürüyüşünün sonunda bir şeyler olacağı söylentisi, buralarda en çok konuşulan konulardan biri. Söylentiler cezaevinde kesin kanaatlere dönüşür. Sanıkların buna umut bağladığı, bir şekilde kurtulacaklarına inandıkları söyleniyor.
Bunun doğruluk payı olmadığını düşünsek bile, uçan kuşa bile umut bağlayan mahkumların, Ankara’dan İstanbul’a yürüyüp, büyük bir miting yaparak adalet sistemini, mahkemeleri tanımayacak bir ana muhalefet partisi eylemine umut bağlamaları akla yatkın değil mi?
Meclis’in 15 Temmuz darbesini araştıran komisyon raporuna karşı yayınladığı muhalefet şerhi ile, CHP darbeyi kontrollü ilan ederek, FETÖ’cü darbecileri rahatlatmıştı zaten. Şimdi bu yürüyüş eylemiyle bu rahatlık, güvene dönüşmüş darbeci askerlerde.
CHP bilinçli olarak bunu yapmadıysa bile, sonuçları açısından darbe davalarını çok etkilediğini görmek zorunda. Buna itiraz ediyorlar. Lakin başta Kılıçdaroğlu olmak üzere, yürüyüş süresince FETÖ ve darbecilere karşı tek bir laf etmemeleri kimden yana tavır aldıklarını gösterir.
CHP ‘adalet aramak’ için başlattığı yürüyüşte yolu şaşırıp, FETÖ’cüler için umut, şehit ve gazi yakınları için de büyük bir hayal kırıklığı oldu maalesef.
AK PARTİ İÇİN NOTLAR
Duruşmalarda müdahil avukatların davanın seyrini çok etkilediğini gördüm. Sanık ifadelerindeki çelişkileri ve açıkları bulan mağdur avukatları, duruşmanın seyrine, mahkeme heyetinin konuyu daha iyi anlamasına ve sonraki sanıkların ifadesine etki ediyor. İşkembeden atarak savunma yapılmayacağını anlıyor sanıklar.
Bir de müştekilerin ve tanıkların gelerek, sanıklarla yüzleşmesi, çelişkili ifadeleri ortaya çıkarması açısından hayati önem taşıyor.
FETÖ ile mücadelede mağdurların varlığı ve bunlar için bir şey yapılmaması, bu davaları etkileyen önemli bir konu. Bu, adalete olan güveni azaltırken, FETÖ’cü olup pişman olacak, çözülecek, itirafçı olacak insanları da frenliyor. Yetkililerden, mağdurların durumunun düzeltileceğine dair sözlü ifadeler bile insanların hukuka, adalete ve devletine olan güvenini arttırıyor. O zaman örgütün değil, devletin yanında yer alır insanlar. Bu psikolojiyi görmek gerek.
En önemli davalar askerlerin ve kripto örgüt üyelerinin olduğu davalar. Buralara yeterince medya ve sivil toplum ilgisini çekmek lazım. FETÖ ile mücadelede mangalda kül bırakmayanların, mahkeme salonunda geldiğini gören pek olmamış.
Son önemli not. Cezaevlerinin, örgütün bir eğitim kampına dönmesini de engellemek şart. Avukat, sanık ve örgüt üçgeninde kirli bir mekanizma kurması önlenmeli. Tüm sanıkların, tornadan çıkmış gibi aynı savunma taktiklerini uygulaması, bu mekanizmanın varlığına delil.
Notlarım bunlardır. İlgilisine arz ederim.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.05.2024
20.04.2024
20.04.2024
12.04.2024
25.01.2024
9.05.2022
7.04.2021
26.03.2021
19.03.2021
11.03.2021