Markar ESAYAN
İnsan sürekli çelişkilerin içine batıp çıkan bir deniz kazazedesi gibi… Kendisini kurtaracak bir geminin yakınından geçmesini bekliyor ve suya batıp çıkmaya devam ediyor. Bu arada, Hollywood filmlerinin ana teması olan 'Güç senin içinde' mantraları ile kişisel gelişim kitapları arasında ruhaniyatını 'güçlendirmeye' çalışıyor. Ama içlerinde sürekli acıyan bir gerçek var. Hiç de mutlu değil insanlar. Huzurları kaçmış durumda ve nereye gittiği bilinmiyor.
Bütünlük…
Bireyci olmak ile kendini tanıma gerekliliği birbiri ile karıştığından beri bu çelişki giderek büyüyor. İnsan, kendisinden kendisinin sahtesini üretmeyi başarmış durumda. Modern dünyanın en büyük buluşu sahte insan yapmak oldu. Kendi karadeliklerinde kaybolduktan sonra 'Nerede hata yaptık' sorusunun kendisinden bile mahrum oldu insanlık. Batı'da 'Ahlak', 'ruhaniyat', 'aile' gibi kavramları telaffuz etmek hala ayıp. Bunu yaptığınız anda, ya radikal, ya da meczup muamelesi görmeniz yüksek olasılık. Ama insanlar akşam evlerine gittiklerinde, mutlu olmak için sahip olunmasının önerildiği her şeye sahip oldukları halde mutsuz olmanın nedenlerini sorguluyor. Kendilerini kazıklanmış hissediyor ve kazıklanmış olduklarını kimseye hissettirmemek için kazıklanmamış gibi davranıyorlar.
Hep neşeli ve esprili haldeler biraradayken… Ama bu biraradalık paylaşmayı değil, birbirlerini 'tanık' tutmayı ima ediyor. 'Yaşıyorum ve çok da başarılıyım, tanıklarım bu insanlardır…'
Batı'da ve sanırım artık Türkiye'de de en hızlı büyüyen topluluk bekârlar veya boşanmış genç insanlar. Kadınlar, artık kendi içlerinden bir çocuk çıkarmanın bedelini göze alamıyorlar. Erkekler de öyle... Bir çocuğun hayattan kaç sene 'götürdüğü' ile içine girilen karabasanlar, hormonları bastırma gücüne sahip. Alışveriş merkezlerinde iki-üç çocukla koşuşturan ailelerin görüntüsü bir kâbusu ima ediyor. Böylelikle doğru yaptıklarını düşünüyor ve rahatlıyorlar. İyi döşenmiş evlerine giderek istedikleri hoş müziği dinlemenin ve istediği şeyi istediği anda yapabilmenin verdiği özgürlükle 'doğru' hayatı yaşadıklarını düşünüyorlar. Ama, yıllar hızlıca geçiyor ve 'yalnızlık ile yalnız kalmak' arasındaki o büyük farkın karıştırıldığı, yalnız kalma mutluluğunun ancak başka insanları hayatımıza almakla mümkün olduğu, genelde ileri yaşlarda fark ediliyor.
Eşler, dostlar da artık akıllı telefon alır gibi seçiliyor. Sürekli daha yenisi, daha iyisi, daha güzeli var ve bundan mahrum olmak düşünülemez bile. Edindiğimiz 'şey', edindiğimiz anda değerini yitiriyor. Cinsellik, bu pazarın istismar ettiği en büyük değer olarak, gittikçe karanlık bir şeye dönüşmüş durumda. Bütünlüğünden koparıldığı anda her şey sahteleşip, insanı kötü hissettiren alelade birşeye dönüşüyor. Cinsellik de artık bir bütünün parçası değil. Sonda değil, başta, hatta tanışmadan harcanan bir tüketim aracı. Dolayısıyla, bir mucizenin, yani dünyaya bir aşk, iki insandan bir insan getirmenin kutsallığını kaybederek, kendinden menkul bir eylem olarak aşağılanıyor. Bu haldeki bir eylem, sürekli tekrarlanarak insanı düş kırıklığı denizinde bir kazazedeye dönüştürüyor.
Modern insanın en büyük erdemlerinden birisi 'kararsızlık'… Kararsızlık, karar verilmediği sürece, insanı her olasılığı elde etme eşiğinde tutuyor. Diyelim ki bir durum karşısında beş seçenek var… Sürenin çoğu, bunlardan birisini seçmek ve onu hayatımıza almak yerine, bizim için hangisinin daha kârlı olduğunu düşünmekle geçiyor. Karar verme sürecinin karar vermenin yerine geçmesi, beş seçeneğe de aynı anda sahip olma olasılığını yitirmemek anlamına geliyor. Garip gelebilir ama, gerçek durum bu.
Batılı toplumlarda gençler arasında intihar oranlarının hızla yükselmesi, adı konmayan büyük bir hastalığın habercisi. Batı bununla yüzleşemiyor. Yüzleşmesi, kendi üzerine derin bir düşünce ile mümkün. Bu ise, tüketim toplumunun ve insanı nesneleştiren tüm o Hollywood, Wall Street düzeninin yıkılması anlamına gelecek. Ancak dibe vurarak göze alınacak, daha doğrusu mecbur kalınacak bir durum bu.
Belgesellerden bilirsiniz, avcının ana stratejisi, avını önce sürüden ayrı düşürmektir. Sonrası ise teknik bir süreçtir. Batı'da 'aile' kavramını telaffuz etmenin bile ayıp olmasının bir işlevi var. Aile kavramının 'Bireysel özgürlük' ve 'kendi hayatını yaşama' sunağı önünde kurban edilmesiyle, dayanışma, sevgi, paylaşma gibi doğal yaşam alanlarından mahrum kalan bireyler korumasız durumda. Hatta kurulmuş ailelerin bile bir aile olduğu çoğu durumda artık söylenemez. 'Aldatma' bir ahlak meselesi olarak ele alınıyor. Oysa Batı'da ahlak, bireyselliğin dokunulmazlığı içinde ancak bir dogma olarak değerlendirilebilir artık. Oysa sözleşmelere uymamak, insanın kendisine dair birşeydir. İnsan, önce kendisine karşı suç işlemeye alışır. Sonrası yine teknik bir meseledir. İnsanın kendisine saygısını yitirmesiyle başlar her şey. Ahlak, ancak böyle bir bütünlük içinde işlevsel olabilecek bir kavramdır. Bütünlüğünden koparılan bir eylemin, her şekilde bir gerekçesi bulunur çünkü.
Evleri özgür olmak için terk etti insanlar. Ama şimdi, modern köleler olarak sürgünde ve mutsuz yaşıyorlar.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019