Markar ESAYAN
İnsan kendisini nasıl inşa eder?
Bu hiç de insanın sadece kendisini ilgilendiren bir soru değildir. Dinleri de dar anlamda ideoloji parantezinin içine aldığımızda, insanın kendi inşasını nasıl yapacağına dair saptamalar dünyanın da nasıl bir yer olacağının açılış şartlarını vermekte.
Ahlak tanımımız ve anlam bulma çabamız hangi ufuklar üzerinde yükselecek? Kimlik hangi süreçlerde oluşmakta? Bu tercihlerin hayatın anlamını ve insanın siyasal özelliklerini üreteceği bellidir.
Bu sorular modern zamanın başlangıcıyla “sahicilik etiğini” gündeme getirdi. Göreceliğin 10. yy’dan itibarıyla sahneye yeniden geri dönüşüyle, “sahici insan” arayışı gitgide merkezi/içtimai bağlantısını kaybederek insanın sadece kendi iç sesine kulak vererek ulaşabileceği bir süreç haline gelmiştir. Böylelikle modern sahicilik duygusu/bireycilik ve özgürlük, önceki Yaradan merkezli ahlaki ufuklardan kopmayı getirdi. Modern insan nasıl davranacağını kendi sahiciliğini yeniden yorumlamasıyla, kendi iç sesine kulak vererek tayin edecekti.
Başlarda, dinlerde de olan insanın Allah’ı kendi iç sesine kulak vererek bulacağı fikri ile arada fazla bir fark yok gibidir.
Tabii yırtık burada duramazdı. Vurgu gittikçe iç sese değil, ona “kulak verme” eylemi ve öznesi bireyin üzerine kapandı.
Öte yandan yeni düzen bireyi özgürleştiriciydi ama ortaya önemli sorunlar çıkıyordu; mesela özgür/sahici bireyin, diğer özgür/sahici bireylerle ilişkisinin nasıl olacağı, yani toplumun hangi ortak kriterlere göre birarada duracağıydı.
Herkesin önemli bulduğu kendi öznel değerlerine göre kendisini inşa edeceği, yaşamını düzenleyeceği görece bir ahlak anlayışında toplum nasıl birarada yaşayacak, devlet hangi kriterlere göre bu özgürlükleri düzenleyecekti?
Bulunan formülüne Charles Taylor “Yansız olma liberalizmi” diyor. Çelişkiyi ortadan kaldırma yöntemi, liberal toplumun “iyi yaşam nedir” sorusu karşısında yansız olması, iyi yaşamın da her bireyin kendi bildiği gibi iyiye ulaşmaya çalışması olduğu, yönetimlerin de bunu garanti altına alması gerektiği oldu. Bu durumun, atomize olmakta olan bürokratik devleti haddinden fazla güçlendireceği belliydi.
Böylelikle, modern insanın takdir edilmesi gereken sahicilik/kendisini gerçekleştirme arzusunun, yumuşak bir görecelilik içinde başıboş/çıpasız kaldığı ve bireyi aslında yalnızlaştırarak güçsüzleştirdiği, haliyle bürokratik devletin insafına terk ettiği kısa sürede anlaşılacaktı.
Bireyin kendisinden daha üst bir anlam ufkundan kopararak özgürleşeceği iddiası, kuvveden fiile geçtikçe, onu sanki daha da köleleştiriyor, seçimlerin özünün teferruat haline gelerek, seçme hakkının kutsala terfi ettirilmesi büyük kapanmayı beraberinde getiriyordu. Aslında olan şey, bireyin, üstü olarak tanıdığı Allah veya iyilik ideallerinin yerini, birey atomize oldukça devletin almasıydı.
Eski toplumda bireyin kendisini gerçekleştirme ideali Büyük Varoluş Zinciri’nde bir anlama denk gelen hissinden kaynaklanıyor, birey büyük bir anlam dünyasının hücrelerinden birisi olduğunu duyumsayarak yönünü ve huzurunu buluyordu.
Oysa modern birey, “kendi hakkımdaki iyiye sadece kendim, kendi iç sesimi dinleyerek diğerlerinden bağımsız olarak ulaşırım ve bu eylemle kendimi gerçekleştiririm” derken, aslında kendi varlığı içine hapsoluyor, üst bir anlama bağlanmayan öznel amaçlar huzuru sağlamıyordu.
İçe kapanmayla birey katılımcı demokrasi iddiasının tersine hareket ederek kontrolü bürokrasiye teslim ediyordu. Kendisini başkalarıyla ilişkiye geçerek, fedakârlık ve kahramanlıklar yaparak gerçekleştirmeye ihtiyacı kalmayan birey, neden dışarı çıksın, neden oy kullansın, neden siyasete ilgi duysun ki! Yeter ki devlet onun ihtiyaçlarını karşılasın, yeterdi.
Avrupa’da seçimlere ilginin yüzde ellilerin altına düşmesi, siyasete karşı yükselen ilgisizlik, aslında modern demokrasinin en büyük garantisi olan katılımcılığı bürokratik devlete emanet ediyordu. (Yumuşak despotluk.)
“Seçme gücünün kendisinin başlı başına maksimize edilmesi gereken, iyi bir şey olduğunun kabulü idealin sapkın bir ürünüdür” diyor Taylor ve ekliyor “Şimdi, eğer böyle bir şey doğruysa, bunu söylemek çok önemli” diye de ilave ediyor.
Gerçekten de önemli... İki nedenle… Önemli çünkü bunu söyleyebilenler daha çok modernitenin külliyen değersiz olduğunu iddia ederek daha en başta marjinalize oluyorlar. Diğer grup ise böyle bir saptamayı yapmaktan ölesiye korkuyor, tartışmaya hiç girmiyorlar. Modernizmin gösterişli zarfı mazrufu sorgulamayı imkânsız hale getirirken, kendi içine kapanan birey soru sormanın kendisini dahi unuttu.
Oysa modernitenin değerli yönlerini teslim ederken, insanlığı mahkûm ettiği çelişkilerin altını çizebilmek çok önemli.
Bu sorular yeniden sorulmadıkça, modernin ötesine geçmek mümkün olmayacak gibi. Batı için durum böyleyken, Doğu’nun ise aldığı darbenin sersemliğinden uyanıp, doğru sorular sorabilmesi, özgüvenin yeniden kazanılmasıyla mümkün.
O zaman soruyoruz tekrar, insan kendisini nasıl inşa eder?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019