Markar ESAYAN
Bir haftayı aşkındır incelemeye çalıştığım modern/postmodern çağa dair “aydın/entelektüel” sınıfının serencamında, her paradigmanın kendi değerlerini, kendi kurumlarını, kendi parlak başarıları ile karanlık taraflarını yarattığını anlatmaya çalıştım. Burada tabii ki aklımda Türkiye’deki aydın tipinin içinde bulunduğu trajik durum da vardı. Ancak isimlerden gidildiğinde, sorunun kavramsal boyutundan kopmuş olurduk. Bunun yerine olmuş olanın neden öyle olmuş olduğunu anlamaya çalışmak, gelecek için daha anlamlı bir uğraş gibi gözüküyor.
Paradigma ne olursa olsun, değişmeyen bazı değerlerin varlığına “iman” edebilir miyiz? Her şey göreli midir? Eğer öyleyse, bizleri aşan ve ortak ahlakımızı türeteceğimiz “bir üst anlam ufkundan” kopmuş olmaz mıyız?
Belki modernizmin kendi seküler üst anlam ufkunu yaratamadığı, 1) Evrensel olduğu iddiasının çöktüğü, 2) Evrensel olamamasının nedenini bulmanın önemli olduğu, 3) 21. Yüzyıl'da küçük hakikat parçalarından teşekkül eden bir evrensel hakikat peşinde koşmanın daha ilham verici olacağı üzerinde anlaşabiliriz.
Ancak bunun için geçmişin hataları ile yüzleşmek kadar, ondaki değerli şeyleri de (protestanca bir tavırla) toptan reddetmeme gerekliliği söz konusu. Bizler hiçbir zaman tarihin özel bir anında tamamen yeni/öncesiz ve orijinal bir durum yaratamayacağız. Kurduğumuz, kurulmuş olanın yeniden yorumlanmış, güne uyumlandırılmış hali olacak.
Mega hakikatler peşinde koşup, buna uygun misyoner aydınlar yaratarak ve muhtemelen devlet şiddetini de yedeğe alarak yaymanın yerine, “Hakikat ruhu”ndan bahsedilebilir mesela. Bu ruhu edinmek, bir aydın için hayati önemde olacaktır. Yani hakikatle iç içe yaşamak. Sahicilik, dürüstlük, tevazu…
Peki bu iç içe yaşanacak hakikatin herkesi, Müslümanı, Hristiyanı, Musevisi, ateisti, çeşitli ideolojileri benimseyenleri, kadınları, çocukları, azınlıkları bir yerinden de olsa yakalayacağı şekli nasıl inşa edilir? Öyle ki, aydını da, siyasetçisi de, iş insanı da, hukukçusu da o kozada yetişsin ve meşruiyetini o kaynaktan alsın?
Bence bu kaynak halktır. Asistan/organik aydın 21. Yüzyıl'da bu noktada çok kritik bir İngiliz anahtarı/bağlantı kayışı görevi üstlenebilir. Yani halkın içinde olmak, onu bir proje olarak değil, var edici bir kaynak, bir database olarak kabullenmek. Toplumun taleplerini, mümkün olduğunca ona müdahale etmeden kamuoyunun, siyasetin vd. huzuruna sunmak.
Her küçük hakikat parçasını tepede üretilmiş mega hakikate uyumlandırmak veya ona boyun eğdirmek yerine, halkta, yaşamın kendisinde olanı yukarıya doğru servis etmek, böylelikle aşağıdaki her bir küçük hakikatin yukarıdaki son kararda etkili olmasını sağlamak.
Buna basitçe demokratlık da denebilir. Yeni kendisini kurmak için bir kurucu öteki aramak yerine, düşmandan hasıma terfi etmiş ötekiler ile muhabbet edebilecek bir kamusal alan, dil yaratmak. Toplumsal ilişkilerin biçimlendiği ve düzenlendiği yerin, kesinlik/nihai çözüm arayışlarından temizlenmesi. Kesinlik ve nihai çözüme kaynaklık eden rasyonalizm ve hümanizmin esnetilmesi, kendine dayanan modellere karşı halkı işaret eden süreçler…
Chantal Mouffe’un dediği gibi, “Gerçek sorun, kültürümüzün, amaçlarımızın ya da kurumlarımızın karşılıklı konuşma olmadan ayakta duramayacağı”dır. Neyin adil ve neyin meşru olduğunu bulmak pek ala mümkündür. Ama bu Gadamer’e göre ise ancak verili bir gelenek ve bu geleneğin sağladığı ölçütlerle mümkündür. Bu durumda, büyük toplumu oluşturan küçük toplulukların birbiri ve yöneticileri ile konuşmasında aydının rolü, modern aydından çok daha farklı olmalıdır. Organik/asistan aydın kavramı ile böyle bir işleve anlam yüklemekteyiz.
Hasılı, meselemiz son dönemde çıldıran değil. Onlar, sadece “onlara” değil, “bizlere” dair biten, tarih sahnesinden çekilmekte olan bir durumun göstergesidir ve bu anlamda işlevseldirler. Bizim meselemiz, bitenin yerine neyin nasıl konacağı olmalıdır.
AK Parti, bu manada, tabanıyla organik bir ilişki kurdu ve bu ilişkiyi siyasi varlığının/bekasının merkezinde gördü. AK Parti bu devrimci halk hareketini siyaseten temsil edebilme basiretini gösterdi. Bu basiret onu felaketlerden korudu, başarıyı getirdi, çünkü halkın istediğinin peşinden gitti.
Sorun, bu harekete gerekli cevabın yüzde 25’lik kesim ve siyasi temsilcilerinden gelmemiş olmasıdır. Ama bunu hemen beklemek anlamsızdır. Hatta, bu bir sorun bile değildir. Hayat ve yaşanan değişimler bizleri bizlerin yaptığı gibi kategorize etmez, dönüştürür, kendisine dahil eder. Değişim kurumsallaştıkça, adapte olma, cevap verme baskısı uyumsuz olanın sırtında taşınamaz bir yüke dönüşür.
Önemli olan, bu doğal baskının orada er geç yaratacağı hareketlenmenin ifade bulacağı mekanizmaları kurmak ve herkesin erişimine açık tutmaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019