Mehmet Ocaktan
Siyaset felsefesi de özünde ya mevcut durumu haklı göstermeye çalışma, ya da mevcut durumu reddetme tutumu gösterme ihtimallerinden birini işaret etmektedir.
Bu çerçeveden bakıldığında Müslüman dünyanın, değişimci ekole dahil olmaktan ziyade meşrulaştırıcı ekole dahil olduğu görülecektir. Bu manada İslam siyaset fıkhı da “ayak uydurma ve cevaz verme” biçiminde tezahür etmiştir. Kuşkusuz İslam fıkıhçıları bunu istibdada keyfi bir “cevaz verme” niyetiyle yapmamışlardır. Ancak bu eylemin sonucu, mmetin birliğini muhafaza etme adına siyasi meşruiyeti göz ardı etme olarak ortaya çıkmıştır.
Tarihsel tecrübelerin ışığında meseleye bakmak gerekirse; İslam siyaset düşüncesi içinde yer alan aklayıcı ekol sayesinde siyasi meşruiyet rafa kaldırıldığı için Müslüman toplumlar mutlak otoritenin denetimi altına alınarak bir bakıma itaate mecbur kılınmışlardır. Yani İslam siyaset düşüncesinde, ümmetin birliği siyasi meşruiyete tercih edilmiştir.
Muhammed Muhtar Şankıti, değişimci bir anlayışla İslam siyasi fıkhına nasıl bakılması gerektiği konusunda şöyle bir tespitte bulunuyor: “Günümüzde geleneksel siyasi fıkhın, geleceğe doğru yeni bir yol almaya çalışan Müslümanlar için artık ilham verici bir kaynak olamadığını, aksine onların sırtında ağır bir yük olarak kaldığını görüyoruz. Bu düşünsel ve ahlaki tıkanmışlık anında ümmet eğer söz konusu anayasal krizin içine nasıl girdiğini idrak edemezse bu krizden nasıl çıkılacağını da idrak edemeyecektir.” (İslam Medeniyetinde Anayasal Kriz, s.64, Mana yayınları)
Geleneksel İslam siyaset fıkhının istibdat yönetimlerine onay veren uyumcu görüntüsünü tarihsel bağlamı içinde değerlendirip, modern zamanları okuyan bir yenilenmeye tabi tutmadan geçmişteki kalıplarıyla aynen bugüne taşımak, aşılması zor bir engel olarak Müslümanların hareket alanını kısıtlamaya ve bugünün Müslümanlarıyla gelecek arasında perde olmaya devam edecektir. Tarihsel tecrübeler göstermiştir ki ümmetin birliği üzerinden istibdadı aklama ve meşrulaştırma girişimleri, ne yazık ki zamanla kalıcı hale gelmiş ve uzun vadede Müslümanlar için adeta bir hüsrana dönüşmüştür.
Rıdvan es-Seyyid, Müslüman fukahanın siyasi birliği sağlamak arzusuyla meşruiyeti kurban verdiklerinde nasıl bir çıkmaza girdiklerini geleceğe ışık tutan bir üslupla şöyle anlatıyor: “Biz eski siyaset fıkıhçılarımızın içine düştüğü sıkıntıya bakıp bundan bir ders çıkarabiliriz. Bu ders de şudur: Birliğe önem vermek haddizatında bu birliği gerçekleştirmek ve devam ettirmek için yeterli değildir. Aksine bu birliği sağlamak, birlik düşüncesini önemsemek kadar ona ulaştıracak yolu önemsemeyi de zorunlu kılmaktadır. Başka bir ifadeyle, Bizzat İslam’ın varlığı ile ilgili olan birlik meselesi (siyasi) meşruiyet meselesiyle ayrılmaz bir bütün oluşturur. Meşruiyetin birinci şartı, yöneticinin cumhuru temsil eder olmasıdır (şura, akit, biat). Birlik aslında meşruiyet olmaksızın salt güç ve tasallut yoluyla inşa edilip sürdürülebilir. Fakat böyle bir birlik artık İslami bir birlik olarak kalamaz; aksine bu birlik, Hüseyin b. Ali, Abdullan b. Ömer, Abdurrahman b. Ebu Bekir gibi büyük sahabilerin de Muaviye kendi oğlu Yezid için biat istediğinde mülahaza ettikleri gibi, artık Kisracı ve Kayserci bir birlik halini almış olacaktır. Çünkü böyle bir durumda hilafet krallığa dönüşecektir.” (Şankıti’nin İslam Medeniyetinde Anayasal Kriz kitabından, s.61)
Maalesef İslam siyaset tarihinde bunca yaşanan tecrübeye rağmen, hukukun üstünlüğüne dayalı ve meşruiyetini halkın iradesinden alan yönetim modelinin oluşturulamaması bir talihsizliktir. Zira erken dönemde tıpkı Yunan ve Roma tecrübelerinde olduğu gibi İslami tecrübe de demokratik şehir modeli ile yola çıkmış ve halkı da içine alan bir meşruiyet oluşturmuştur. Ancak bu erken dönem baharı, şeffaf ve hesap verilebilir yönetim ruhunun geri çekilişinin miladı olan Sıffin savaşı ile birlikte giderek sultanlıklara ve krallıklara evrilmiştir.
Hz. Peygamber ve raşid halifeler dönemini “anayasal doğuş” dönemi olarak gören Malik Binnebi, “Sıffin İslam tarihindeki demokratik İslami yönetim tasarısının tarihsel seyrine devam etmesini engelleyen bir dönüm noktasıdır” der. (Şankıti’nin aynı eserinden, s.53)
Bugün İslam dünyasında neden hukukun üstünlüğüne dayalı bir yönetim modeli oluşturulamadığını anlamak için, geleneksel İslam siyaset fıkhının tarihsel süreç içinde nasıl bir seyir izlediğine yakından bakmakta yarar var.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
2.02.2026
28.01.2026
26.01.2026
14.01.2026
12.01.2026
7.01.2026
5.01.2026
31.12.2025
29.12.2025