Merve Şebnem Oruç
30 Mart 2014 Yerel Seçimleri Türkiye ve dünyada 'Erdoğan hakkında referandum'a dönüştürülmüştü. Gezi olayları, 17-25 Aralık kalkışması, ardı arkası kesilmeyen tapeler, montajlı şantajlar ve 'turpun büyüğü heybede' türü bitmek bilmeyen tehditler, gerilimin bitmediği kabus gibi bir maraton haline getirmişti mahalli seçimlere doğru geri sayımı... FETÖ'nün çantasından çıkanlar, yerli ve yabancı medya tarafından pişiriliyor, muhalefet tarafından kürsülerden okunuyor, sosyal medyadan dağıtılıyor ve Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı bir hortum gibi herkesi ve her şeyi içine almaya çalışıyordu.
Miting trafiği hız kesmeden devam ederken, yorgunluk da artıyordu. Çok ağır ve ardı arkası kesilmeyen bir saldırı altında olmasına rağmen günde üç miting yapan Erdoğan'ın zihni yorulmuyor, yüreği yorulmuyordu belki inanılmaz bir şekilde, ama bedeni yoruluyordu. Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan ve Ak Parti lideri olarak sürdürdüğü mücadelenin yerel seçimler ayağına üç gün kala, 27 Mart'ta, Van'da gerçekleştirdiği miting öncesinde sesi kısıldı. Halkın önüne sesi incecik olmuş halde çıktı, uzunca bir süre de konuşmaya çalıştı. Olanı biteni bir film gibi izleyenler düşünemese de, o da etten ve kemiktendi, insandı.
Erdoğan nefesi yettiğince konuşmaya çalışıyor, sosyal medya ise yıkılıyordu. Galeyana haber kanalları ve internet siteleri de katılıyordu. Türkçe ve İngilizce yüzlerce, binlerce mesaj Erdoğan'ın sesini alaya alıyordu. Atılan kahkahalar, iğrenç espriler, 'korkma-titre' tehditleri ve türlü gaddarca yorumun ardı arkası kesilmiyordu.
Kolay ağlayabilen biri değilim. Ama o gün hıçkıra hıçkıra ağladığımı hatırlıyorum. Küresel, dalga dalga gelen bir lince karşı ayakta duran tek bir adam... Vücudu bile tempo, baskı ve yorgunluk nedeniyle mola istiyor, devam edemiyor, ama o ediyor. Düşmanlarının ise, kanlı bıçaklı bile olsa, bu denli alçaklaşabilmesi, 'hırsından vazgeçmiyor' diyebilecek kadar mel'unlaşabilmesi vicdanlara dokunuyor. Önümde bilgisayar ekranı, karşımda televizyon bu sahneyi, o anları izlerken, yürek parçalayan ve sizi içine çeken bir dram filmi nasıl hissettirirse öyle hissettiğimi anımsıyorum. Gücenmiştim, gücüme gitmişti. Sanki o yazılanlar, o söylenenler bana, bize söyleniyordu; boğazıma sert bir yumruk yemişim gibi hissediyordum.
Sadece ben değil, milyonlarca insan öyle hissetmiş, aynı duyguları yaşamıştı. Ömre bedel bir andı Van mitingi... Gladyatör gibi bir drama filminde, General Maksimus'un Roma imparatorluğunda yükselişi yüzünden kıskançlığa kapılan Commodus'un kendisine, ailesine tüm yapılanlardan sonra yıkılmayışını, köle edilişini, Romalı gladyatör olarak yükselişini ve son sahne yaklaşırken Colloseum arenasında, sırtından bıçaklanmış halde Commodus'la dövüşmesini izler gibi izlemişti halk olanı biteni. Üç gün sonra yerel seçimler yapıldı ve Erdoğan liderliğindeki Ak Parti oylarını artırarak bir kez daha seçimleri kazandı. Cumhurbaşkanı'nın mücadelesi o günden sonra da devam etti, hala da ediyor.
Pazartesi gecesi tvnet'te yayınlanan Karşı Karşıya adlı programda konuğum Doç. Dr. Yalçın Akdoğan'dı. En uzun süre Erdoğan'ın başdanışmanlığını yapan, ardından Başbakan Yardımcılığı görevinde bulunan Ankara Milletvekili Akdoğan, geçtiğimiz günlerde 'Lider' adıyla bir kitap yayınladı ve Erdoğan'ı, onun siyasi liderliğini kaleme aldı. Hem kitabı okurken hem de Akdoğan'la kitap hakkında konuşurken sık sık geriye dönüşler yaşadım ve Erdoğan'ı, yaşamını, siyasi mücadelesini uzaktan takip eden milyonlarca insandan biri olarak bizlerin de şahit olduğu anlara gidip gidip geri döndüm.
Akdoğan “Bugün dünyada liderlik krizi, Türkiye'deyse Erdoğan var,” diyor. “Siyasete taraf bir siyaset bilimci” olarak kaleme aldığı kitapta Batılı, doğulu ve İslami siyasetnamelerin 'iyi bir lider nasıl olunur' tariflerinin kaynaklığında, yakından tanıdığı Erdoğan'ın liderlik özelliklerini anlatıyor. Ahlaklı bir yolda, cesur ve akıllı bir şekilde, hak ve adaleti aramak için genç yaşlarda İstanbul'dan yola çıkılmış bir yolculuğun, önce yerel, ardından ulusal ve sonrasında küresel bir mücadeleye dönüşmesi sürecini Akdoğan'ın kaleminden okurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sevenleri ve sevmeyenleri için ne anlama geldiğini de sıkça düşünüyorsunuz. Sevmeyenleri, rakipleri ve düşmanları için başarıları, yükselişi, popülaritesi ve halktaki karşılığı nedeniyle yok edilmesi gereken bir tehditken, sevdiklerinin gözünde haksızlıklara karşı savaş açan ama bu yolda çokça haksızlığa da uğrayan, siyasi bir liderden çok daha öte bir yerde duran, davası için onurlu bir mücadele veren, adeta bir kahraman...
Güçlü sezgilere, üstün oyun kurucu ve dönüştürücü özelliklere, hitabet yeteneğine ve karizmatik bir kişiliğe sahip Cumhurbaşkanı'nı şüphesiz böyle büyük bir lider yapan taşıdığı pek çok donanımı var. Ama hepsinin ötesinde, davasının temelini her imanlı insanda olması gerektiği gibi, kitapta Akdoğan'ın da altını sıkça çizdiği şekilde 'teslimiyet ve tevekkül' oluşturuyor. Siyasi hayatı boyunca sayısız put kıran, tabu yıkan, durmak yok yola devam diyen Erdoğan, aynı zamanda ölümü en çok zikreden, bu dünyanın faniliğini aklından hiç çıkarmadığını sık sık gösteren bir önder; bu yüzden tüm bariyerleri aşıp insanlığa samimiyetini tekrar tekrar ispat ediyor, 15 Temmuz gecesi tek bir davetiyle insanları sokağa dökebiliyor, genç-yaşlı milyonlar 'Bugün ölmek için güzel bir gün anne' diyerek ölüme koşabiliyor.
Akdoğan, Erdoğan'ın hikayesinin 'yürek titremesi' ve 'vicdan sızısı' ile başladığını söylüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pınarhisar Cezaevi'nden 15 Temmuz'a, okuduğu şiirden Van mitinginde sesinin kısılmasına, 'one minute'e, Rabia'ya ve, Suriye'ye ve 'dünya beşten büyüktür'e devam eden hikayesiyle bizlerin yüreğini titretiyor, vicdanımız oluyor. Yıllardan beri her sabah kalkıp, herkesin 'asla değiştiremezsin, o kıpırdamaz, yerinden bile oynamaz' dediği devasa kaya parçasını, 'dünya'yı itmeye devam ediyor. Omuz sikiyorlar, görmezden geliyorlar, alay ediyorlar, 'deli' diyorlar, inanmıyorlar, kızıyorlar, öfkeleniyorlar, vazgeçirmeye çalışıyorlar...ama o yılmıyor. Ve kaya sonunda bir gün yerinden oynuyor, Erdoğan itmeyi sürdürüyor.
Allah uzun ömürler versin. Erdoğan'ın hikayesi Türkiye'nin hikayesi oldu, devam ediyor.
Yazarlar
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları









































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018