Merve Şebnem Oruç
Yazıya başlarken ekranıma Suudi Arabistan’da bir süre önce yolsuzluk operasyonu çerçevesinde tutuklanan prenslerden serbest bırakılmaları karşılığında 106 milyar $ tahsil edildiği haberi düştü.
Washington dönüşü ABD notlarıma devam edecekken, Orta Doğu’da birbiriyle alakasız gibi görünen gelişmelerin nasıl da ilintili olabileceğini düşünürken buldum kendimi. Malum Türkiye’de, Suudilerin Trump dönemiyle beraber ABD’yle nikah tazelemesi sonrası PKK/PYD’ye desteklemeye başladığı söyleniyor. Bu tahmin Washington’da da karşımıza bir değerlendirme olarak çıkıyor. Trump’ın PYD’yi ABD hazinesinden finanse etmek istememesi, PYD ile yürümeyi sürdürmek isteyen çevrelerde üzüntü nedeni; bu paranın Körfez’den sağlanmasıyla çözüme ulaşıldığı ifade ediliyor. İster misiniz, Suudi prenslerden toplanan haraç, Suriye’de PKK’nın finansmanına aktarılsın? Bu tabloda hiç de uçuk bir tahmin değil...
Washington’da aynı çevrelerin canını sıkan bir başka gelişme de, Trump’ın ABD’nin Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Joseph Votel’ı doğrudan kendisine rapor verir hale getirmesi. Normal şartlarda Savunma Bakanı Mattis’e bağlı olarak çalışan Votel’in Trump’a doğrudan rapor verir olması, Trump’ın, sessiz kalıyor gibi gözükse de, Suriye’deki gelişmeleri dolaysız takip etmek istediğinin işareti. Bunun nedeni, Votel gibi, ABD’nin DAEŞ’le Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk gibi isimlerin, sahada çok sık bulunmanın verdiği avantajla Pentagon’u manipüle etmesinin önüne geçmek olabilir mi? Votel’in bu yeni düzenlemeden avantajlı mı yoksa dezavantajlı mı çıkacağını belirleyecek olan, Trump’ın bu konudaki fikirlerini şekillendirecek olan isimlerin tavrı... Yani en az Savunma Bakanı Mattis kadar Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı H.R. MacMaster’ın Suriye’de PKK/PYD’ye verilen destek ve Türkiye ile ilişkiler konusuna nasıl yaklaştığı önemli. Bu yüzden McMaster’ın geçtiğimiz haftalarda dile getirdiği ancak daha sonra düzeltmek zorunda kaldığı Türkiye ve Katar’ı hedef alan ifadelerinin önemi artıyor. Ha keza, Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’la McMaster arasında gerçekleşen telefon konuşması gibi doğrudan irtibatın önemi de...
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson tarafından “Bazı kişiler yanlış konuştu” diyerek yalanlanan, YPG’nin domine ettiği SDG komutası altında ‘30 bin kişilik sınır koruma gücü’ kurma iddialarının kaynağında da Votel ve McGurk gibi isimlerin olduğu tahmin ediliyor. Peki, Ankara’nın da uzun süredir rahatsız olduğu bu isimlerle Pentagon’da harita başında daha geniş ve uzun vadeli okuma yapanların arasında fikir ittifakı var mı? Büyük ihtimalle hayır... İran ve Rusya’nın sahada Obama döneminden beri yapılan yanlışlar nedeniyle güçlendiğini düşünenlerle ‘DAEŞ’le mücadele’ adı altındaki PKK/PYD’ye verilen desteğin sürdürülmesi gerektiğini düşünenlerin fikirleri çarpışıyor. Aynı zamanda, PKK’nın bir ‘terör örgütü’ olduğu, PYD’nin bunun Suriye uzantısı olduğu gerçeğinin uluslararası çevrelerde daha ne kadar göz ardı edilebileceğine dair endişe de büyüyor. YPG’lilerin intihar bombası gibi açık seçik terör eylemlerini rahatça sergiliyor olması da, işlerini zorlaştırıyor. Bu nedenle, şaka gibi ama, Suriye’de PYD’ye verilen desteğe sözüm ona meşruiyet sağlamak için Esad’la masaya oturulması gerektiği fikrini savunanlar da var Washington’da.
Suriye’de yedi yılda onca kanın, göçün ve trajedinin ortasında ne acayip şeyler gördük... Önce Esad’ı devirme yarışı... Sonra “DAEŞ’le mücadele” yarışı... PKK/PYD’ye destek verme yarışı... İster misiniz yakın zamanda bir de Şam’da Esad’la görüşme yarışı çıksın?
***
Türkiye-ABD ilişkilerini konuşurken PKK’ya verilen destek tartışmalarıyla paralel yürüyen diğer konu kuşkusuz FETÖ meselesi. Doğrusunu isterseniz, Washington’da Erdoğan karşıtı kampanyalardan en çok etkilenenler bile, FETÖ’nün ak pak adamlar olduğuna artık inanmıyor. ‘Eğitime adanmış, ılımlı, diyalogcu, barışçı’ maskelerinin ardında bu yapının karanlık bir tarafı olduğu gerçeğinin hemen herkes farkında. Yine de örgütün Washington’daki lobi gücü, avukatlara akıtılan tonla para, bu avukatların kendileriyle ilgili en küçük olumsuz haberi dava açmakla tehdit etmesi, aksinde ısrar edenleri yıllardır yaptıkları şekilde “Erdoğancılık”la suçlama kampanyaları ve tıpkı Türkiye’de yaptıkları gibi kritik noktalardaki kişilerle kurdukları karanlık ilişkiler sayesinde gemileri yürüyor.
Washington’daki etkilerinin bitebilmesi için, bu para musluğunun kapanması elzem. Bunun yolu ise, maalesef federal devletin merkezi Washington’dan değil, eyaletlerden geçiyor. Zira eyaletlerde kurdukları ilişkiler, FETÖ charter okullarının açık kalmasını ve sağlanan parayla Washington’daki aktivitelerin fonlanmasını sağlıyor
ABD’deki charter okullar, eğitim alanındaki serbest pazarda bir iş girişimi. Devlet okulları ile Katolik okulları gibi pahalı özel okulların arasında orta gelir seviyesindekiler için bir fırsat, pek çok girişimci için de büyük gelir kapısı. Tıpkı bizdeki dershaneler gibi... Böyle olduğu için de eyaletlerin etkili isimleri bazında bu okullara bir zaaf var. ABD’nin ulusal çapta bir soruşturma açarak FETÖ okullarını kapatmasını bekleyebiliriz. Ama gerçekçi olmak gerekirse, Ku Klu Klan gibi kanlı bir örgütü bile terör örgütü ilan etmeyen bir ülkeden bahsediyoruz. ABD için ulusal güvenlik tehdidi olan tek terör örgütü El Kaide ve uzantıları. Buna isyan edebilir ve eleştirebiliriz ama sonuç almak için bundan fazlası gerek.
Amsterdam & Partners (LLP) hukuk firması geçen yıl, FETÖ okulları üzerine yaptığı detaylı araştırmaları yayınladığı ‘Aldatma İmparatorluğu’ kitabında FETÖ okullarının bugüne kadar ABD’de vergi ödeyenlerden 243 milyar hortumladığını ortaya koymuştu. Bu ve emlak dolandırıcılığı gibi pek çok sahtekarlığa giriştiklerine dair benzeri pek çok veri, Ohio, Pensilvanya, Louisiana gibi eyaletlerde dikkate alınmış, okullara karşı soruşturma açılmasını sağlamış. Hukuk firmasının yakında çıkacak olan ikinci kitabı da hortumlanan paranın örgütün hangi faaliyetlerini nasıl finanse ettiğini ortaya koyacak. Eyalet eyalet titiz bir çalışma gerektiren bu uzun ve ABD koşullarındaki zorlu mücadelede önemli ve sevindirici gelişmeler...
Pazar günü buradan devam etmek üzere...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018