Mithat SANCAR
Haftada bir yazdığım için, yazıya hazırlık olsun diye, son birkaç günün “önemli olayları”nı içeren bir liste yaparım. Memlekette hiç “önemli olay” sıkıntısı çekilmediği için, liste de hep kabarık oluyor hâliyle.
Bu haftaki listemiz de epey zengin. “ODTÜ olayları”, son gelişmelerle birlikte listenin başına tırmandı. Oysa iki gün öncesine kadar, Maraş katliamını anma girişimlerinin engellenmesi “olayı”nı en üste koymuştum. Geçen cuma günü ise, Başbakan’ın NTV ile Star televizyonlarının ortak yayınında yaptığı “olay” açıklamalar, ilk sıradaydı. Başbakan’ın sözlerinden de “Uludere olayı”na ilişkin olanları öne çıkarmıştım.
Devlet ve/veya hükümet yanlısı medya, önemsizleştirmek ya da devletin ve/veya hükümetin sorumluluğunu örtbas etmek istediği zaman, yaşananları “olay” diye verir. Mesela katliamlar, birden “olay” oluveriyorlar; “Uludere olayı”, “Maraş olayları” gibi...
Devleti kurtarmayı ve aklamayı asli misyonu olarak gören medya, önemsizleştirmeyi veya sorumluluğu gizlemeyi yeterli görmediğinde, bir adım daha atıyor ve mağdurları/ kurbanları “suçlu” gösterecek bir dil kullanıyor.
“Uludere olayı” diye sunulmak istenen şey, o “olay”a maruz kalanlar ve onların acısını içinde hissedenler için “Roboski katliamı”dır. Üzerinden bir yıl geçti, bombalamanın nasıl gerçekleştiği ve sorumluları aydınlatılmadı.
Başbakan, “özür” kelimesini duyunca bile müthiş öfkeleniyor. Ölenleri suçlayan ve yakınlarını aşağılayan sözler sarf ediyor. Birileri de, katliamın hükümete derin güçler tarafından kurulmuş bir tuzak olduğu tezini öne çıkararak, Başbakan’ı sorumluluktan kurtarmaya çalışıyor. Diyelim ki bu tez doğru. Peki, Başbakan’ın ölenlere ve yakınlarına karşı böyle öfkeli ve suçlayıcı bir tavır takınmasını nasıl açıklayacağız? Yoksa derin güçler mi Başbakan’a bunu yaptırıyor? Başbakan’ın tutumu, o tuzağın hedeflerine ulaşmasını daha da kolaylaştırmıyor mu?
Tuzak ya da değil, ortada korkunç bir katliam var. Bunu anmaktan, sorumluların açığa çıkarılmasını talep etmekten daha meşru bir şey olamaz. Oysa Başbakan ve ona yakın olanlar, unutulsun istiyorlar. Unutmayacağız ve unutturmayacağız diyenler ise, hemen “terörist” veya “terör örgütünün amacına hizmet edenler” diye damgalanıyorlar.
Maraş katliamı için de aynı yaklaşım geçerli. Geçmişin bu vahşetini anmak engelleniyor. Bu ülkede “yası yasaklamak”, zalim bir devlet politikası. Bu hükümet, bu politikayı sürdürmekte hiç beis görmüyor. Lakin bu politika, ne onu inşa eden güçlere ne de bu topluma hayır getirdi. AKP’ye ise hiç getirmez.
Hükümet ve ona yakın çevrelere göre, Roboski’yi de Maraş’ı da anmak isteyenlerin “niyetleri” kötü. Onların derdi, anma ve yas değil; hükümete karşı komplo kurmak veya kurulmuş komploları kolaylaştırmak.
ODTÜ’de Başbakan’ı ve hükümeti protesto etmek isteyen öğrencilere de aynı muamele yapılıyor. Rektör ve başından beri olayların bire bir tanığı olan öğretim üyeleri, öğrenciler sadece slogan atmaktayken ve herhangi bir şiddet eylemine başvurmamışken, polisin müthiş bir öfkeyle onlara saldırdığını anlatıp duruyorlar. Ama hükümet ve ona yakın çevreler, bu sesleri duymak istemiyorlar. Onların bütün gayesi, öğrencileri “hükümete karşı komplo”nun piyonları olarak sunmak ve “terörist” olarak yaftalamak.
Bu ülkede polis şiddetinin her türlü ölçüyü aşan insafsız örnekleri neredeyse rutin hâle gelmişken, bunu sorgulamak yerine, bunu sorgulayan ODTÜ camiasını topyekûn hedefe koyuyorlar. Ve derken ODTÜ camiasını recmetme ayini başlıyor. İlk taşları da çeşitli üniversitelerin yönetimleri fırlatıyorlar. O taşları sardıkları bildiriler, birer utanç vesikası olarak tarihe tescil olundular bile.
Anma, yas ve itiraz; ifade, toplantı ve gösteri özgürlüklerinin en meşru araçlarıdır. Meşruluk, şiddetin başladığı yerde biter şüphesiz. Lakin her seferinde “şiddet” ihtimalini gerekçe göstererek yasaklar koymak, demokratik bir rejimde kabul edilebilir bir durum değildir. Aynı şekilde, hangi fikirde ve zihniyette olduklarına bakarak hakların kullanımında ayrımcı davranmak da, kabul edilemez. İstihbarat raporlarına ve keyfî değerlendirmelere dayanarak hakları yasaklar veya polis şiddetini devreye sokarsanız, hızla polis devletine kayarsınız.
Demokrasinin evrensel ölçülerinden uzaklaşmanın en önemli sonucu ise, toplumsal kutuplaşmanın keskinleşmesi ve siyasal gerilimin yükselmesidir.
Bence hükümetin dikkat etmesi ve savuşturmaya tüm gücüyle gayret etmesi gereken asıl tehlike budur...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014