Mustafa Karaalioğlu
Sanılanın aksine uluslararası sistemin etkilenme, yenilenme ve değişim eşiği çok yüksektir.
Dışarıdan saldırılar karşısında kolay etkilenmez; kriz, salgın hatta bazı savaşları bile savuşturma gücü vardır. İnsanlığı ürküten ve endişelendiren büyük çapta vakaların, küresel sistemi rutin ve doğal değişiminden daha derin etkilemediği çok kez görülmüştür. İkinci dünya savaşı büyük bir istisnaydı veya Demirperde’nin yıkılışı... Ancak, “eskisi gibi olmayacak” dediğimiz şey uluslararası güç sıralaması ve kudret lisanslarından pay almak ise bunun için iyi dilek ve temennilerin ötesinde çaba gerekir.
Birçok mali krizden sonra, -mesela 2008 mortgage yıkımı ya da Çin’in yıllar içinde yükselişi gibi- hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sloganı şiddetle yükselmesine rağmen görüldü ki herşey eskisinden daha katı ve kuvvetli olmaya devam etti. İkinci dünya savaşından sonra dünyayı önce internet sonra da akıllı telefonlar kadar değiştiren bir gelişme veya kriz veyahut felaket olmadı… Kaldı ki o değişimden de sadece hazır olanlar ve değişimi yönetebilenler istifade etmiştir.
Krizden fırsat umanlar için karamsar sayılabilecek bu özete rağmen bütün dünyayı eve kapatan, çaresiz bırakan ve şoka uğratan corona salgınının değişim gücünü küçümsemek mümkün değildir. Bazıları için en azından ulusal planda gerçekten hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı ve kötüleşeceği şimdiden bellidir. Kişisel olarak da hiç şüphesiz gündelik hayatta ve iş şeklimizde yeni alışkanlıklar edineceğiz. Mesele bu büyük felaket sonrasında kartların yeniden karılacağı, yeni fırsat alanları ortaya çıkacağı ve en nihayet dünya sıralamasının değişeceği varsayımında düğümleniyor. Birçok lider gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu fırsata talip olanlar arasındadır. Cumhurbaşkanı, virüs sonrası daha büyük ve daha güçlü bir ekonomi hedefini anlatıyor.
Bir ülkenin ve tabii Türkiye’nin dünya ligindeki sıralamasının yukarılara taşıması, ekonomisini büyütmesi, daha fazla ihracat yapması elbette mümkündür. Salgın gibi olağanüstü durumlar buna konjonktürel fırsat sunabilir ama esasen eğer büyümek istiyorsanız bunun için coronaya da gerek yoktur.
Eğer, evrensel normlara sahip güvenilir bir hukuk sistemi varsa…
Eğer, iyi işleyen bir demokratik kurumlar tablosu varsa…
Eğer, bugünü ya da ilk seçimi değil geleceği hedefleyen bir ekonomi yönetimi varsa…
Eğer, modern ve sorgulayıcı bir eğitim sistemi varsa…
Eğer bütün siyasi ve bürokratik faaliyetler şeffaf ve hesap verebilir ise…
Eğer, gelişen teknolojik alanlara ve illa da dijital sektörlere yönelik ar-ge ve stratejik tercihler planlanmışsa…
Eğer, fikir özgürlüğü ve sosyal medyada konuşup yazmak hürriyeti varsa…
Eğer, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün insanlarıyla aynı hedefe yürüyorsa…
Eğer, ülke her önemli konuda ikiyi bölünmüş değilse…
Ve eğer ülkede işler liyakat ve ehliyet prensibine bağlı yürütülüyorsa, o ülke elbette büyüyecektir. Üretimini artıracak, ihracatını geliştirecek, icat ve patent sayısını çoğaltacaktır.
Ama şartları değiştirmeden, ülkedeki bütün kurumları ve anlayışı koruyarak, sadece bazı ülkelerin yaşadığı travmaları izleyerek kimse hiçbir şeyin eskisi gibi olacağını ummasın.
Eldeki verilerle Corona sonrası dünyada olacak olan şudur: Kriz sürecinde ekonomilerine büyük kaynak aktaran ve çarkları durdurmayan ekonomiler daha da büyüyecektir. Krizi yeni bir zihniyet ve vizyon değişimi fırsatı olarak görmeyen ve zaten kaynakları sınırlı olan ülkeler ise yerinde sayarsa bile kendilerini şanslı kabul edecektir.
Çünkü, fırsat piyango bileti değildir; bir matematiği vardır ve en nihayet iki kere ikinin dört ettiği gerçeği hiçbir şartta değişmeyecektir… Sanılanın aksine uluslararası sistemin etkilenme, yenilenme ve değişim eşiği çok yüksektir. Dışarıdan saldırılar karşısında kolay etkilenmez; kriz, salgın hatta bazı savaşları bile savuşturma gücü vardır. İnsanlığı ürküten ve endişelendiren büyük çapta vakaların, küresel sistemi rutin ve doğal değişiminden daha derin etkilemediği çok kez görülmüştür. İkinci dünya savaşı büyük bir istisnaydı veya Demirperde’nin yıkılışı... Ancak, “eskisi gibi olmayacak” dediğimiz şey uluslararası güç sıralaması ve kudret lisanslarından pay almak ise bunun için iyi dilek ve temennilerin ötesinde çaba gerekir.
Birçok mali krizden sonra, -mesela 2008 mortgage yıkımı ya da Çin’in yıllar içinde yükselişi gibi- hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sloganı şiddetle yükselmesine rağmen görüldü ki herşey eskisinden daha katı ve kuvvetli olmaya devam etti. İkinci dünya savaşından sonra dünyayı önce internet sonra da akıllı telefonlar kadar değiştiren bir gelişme veya kriz veyahut felaket olmadı… Kaldı ki o değişimden de sadece hazır olanlar ve değişimi yönetebilenler istifade etmiştir.
Krizden fırsat umanlar için karamsar sayılabilecek bu özete rağmen bütün dünyayı eve kapatan, çaresiz bırakan ve şoka uğratan corona salgınının değişim gücünü küçümsemek mümkün değildir. Bazıları için en azından ulusal planda gerçekten hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı ve kötüleşeceği şimdiden bellidir. Kişisel olarak da hiç şüphesiz gündelik hayatta ve iş şeklimizde yeni alışkanlıklar edineceğiz. Mesele bu büyük felaket sonrasında kartların yeniden karılacağı, yeni fırsat alanları ortaya çıkacağı ve en nihayet dünya sıralamasının değişeceği varsayımında düğümleniyor. Birçok lider gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu fırsata talip olanlar arasındadır. Cumhurbaşkanı, virüs sonrası daha büyük ve daha güçlü bir ekonomi hedefini anlatıyor.
Bir ülkenin ve tabii Türkiye’nin dünya ligindeki sıralamasının yukarılara taşıması, ekonomisini büyütmesi, daha fazla ihracat yapması elbette mümkündür. Salgın gibi olağanüstü durumlar buna konjonktürel fırsat sunabilir ama esasen eğer büyümek istiyorsanız bunun için coronaya da gerek yoktur.
Eğer, evrensel normlara sahip güvenilir bir hukuk sistemi varsa…
Eğer, iyi işleyen bir demokratik kurumlar tablosu varsa…
Eğer, bugünü ya da ilk seçimi değil geleceği hedefleyen bir ekonomi yönetimi varsa…
Eğer, modern ve sorgulayıcı bir eğitim sistemi varsa…
Eğer bütün siyasi ve bürokratik faaliyetler şeffaf ve hesap verebilir ise…
Eğer, gelişen teknolojik alanlara ve illa da dijital sektörlere yönelik ar-ge ve stratejik tercihler planlanmışsa…
Eğer, fikir özgürlüğü ve sosyal medyada konuşup yazmak hürriyeti varsa…
Eğer, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün insanlarıyla aynı hedefe yürüyorsa…
Eğer, ülke her önemli konuda ikiyi bölünmüş değilse…
Ve eğer ülkede işler liyakat ve ehliyet prensibine bağlı yürütülüyorsa, o ülke elbette büyüyecektir. Üretimini artıracak, ihracatını geliştirecek, icat ve patent sayısını çoğaltacaktır.
Ama şartları değiştirmeden, ülkedeki bütün kurumları ve anlayışı koruyarak, sadece bazı ülkelerin yaşadığı travmaları izleyerek kimse hiçbir şeyin eskisi gibi olacağını ummasın. Eldeki verilerle Corona sonrası dünyada olacak olan şudur: Kriz sürecinde ekonomilerine büyük kaynak aktaran ve çarkları durdurmayan ekonomiler daha da büyüyecektir. Krizi yeni bir zihniyet ve vizyon değişimi fırsatı olarak görmeyen ve zaten kaynakları sınırlı olan ülkeler ise yerinde sayarsa bile kendilerini şanslı kabul edecektir.
Çünkü, fırsat piyango bileti değildir; bir matematiği vardır ve en nihayet iki kere ikinin dört ettiği gerçeği hiçbir şartta değişmeyecektir…
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
5.02.2026
2.02.2026
26.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
10.01.2026
25.12.2025
22.12.2025