Orhan MİROĞLU-Taraf yazıları
Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde Ortadoğu yeniden şekillenir ve milli devletler kurulurken, Kürtler en temel haklarından bile mahrum edildiler.
Ancak, Sykes- Picot ve Lozan’dan sonraki dönemde, Kürt milliyetçiliği ve mücadelesi daha da güçlendi.
Aynı dönemde, Kürtler yurttaşı oldukları ülkelerin siyasi akım ve ideolojilerinden etkilendiler ve bu etkilenme en çok da kesintisiz bir Batılılaşma ve modernleşme süreci yaşayan Türkiye’de görüldü.
En azından 1960’lardan beri, Kürt milli talepleri genellikle sol bir tahayyülle ifade ediliyordu ve bu sol tahayyülün günümüzde en güçlü temsilcisi kuşku yok ki PKK’dir.
Tabii bu sol anlayış, her bakımdan “Made in Turk” bir sol anlayıştı, Marksist sol’la fazlaca bir alakası yoktu ve Kemalizm’den besleniyordu.
Suriye ve Irak’ta Kürt hareketi Baas milliyetçiliğinden başlangıçta etkilendi, ama bu etki hiçbir zaman Türkiye’deki gibi “gidilecek yolu gösteren” bir pusula hâline gelmedi.
Sonuç olarak bütün KDP’ler demokrat-muhafazakâr bir çizgiyi benimsediler.
PKK ise “sol” bir hareket olarak kaldı.
PKK “modeli” Kemalizm’den beslenen bir modeldir; ve bu modele bu kadar sıkıca sarılmak, Kürt halkının en fazla ihtiyaç duyduğu şey olan, demokratik çoğulculuğun önünü kesiyor.
Nerede ve hangi koşullarda yaşıyor olurlarsa olsunlar Kürtlere tek bir lider ve tek bir yönetim modeli önermek, gerçeği fazlaca zorlamaktan ve Kürtler arasındaki güvensizliği arttırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Esad, isyanı bastırmak için katliamlara giriştiğinde, PKK medyası, Ortadoğu’daki Kürt-Şii ittifakı üzerine yapılan analizlerle doluydu.
PKK Baas’ın, Suriye devrimini bastıracağını ve Kürt bölgesinde bir egemenlik alanı kurmasına Esad’ın razı olacağını hesaplıyordu.
Bu yüzden de, Suriye muhalefetiyle ve başka Kürt gruplarla PYD’nin ilişkileri hiçbir zaman iyi olmadı.
Hewler (Erbil)’de Mesut Barzani’nin ev sahipliği ve liderliğinde gerçekleşen anlaşma sanki bir normalleşme olacağını gösteriyordu; ama PKK’nin sonraki günlerde, Suriye Kürtlerini tek başına temsil ediyormuş gibi davranması, hem Güney Kürdistan hükümetini, hem SUK’u ve hem de Suriye’deki Kürt gruplarını PKK’ye karşı yeni bir tutum almaya zorlayabilirdi. PKK’nin Suriye’de belli bir gücünün olduğu ve Irak sürecinde olduğu gibi, siyasi sürecin dışına atılamayacağı çok açık. Ama bu ona bütün Suriye Kürtleri adına davranma hakkı vermiyor.
Esad sonrası Suriye’nin belli ki toprak bütünlüğü korunacak ve Esad’ın gücü Suriye’yi giderayak bölmeye yetmeyecek.
Kürtlerin Suriye’deki gelecekleri Suriye halklarının geleceğine bağlı, ama Kürt şehirlerini de elbette Kürtler yönetecek.
Suriye devrimi PKK için önemli bir siyasi sınav gibi duruyor.
Çünkü bu devrim, PKK’nin iktidarı başkalarıyla beraber paylaşma kabiliyetini, sadece Kürtlerin değil, uluslararası toplumun görüp müşahede etmesi ve sınaması açısından da PKK’ye önemli bir şans veriyor.
Önünde iki tercih var.
Kendisiyle beraber hareket etmeyen Suriye Kürtlerini ve Güney Kürdistan’ı, SUK’u ve Batı’yı karşısına alma pahasına bir özerk bölge buna tampon bölge de diyebilirsiniz peşinde koşmak, ki bu siyasi intihardan farksızdır , ya da Suriye devriminin bir parçası olmayı kabul etmek.
Türkiye ve Güney Kürdistan Suriye Kürtlerine komşudur.
PKK birine karşı silahlı mücadele yürütüyor, öbürünü de Kürdistan’ın bütün parçalarında kendisine yegâne siyasi rakip olarak görüyor.
Siyasi rekabet normaldir ve çoğulculuğun gereğidir.
Ama PKK, Güney Kürdistan’da olduğu gibi, Suriye’de salt kendine ait bir hükümranlık alanı kuramaz. Suriye’nin siyasi-etnik haritası ve halklar sosyolojisi böyle bir zorlama tasarrufa izin vermez.
PKK’nin 24 temmuzda Suriye’deki süreçle ve içinde PYD’yi de barındıran Kürt muhalefetiyle ilgili açıklaması bu gerçeğin anlaşıldığını gösteriyor ve önemlidir.
KCK bu açıklamada, “Kürtlerin kurduğu birliğin arkasında olduğunu”, “Suriye’nin birliği, bütünlüğü ve demokratik özgür yaşamı çerçevesinde Kürt halkının verdiği mücadeleyi desteklediğini” belirtiyor.
Bu açıklama “Suriye’nin birliğine karşı değiliz, Suriye Kürtlerini tek başımıza temsil etme iddiamız ve uluslararası toplumla, Güney Kürdistan ve Türkiye’yle, Suriye’de çatışmak gibi bir niyetimiz yok” manasına gelir.
Irak süreci PKK’de bir değişim yaratamamıştı, çünkü onu yönetenlerin sol anlayışı onu sürecin içinde değil dışında bıraktı.
Ama şimdi durum farklı; Suriye devrimine rağmen PKK eski PKK olarak kalamaz.
Çünkü devrimin içinde artık; ve içinde olmak için fazla bir çabanız ve isteğiniz olmamış hatta devrilecek olan diktatörle bir zamanlar teşrikimesai yapmış olsanız bile, bir devrimin içinde olmak, eğer değerlendirebilirseniz, değişim için büyük bir şans verir size..
Belki erken bulacaksınız bu fikri, hak vermezlik de etmem doğrusu, ama “PKK Türkiye ile barış için acele etmek zorunda”.
Çünkü Suriye’de artık kaybedeceği bir şeyler var ve bu pozisyon onu daha fazla savaşmaya değil, uzlaşma ve diyaloga zorlayacaktır.
Bu kadar kolay mı olacak her şey, değil tabii, Kürt siyaseti artık “düşünce çatışması” sath-ı mailine girmiş bulunuyor.
Bu “sath-ı mail” içinde, birilerinin de PKK’yi arzu ettikleri yerde tutmak için çaba gösterip, “fikir üreteceklerine” ve bayağı da direneceklerine hiç kuşku yok.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2012
3.09.2012
1.09.2012
30.08.2012
27.08.2012
25.08.2012
23.08.2012
20.08.2012
18.08.2012
16.08.2012