Osman CAN
Türkiye’de Vesayet organlarının (Vasi’lerin) 28 Şubat sonrası özgüven tazelediği ve bin yıl devam edeceğine inancı ve özgüveniyle Avrupa Birliği rüzgarının esmesine izin verdiği yıllardı.
Aralık 1999’da Türkiye Avrupa Birliği’ne adaylık statüsü elde etmişti. 99 Depremi’nden sonra böyle bir hamlenin üzerine oturduğu reel politik ve uluslararası ilişkiler zemini, bu statünün elde edilmesinde başka bazı motiflerin de bulunduğunu bize hatırlatsa da, süreç önemliydi.
Türkiye-AB Katılım Ortaklık Belgesi imzalandı. Ulusal Program ilan edildi. Uyum yasaları peş peşe çıkmaya başladı. Bu sürecin en önemli ayaklarından biri de 2001 Anayasa değişiklikleriydi.
Düşünün “Kanunla yasaklanmış dilde düşünce açıklaması ve basın ve yayın faaliyetinde bulunmanın yasak” olduğuna dair iki anayasa maddesi değişmiş ve yasak ortadan kalkmıştı. Utanç verici bir durum sona eriyordu.
Tabii çok kimse bu değişikliklerde siyasi parti kapatma şartlarının neden zorlaştırıldığını bilmez. “Profesyonel özgürlükçü” akademisyenlerimizin de çok umurunda olmadı.
Fazilet Partisi’nin kapatılma davası devam ediyordu. Karar verilmeden önce, mahkeme parti kapatmayı zorlaştıran kanun maddesini iptal ederek elini genişletmişti. Bunun üzerine Meclis parti kapatmayı zorlaştıran bir anayasa değişikliğini gündeme alınca da kıyamet koptu. Anayasa Mahkemesi bir bildiri yayımladı. Evet bir bildiri!
“Parti kapatmayı zorlaştırırsanız rejimi nasıl koruyacağız?”, “özgürlük ve yasaklar arasındaki hassas dengeyi biz koruruz!” minvalinde...
Meclis geri adım attı, belki mahkeme “özgürlükçü” bir karar verir diye. Ancak tam tersine, mahkeme Fazilet Partisi’ni 8-3 çoğunlukla kapattı.
Bunun üzerine Mustafa Erdoğan Liberal Düşünce Dergisi’nde bir yazı yazdı. Kararı eleştirdi. “Böyle karar veren hâkimlerin hukuk bilgilerini de tartışmak gerek” dedi.
Sekiz üye hem tazminat davası açtı, hem de suç duyurusunda bulundu. Erdoğan davaları kaybetti ve duyarlı akademisyenler seferber oldular, demokrasi karşıtı bir zihniyetin azgın iştahını teskin etmek için. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu utanca son verdi. Tazminatları iade edin dedi.
Davanın hikayesi ve değerlendirmeler için http://www.liberal.org.tr adresine bakılabilir.
Ancak dava sadece bu değil.
Aynı eleştirileri 2003’te bir röportajda dile getirince, Anayasa Mahkemesi’nin, bir tanesi “Anayasa Hukuku Profesörü” olan asil ve yedek üyeleri, dört kişi dışında, yeniden tazminat davası açtılar ve suç duyurusunda bulundular.
Erdoğan yine tazminata mahkum oldu ve dava şimdi Yargıtay’da...
Herhalde AİHM kararından sonra Yargıtay ikinci defa bu utanca ortak olmaz sanırım.
***
Rahmetli Prof. Yavuz Sabuncu ve o Anayasa Hukuku Profesörü ile birlikte bu olay sonrası bir yemekteyiz ve konu bu davaya geldi. Profesörümüzün “herkes açınca, ben de kurumsal dayanışma bozmayayım, ayıp olur diye açtım” benzeri bir gerekçeyle kendini savunması üzerine, Yavuz Hoca’nın “Ayıp, herkes o davayı açarken, sen açmamalıydın; herkes ortama uyarken, sen itiraz etmeliydin, sen Anayasa Hukuku Profesörüsün!” şeklindeki çıkışını unutmam mümkün değil.
Yine o yıllarda, özgürlüğü daima “ötekinin özgürlüğü” olarak görme konusunda kararlılığından hiç taviz vermeyen Mahkeme yedek üyesi Sayın Ali Güzel de “Bir Anayasa Mahkemesi üyesi olarak böyle bir ayıba ortak olmam” diyerek dava açma yönündeki talepleri geri çevirmişti.
O yıllar Anayasa Mahkemesi’nin bizatihi kendisinin ifade özgürlüğü için en büyük tehdit olduğu yıllardı.
Bugün bünyesindeki bazı arızlara rağmen artık farklı bir Anayasa Mahkemesi var. Bunu mümkün kılanın 2010 değişiklikleri olduğunu unutmamak gerek.
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları












































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015