Osman CAN
Seçime doğru giderken kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılan konulardan biri de hükümet sistemi. Kamuoyu yoklamaları başkanlık sistemi konusunda bilinirlik düzeyinin arttığını gösteriyor. Destek aynı oranda artmadığına göre akla gelebilecek iki sonuç vardır. Ya artan bilinirlik düzeyi “doğru bilgi”ye dayanmıyor ya da toplum gerçekten de farklı hükümet modelleri arasında bilgiye dayalı bir karşılaştırma yapıyor ve başkanlık sisteminin yararlı olmadığını düşünüyor.
İkinci ihtimalin olmasını can-ı gönülden arzu ederim. Lakin başkanlık sistemine muhalefet edenlerin akla ve mantığa uygun pek bir gerekçe üretmediklerine bakınca bu ihtimalin zayıf olduğunu söylemek gerekir. Başkanlık sistemini savunanların önemli bir kısmının da akılcı gerekçelerden çok, AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu modeli yeğlemesi nedeniyle tercih ettiklerini görünce bu ihtimal zayıf olmaktan çıkıyor.
Dolayısıyla bilinirlik meselesi, doğru bilgiye dayanmıyor.
Bilgi düzeyi şu herhalde: Başkanlık sistemi diye bir şey varmış. Diktatörlükmüş, o yüzden karşı çıkılmalı. Ey Erdoğan seni başkan yaptırmayacağız. Yahut; güzel bir şeymiş, çünkü Erdoğan öyle istiyor.
Başkanlık modeli başlı başına bir mucize değil. Diktatörlük de değil. Modern dünyanın ilk demokrasisi başkanlık sistemi olarak kabul edilebilir. ABD 1787 yılından beri bu hükümet modeliyle yönetiliyor. Üstelik modern dünyanın en eski anayasasına sahip. Parlamenter sistem için de bu söz konusu. 1688 devriminden beri İngiltere’nin demokrasi olduğu söylenebilir. Gerçi biraz zaman aldı. Ama ana hatları itibarıyla bu bilgiyi doğru kabul edebiliriz.
Diğer yandan Esad yönetimi de başkanlık sistemine dayanıyor. Türkiye de parlamenter sistem olarak kabul ediliyor.
O halde başkanlık sistemi üzerinden yürütülen tartışmada hükümet modelinin kendisinden önce dikkate alınması gereken başka bir özelliği var. Başkanlık sistemi ABD’de demokratik olup barışı tesis ederken, Suriye’de diktatörlük şeklini alıyor ve iç savaşa yol açıyor. İngiltere’de dünyanın örnek aldığı bir demokrasi modeli olarak karşımıza çıkarken, Türkiye’de vesayet sistemi, inkâr, asimilasyon, katliam, dışlayıcılık gibi antidemokratik ve insanlığa aykırı uygulamalara meydan veriyor.
Bunun bir temel açıklaması vardır: Hem İngiltere, hem de ABD’de anayasal düzen demokratik bir denge ve denetim mekanizmasıyla donatılmışken, Suriye ve Türkiye’de bu söz konusu değil. Bir denge ve denetim mekanizması olsa da, bu demokratik değil.
Örneğin Türkiye’de denge ve denetim “yasama, yürütme ve yargı” erkleri arasında değil, demokratik kurumlar ile askeri-sivil bürokratik kurumlar arasında kurulmuştu. Elbette dengenin bozulduğu her durumda, son söz askeri-sivil vesayet kurumlarına aitti. Suriye’de bir meclis vardı. Ancak bu meclisin Esad’ları, yani “Başkan”ı kontrol edebilmesi mümkün değil. Zira meclis de organik olarak başkana bağlı.
O halde hükümet modeli tartışmamız bir demokratik bir denge ve denetim sistemi zemininde anlam ifade eder.
Başkanlık konusundaki ilk eksiklik, hatta bilinçli bir şekilde geriye itilmeye, unutturulmaya, görünmez hale getirilmeye çalışılan bilgi budur.
Demokratik denge ve denetimi sağlanmadığı sürece, hangi hükümet modeli olursa olsun, Türkiye’yi bir adım ileri götürmez. Daha da kötüleştirir.
Başkanlık veya parlamenter sistemden hangisinin Türkiye için iyi olup olmadığını tartışırken, bu bilgi temelinde tartışmamız gerekir.
Parlamenter sistem felaket, başkanlık sistemi de mucize değildir. Aksi de söz konusu değildir. Her iki sistem de demokrasi zemininde işe yarar sistemlerdir.
Ancak soru şu olmalı: Hangisi Türkiye şartlarında, Türkiye toplumunun beklentilerine ve Türkiye’yi kuşatan gelişmelere daha iyi cevap verebilir? Hangisiyle Türkiye kendi iyiliğini gerçekleştirirken, bölge ve dünya için yararlı olabilir?
Bilinirlik, bu sorulara verilecek cevapları içeriyorsa, anlamlıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2021
9.01.2021
20.07.2020
12.07.2020
23.06.2020
20.06.2020
20.06.2020
24.04.2019
18.01.2017
1.02.2015