Pelin CENGİZ
Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının iklim değişikliği konusunda ortak kaygı ve çözüm önerilerini birlikte dile getirmek üzere kurdukları İklim Ağı, pazartesi günü Katar’ın başkenti Doha’da başlayanBM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 18. Taraflar Konferansı vesilesiyle Türkiye’nin iklim karnesini de bir raporla ortaya koydu. Kırıklarla dolu bir karneye benzeyen raporun, “İklim değişiyor, Türkiye değişmiyor. Türkiye çözüme gerçekten ortak olsun!” şeklindeki başlığı aslında her şeyi anlatıyor.
Rapor, Türkiye’nin sera gazı salımlarındaki artışı ve buna sebep olan yatırımlarla iklim değişikliğine uyum politikalarındaki eksikleri ele alırken, hükümetin uluslararası müzakerelerdeki tutumuna da ayna tutuyor. Kendisini pek çok konuda bölgesel güç olarak konumlandırmaya hevesli hükümet, iklim değişikliği konusunda alması gerektiği sorumluluktan bihaber. Oysa konumuyla pekâlâ bulunduğu coğrafyada iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynayabilir.
İklim için geri dönülemez kritik eşikleri aşmak üzereyiz. Türkiye, uluslararası anlaşmalara geç taraf olan, sera gazı azaltım hedefi belirlemeyerek küresel iklim sistemini koruma konusunda en ufak şekilde üzerine düşeni yapmayan başına buyruk bir ülke görüntüsü sergilemeyi sürdürüyor. En kötüsü de dünyayı kirletirken “nasıl olsa ileride çaresi bulunur” zihniyeti. Zarar hem kalıcı hem de etkisini şimdiden gösteriyor. Rapordan birkaç önemli tesbitin altını çizmek isterim:
• Türkiye, 2010’da sera gazı salımlarını 1990’a göre yüzde 115 arttırdı. Türkiye’nin toplam sera gazı salımlarında en önemli pay yüzde 71 ile enerji sektörüne ait. Böylesine yüksek bir karbon ekonomisinin maliyetini hem vergiler hem yüksek fosil yakıt fiyatları ve hem de iklim felaketleriyle her birlikte ödedik.
• Kömür yakıtlı termik santraller, küresel iklim değişikliğine neden olan sera gazı salımlarının en büyük kaynağı. İklim değişikliğiyle mücadele için fosil yakıt kullanımının azaltılmasına dikkat çekilmesine ve Türkiye’nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü’ne taraf olmasına rağmen, enerji politikalarında iklim dostu öncelikler yok. Fosil yakıt bağımlılığı son sürat sürüyor.
• Climate Vulnerability Report’a (İklim Kırılganlığı Raporu) göre, Türkiye’de 2010’da iklim değişikliğiyle bağlantılı doğal felaketlerden 2,5 milyon kişi etkilendi, tahminen 35 bin kişi bu felaketler sonucu hayatını kaybetti. Türkiye’de hâlen iklim değişikliğine uyum konusunda etkin politika ve uygulamalar yok.
• Türkiye, iklim değişikliğine karşı savaşımda iklim dostu çözümlere değil fosil yakıtlara yatırım yaparak, yüksek fosil kullanımıyla oluşan maliyeti arttırmaya devam ediyor. 2010 yılı için iklim değişikliğinin Türkiye’ye maliyetinin GSYİH’nın yüzde 0,6 seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. 2010 GSYİH’nın 1 trilyon TL olduğu düşünülürse, iklim değişikliğiyle bağlantılı doğal felaketlerin Türkiye’ye 6 milyar TL maliyeti olduğu görülüyor. Sonuç olarak, Türkiye’nin mevcut yüksek karbon politikaları ve sonucunda ortaya çıkan iklim felaketlerinin bedeli toplumun geniş kesimlerine ödetiliyor.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi
Tüm bu sıraladığımız gelişmeler şaşırtıcı değil ve geleceğe dair endişe verici. Ancak, bir noktada artık umut var, en azından benim açımdan. 25 Kasım 2012 itibariyle artık Türkiye’nin demokratik, temel hak ve özgürlükleri odağına alan ekolojist, kadın, genç, LGBT bireyler kotası olan, doğanın haklarının da olduğunu savunan bir partisi var: Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi.Daha yolun başında muhalefet edenler, ismine takılanlar, “bu partiden bir şey çıkmazcılar” sıralanacaktır, bunlara takılmamak lazım. Türkiye’nin köhnemiş siyaset yapılanmalarının ve partizanlıklarının dışında da siyaset alanları olduğunu göstermesi açısından Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin varlığı önemlidir. Yukarıda çevre ve iklim değişikliği konularındaki olumsuzluklar manzumesinin sadece birkaçını sıraladığımız tabloyu değiştirmesi için bu partinin varlığı elzemdir.Türkiye’deki mevcut partilerin gerçek bir siyaset alanı olarak görmedikleri çevre konusunda Yeşiller ve Sol Gelecek partisinin çok önemli bir yeri ve sorumluluğu var. Bundan böyle Türkiye siyasetine renk gelecek, siyaset yeşillenecek...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022