Pelin CENGİZ
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki, büyük proje gerçekleştirme çılgınlığına çevre, kent ve insan yaşamı eksenli baktığımızda, dünyadaki pek çok kentin artık insan karşıtı yerler hâline geldiğini görüyoruz. Kent yerleşimlerinin dokularıyla oynanması, ekolojik dengenin bozulması, rant için doğanın talanına göz yumulması gibi pek çok sebeple dev altyapı projeleri ile nükleer, HES ve kömür gibi kirli enerji projelerine yeni bir çevreci akımla artık “anti-human projects” yani insan karşıtı projeler deniyor. Bu tanımı layıkıyla hak eden ülkelerin başında Türkiye ipi göğüsleyen durumunda. Bu tanım kapsamında ele alınacak pek çok proje ile beraberinde hukuk ihlali ve çevre talanından bahsetmek mümkün, ancak şu günlerde farklı vesilelerle gündemde olan nükleerle ilgili birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Fukushima’da 2,5 yıl önce meydana gelen nükleer santral kazası, artık devletlerin nükleer santral politikalarını yeniden gözden geçirmeleri noktasında önemli bir milat olarak kabul edilmişti. Pek çok ülke yeni nükleer santral planlarından vazgeçip, mevcutları da kapatma yönüne giderken, kimileri de Almanya örneğinde olduğu gibi hem nükleerden çıkış hem de yenilenebilir enerjilere dönüş stratejileri benimseyerek bunları uygulamaya koydu. Dünyadaki en güvenli santrallere sahip olduğu düşünülen Japonya’da Fukushima’daki kazayla ilgili skandallar zinciri hâlâ süredursun, nükleer santrallerin sorgulandığı dönemlerde Türkiye’nin Akkuyu ve Sinop için harekete geçmesi hâlâ sorgulanıyor.
Fukushima kazasının ardından Avrupa ve Japonya başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde nükleer santrallere karşı yüzlerce protesto gerçekleştirildi, yenilenebilir enerjilere geçiş stratejilerinin hem daha az maliyetli hem doğa dostu olduğuna dair raporlar yayımlandı, bugüne kadar kirli enerjilere destek vermiş Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası ve IMF gibi kuruluşlar bile kirli enerjilere yatırımın ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya zarar verdiğini ortaya koyan çalışmalar yaptı.
Ancak, nükleer tehlikenin korkunçluğundan hâlâ ders alamamış ülkelerin planları, bu enerji türünden insanlık varoldukça vazgeçilmeyeceğinin göstergesi. Geçen ay açıklanan World Nuclear Industry Status Report’a göre, 29 ülke ilk kez nükleer enerji programı geliştirme konusunda çalışma yürütüyor. Bunların arasında Türkiye, BAE, Ürdün, Belarus, Bangladeş, Vietnam, Polonya ve Litvanya var. Haziran 2013 itibariyle dünyada 427 nükleer santral faaliyetteyken, 66 yeni santralin inşası sürüyor. ABD 2017 sonuna kadar üç yeni santrali faaliyete geçirecek, 33 nükleer santrale sahip Rusya’da bu sayı 2020’de 42’ye çıkacak. Hindistan’ın yedi, Güney Kore’nin beş ve Fransa’nın bir yeni santral planı var. 18 nükleer santrale sahip Çin, inşaatı süren 28 yeni santralle bu alanda liderliği elinde tutuyor. Raporda, nükleer santrallerin geleceğine ilişkin pek çok ayrıntıya yer verilirken, bu enerji türünün giderek daha ucuz ve güvenilir bir hâle getirilmesine ilişkin uygulamalardan bahsediliyor. Rapor, bu hâliyle nükleer santrallerin giderek devreden çıkarılarak vazgeçilecek bir enerji türü olacağına ilişkin ümitleri de yok ediyor.
Yine Financial Times’ta yer alan bir makalede, nükleer lobilerin devlet desteği için nasıl AB kapısını aşındırdığı anlatılıyordu. AB de, nükleer enerji sübvansiyonlarını üye ülkeler için daha kolay hâle getirme konusunda bir plan hazırlamış. Planın eylülde Almanya’da yapılacak seçimlerin ardından tartışmaya açılması bekleniyor. Bu lobilere teslim olmuş ülkelerde risklerin şeffaf olmayan şekilde ele alındığı, nükleer kazaların gizlendiği artık bir sır değil. Fukushima’dan hâlâ radyoktif su sızarken, kaza sonrası bekleyişte olan nükleer lobiler tekrar güç kazanarak devletleri etkilemek üzere koridorlarda çoktan atağa geçti. Türkiye gibi sağlam zemine oturmuş enerji politikası olmayan ülkeler de ağa ilk takılanlar oluyor. Bu lobilerin ana prensibi, hükümet temsilcilerini yakın markaja alarak, tehlikeleri olduğundan daha küçük göstererek, nükleer enerjinin temiz ve ucuz olduğunu söylemekten geçiyor. Bir yerlerden tanıdık geldi mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları










































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022