Pelin CENGİZ
MARDİN- UNESCO Dünya Kültür Mirası kriterlerinin 10’undan dokuzuna sahip dünyadaki tek yer olan Hasankeyf ve Dicle Vadisi’nin korunmasının önündeki en büyük engel olan Ilısu BarajProjesi’yle ilgili hükümetin çalışmaları tam gaz sürüyor. Haftasonu İstanbul Sanayi Odası’nın Diyarbakır, Mardin ve Batman’a gerçekleştirdiği yatırım ve işbirliği olanaklarını yerinde incelemek için yaptığı temaslar esnasında Hasankeyf’e de gitme fırsatı bulduk. Bu bölgenin sadece turizm potansiyeli bile değerlendirilse ve sağlam bir hizmet sektörü oluşturulabilse, çok büyük bir kalkınma gerçekleşeceği gayet net görülüyor.
Ancak, şimdilerde sular altında kalacak olan Hasankeyf ve bölgesi, nasıl tedavi olacağını bilmeyen ve ölümü bekleyen bir hasta gibi. Aslında çaresi belli, baraj projesinden hızla vazgeçip, buradaki ihmal edilmiş tarihî ve kültürel mirası güçlendirerek, bölgeyi yerli ve yabancı turist için bir çekim merkezi hâline getirmek gerek. Baraj inşaatından geri dönülmesi için hâlâ umut var dense de, gelişmeler pek umut bırakmıyor insanda. Bu da ister istemez, “Bu hâliyle belki de Hasankeyf’e son kez bakıyorum” diye düşündürttü. Pazartesi günü dört bakanın katılımıyla gerçekleşen Hasankeyf’te atılan dört köprü ve 40 kilometrelik viyadük yolunun temeli de, bu duyguyu güçlendiriyor.
Bu noktaya nasıl gelindiğini hatırlamak için son durumu kısaca özetleyelim. Ilısu Barajı, 1993’te yürürlüğe giren ÇED yönetmeliğinden önce yatırım programına alındığı gerekçesiyle ÇED’den muaf tutularak inşa edilmeye başlanmıştı. 2011’de ÇED muafiyetlerini düzenleyen geçici 3. Madde’yle ilgili itiraz da Danıştay tarafından kabul edilmişti. Danıştay 14. Dairesi, Ilısu Barajı Projesi’nin ÇED’den muaf tutularak inşa edilmesine karşı dava açan TMMOB Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odaları’nı haklı bularak Ocak 2012’de yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bu karar bir gün bile uygulanmadığı gibi, hükümet Nisan 2012’de barajın bu karara göre inşa edilemeyeceğini anlayınca, Ilısu Barajı Projesi’ni tekrar ÇED muafiyeti kapsamına aldı. Projenin inşaatı için gerekli tüm altyapı ve üstyapı inşaatları da ÇED’den muaf tutuldu. Bu karara da itiraz edildi, hukuki süreç devam ediyor ancak barajın inşaatı da bir yandan sürüyor.
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “İstanbul birinci Boğaz köprüsünden daha uzununu Hasankeyf’e yapıyoruz” diye kıvançla anlatırken, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 12 bin yıllık tarihî mirası sular altında bırakıyor olduklarından hiç bahsetmeden “örnek bir Hasankeyf” oluşturacaklarını söylemiş. Hatta 40 bin badem, 15 bin Siirt fıstığı ağacı diktiklerinden de övgüyle bahsetmiş.
Hasankeyf’in sular altında kalmasıyla neler kaybedileceğinden bahseden kimse yok. Buradaki kimi eserlerin taşınmasından söz ediliyor, ancak hangi eserlerin hangi yöntemle nereye taşınacağı ile ilgili henüz ne bir rapor ne de bilimsel bir hazırlık çalışması var. Her karış toprağa inşaat arazisi gözlüğüyle bakmanın yarattığı körlük bu olsa gerek.
Gelecek yıl tamamlanması öngörülen barajın yıllık olarak ülke ekonomisine 400 milyon dolar katkı sağlaması bekleniyor. Ancak, bu rakamın hangi projeksiyonla ortaya konduğu belli değil. Üstelik Dicle Nehri ile ilgili yapılmış debi hesapları en az 20-30 yıl önceye dayanıyor, DSİ’nin yaptığı hesaplamaların yüzde 70’ine ancak ulaşılabileceği, bölgedeki kuraklık nedeniyle debinin düşmesiyle eski hesaplardaki verimin alınmasının zor olduğu belirtiliyor. Her şey bir yana, Hasankeyf ve etrafındaki SİT alanının doğru bir planlama ile turizm potansiyelinin çok büyük olduğu ortada. Bu potansiyelin çevre illerdeki tarih ve kültür mirasıyla birleştiğinde ortaya koyacağı sinerji, ortalama ömrü 50 yıl olan bir barajdan çok daha fazlasını bölgeye kazandırır.
Gelişmeler, Hasankeyf’in aleyhinde işliyor. Hasankeyf’i son kez görmüş olabilirim ancak ısrarla bana “Hasankeyf için hâlâ umut var” diyen sese kulak vermeyi tercih ediyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022