Pelin CENGİZ
Türkiye, AKP hükümetlerinin yanlış enerji politikaları nedeniyle terk etmeye başlaması gereken bir enerji kaynağına giderek daha fazla bağımlı hâle geliyor. Bu bağımlılık ve beraberinde kömür madenlerinde meydana gelen facialar, 12 yıldır içine girmiş olduğumuz kalkınma, büyüme ve enerji tercihlerinin ne kadar sürdürülemez olduğunun da acı kanıtları olarak karşımızda duruyor. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı tartışması yeni bir mesele değil ancak, enerji ithalatının cari açıkta yarattığı devasa delik ve bu bağımlılığı azaltmak için mutlaka mevcut yerli rezervlerin açığa çıkartılması zorunluluğu, iktidarın epeydir çiğnediği bir sakız.
Türkiye’nin giderek saplandığı kömür bağımlılığı sürecine şöyle bir göz atalım. Türkiye, Çin, Hindistan ve Rusya ile birlikte 21. yüzyılın en büyük dört kömür tehdidinden biri. Bu aynı zamanda vahşi kapitalizmin, emek sömürüsünün, şirketlerin ve kömür lobilerinin kayırılmasının, denetimsizliğin baş tacı edilmesinin, yaşamların nasıl hiç sayıldığının da fotoğrafını çekiyor bize.
Bugüne kadar yerli kaynaklara öncelik verilmesi konusunda çeşitli planlar yapılmışsa da, en iddialı hedef 2009’da geldi. Yüksek Planlama Kurulu’nun 18 Mayıs 2009 tarihli kararıyla “Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi” kabul edildi. Bilinen tüm linyit ve taşkömürü kaynaklarının 2023’e kadar tamamının elektrik üretimi amacıyla değerlendirilmesi ve elektrik enerjisi üretiminde ithal doğalgaz tüketiminin yüzde 30’un altına indirilmesi hedefi kondu.
Ardından, pek çok ülke kömüre bağımlılığı nasıl azaltabiliriz diye kafa yorarken, Türkiye 50 yeni termik santral hedefiyle 2012’yi “Kömür Yılı” ilan etti. Yerli kömür çıkarılması, elektrik üretimi için yerli kömür kullanımı rödovans ihaleleri ve benzeri pek çok teşvikle epey kârlı hâle getirilerek, sektörün denetimsizce semirmesi desteklenmiş oldu. Pek çoğu eski teknolojilerle üretim yaptığından filtre sistemi bulunmayan, ölüm saçan devlete ait kömürlü termik santraller, özelleştirmeler sonrasında bile santralleri alan şirketlerin çevresel yükümlülüklerinden muaf tutuldu.
İktidar, kömür teşviklerini bol keseden dağıtırken, büyük güneş enerjisi projeleri için lisans almak isteyen şirketleri yarışma açarak kabul ediyor. Son dönemde, madencilik uygulama yönetmeliğinde yapılan değişiklikler ve Bakanlar Kurulu Kararları ile alınan teşvik kararları doğrultusunda, elektrik üretim santrallerine kömür teşviki verilmesi kapsamında madencilik faaliyetleri hızlandırıldı, rödovans sözleşmelerine öncelik verildi. Kömüre verilen teşvikler, ölüme verilen teşvikler hâline geldi.
Yasal mevzuat değişikliğiyle, milli parklar, orman alanları, tabiat alanları, tarım arazileri alanında madencilik faaliyetlerine izin verilmesi, kömür yatırımlarına verilen finansal ve yasal teşvikler ile biraraya geldiğinde, geri dönülemez çevre zararları oluştu. Başta Soma’da olmak üzere zeytinlikleri madenler için feda eden Türkiye’nin 2023 yılı zeytin ve zeytinyağı ihracat hedefi 5 milyar dolar. Bu da iktidarın başka bir tutarsızlığı.
Enerji politikasını güya yerli kaynaklara ağırlık vermek şeklinde düzenleyen Türkiye’nin, kömür üretimi artmasına rağmen dışa bağımlılığı da artıyor. Bu yılın ilk sekiz ayında geçen yılın aynı dönemine göre, ithal kömür kaynaklı elektrik üretimi yüzde 20 yükselmiş. Aslında, hem ithal kömür kaynaklı elektriğin miktarında hem de üretimdeki payında artış var. İthal kömürün enerjideki payı 1,5 puan artışla yüzde 13,1’e çıkmış. Karşımızdaki iktidar, örneğin, Muğla civarına yapılan yeni bazı termik santrallere ithal kömür taşımak üzere kuru yük gemileri yanaşsın diye liman yapmaya niyetlenecek kadar da hem riyakâr hem gözükara.
Dışa bağımlılığı azaltacağız diye yerli kömürü savunmak, tam Türkiye’ye yakışır bir ezbercilik. Kömür, enerji politikasının merkezinde durdukça ölümler bitmeyecek. Geriye tek bir soru kalıyor: Siz bu yerli kömürü insan öldürmek için mi çıkarıyorsunuz?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları





































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022