Pelin CENGİZ
Doğanın değerini fark etmiş ülkeler orman örtüsünü koruma, ormansızlaşmanın önüne geçerek orman arazilerilerini arttırma yoluna giderken AKP iktidarlarının doğaya yönelik nasıl bir yaklaşım sergilediği, korunan alanların ne kadar bilinçsiz yönetildiği, koruma/kullanma dengesinin hep nasıl kullanmadan yana işletildiği malum.
Gerek enerji politikalarıyla gerekse inşaat ve mega proje politikalarıyla Türkiye'deki orman varlığının nasıl bir tehdit altında olduğu biliniyor. Yasa değişikliklerinin kimi göstere göstere kimileriyle torba yasaların içinde kaybedilmeye çalışılarak hallediliyor.
Şimdi gündemde yine bir yasa tasarısı var. 12 Mart 2018 tarihinde TBMM'ye sunulan ve şu anda Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda görüşülen "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" ile iktidar bu kez de gözünü dikili ağaçlara dikti.
Meclis'e sunulan yeni tasarıya göre, devlet artık ormandaki ihtiyaç fazlası ağaçları kesip kütük haline getirmek yerine, canlı ağaçları doğrudan ihale yoluyla satacak. Tasarıyla ayrıca parasını ödeyen herkese izin almaya bile gerek duymadan orman içinde ağaçla ilgili tesis kurma yetkisi veriliyor.
Tasarıda değişikliklerin bir kısmını Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yetki ve uzmanlık alanına giren arazi toplulaştırma işlemlerinin Devlet Su İşleri'ne devredilmesine ilişkin geçiş hükümleri oluşturuyor.
Tabi en can alıcı maddeler başka. Eğer bu maddeler yasalaşır ve yürürlüğe girerse başta ormanlar olmak üzere doğal kaynaklara yönelik yeni bir saldırı ve talan furyasıyla beraber, ormanların sermayeye nasıl peşkeş çekildiğini göreceğiz. Çünkü, bu yasa tasarısı devlet ormanlarından tomruğun dışında ilk kez canlı dikili ağaçların da satılmasını öngörüyor.
Tasarının 13'üncü maddesi gayet açık niyetini belli ediyor:
"6831 sayılı Orman Kanunu'nun 30'uncu maddesinin mevcut halinde devlet ormanlarından elde edilen orman ürünlerinde açık artırmalı satışın esas olduğu düzenlenmektedir. Madde ile, dikili ağacı da orman ürünü olduğuna vurgu yapılmaktadır.
Orman ürünleri satışlarının dikili halde ve orman içinde satılması, orman ürünlerinin en iyi standarta üretilerek kullanım alanlarına en kısa sürede kaliteli ve taze olarak ulaştırılması ekonomik olmayan kesim, sürütme, istifleme, taşıma ve depolama işlemlerinden kaynaklanan yüksek maliyetin önlenmesi ve orman köylülerinin alacağı payın artırılması gibi çok yönlü faydaları olan dikili ağaç satışları madde ile düzenlenmektedir.
Ayrıca orman ürünleri kullanan sektörlerin ileriye yönelik programlarını yapabilmeleri ve hammadde garantisi verebilmesi noktasında dikili ağaç da dahil orman ürünlerinin çok yıllık olarak satışına imkan sağlanmaktadır."
Zaten tasarının 15'inci maddesine bakıldığında bunun sistematik bir uygulama haline getirilme niyetini de hemen fark ediyorsunuz. O da şöyle ifade edilmiş:
"Dikili ağaç satışlarında üretim işçiliği alıcı tarafından gerçekleştirilmektedir. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 40'ıncı maddesinde yapılan değişiklikle devlet ormanlarında orman idaresi tarafından gerçekleştirilen işlerde orman kooperatiflerinin ve köylülerinin öncelik hakkının devam etmekte olduğu, dikili olarak satılan yerlerde ise işin alıcı tarafında yaptırılması, alıcının da işi istediğine yaptırma hakkı olduğu hususuna vurgu yapılmaktadır. Bu şekilde dikili ağaç satışlarının artırılması ve yaygınlaştırılmasındaki engelin kaldırılması öngörülmektedir."
Türkiye'deki orman köylüleriyle ilgili böylesi kritik düzenlemeler yapılırken, hangi sivil toplum kuruluşlarından görüş alındı, kimlere danışıldı orası meçhul.
Tasarı bu haliyle yasalaşırsa devlet ormanı içerisinde yer alan dikili ağaçlar da artık açık artırma yoluyla parayı bastırana satılacak. Hatta kimi durumlarda dikili ağaçlar açık artırma bile yapılmadan isteyen kişiye ve şirkete tahsis edilip satılabilecek.
Belli ki burada özel sektörden gelen bazı güçlü talepler dikkate alınarak, bazı şirketlerin o talepleri yerine getirilmiş. Birtakım sermeye çevreleri bundan sonra ormanlara çökecek belli ki...
Sonra gelelim yine ustaca tasarıya iliştirilmiş bir diğer maddeye...
Tasarının 10'uncu maddesi aynen şöyle:
"6831 sayılı Orman Kanunu'nun 7'nci maddesinde yapılan değişiklikle orman kadastrosu çalışmalarını yürütmekle görevli orman kadastro komisyonları bünyesinde bir ziraat mühendisi yer aldığından, ziraat odasındanda bir temsilci üyenin komisyon teşekkülünde yer alması zorunluluğu ortadan kaldırılarak, komisyonun oluşumu kolaylaştırılmaktadır."
Bu ne demek? Kadastro komisyonlarından ziraat odasını temsil eden kişi çıkarılıyor demek. Bu çok daha önemli bir değişiklik, zira ziraat odalarının işlevsizleştirilmesi anlamına geliyor. Sanki gereksiz bir formaliteden kurtulmak isteniyormuş gibi bir anlam yaratılmış, oysa son derece kritik bir değişiklik.
Maddelerin hepsi birbirinden vahim. Kimsenin aklına gelmeyen yaşayan, dikili ağaçları satmak bir tek bu iktidarın aklına gelebilirdi, o da oldu.
Kalkınma için her şeyi mübah gören, her şeyi metalaştıran siyasal zihniyetle rekor miktarda orman varlığı kaydettik, bundan sonra ülke kökten kurutulacak.
En çevreci iktidar sizsiniz, en vatansever sizsiniz, en çok ağacı da siz dikmiştiniz değil mi, evet evet aynen öyle...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları








































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022