Pelin CENGİZ
Ezberimizdeki dünya düzeninin ötesinde bir dünya tahayyülü için, merkezine ekolojik sisteme saygıyı alan daha eşit, adil, sağlıklı ve onurlu bir gezegen için dünyanın pek çok köşesinden yükselen çevre ve yaşam alanları mücadeleleri var. Ama işleri hiç de kolay değil...
Dünyada sadece halkların değil, insan dışındaki canlıların ve doğanın haklarını savunmak için mücadele eden, onları korumaya çalışan pek çok insan bugün dava, şiddet, ölüm tehditleri altında yaşamak zorunda bırakılıyor, hatta kimileri ölümle karşı karşıya kalıyor.
İngiltere merkezli izleme örgütü Global Witness tarafından her yıl açıklanan raporlar, her geçen yıl çevre aktivistlerine yönelik şiddetin ve baskının giderek arttığını ortaya koyuyor. Son rapora göre sadece 2017 yılında 207 çevre aktivisti cinayete kurban gitti. 2018 de belli ki bundan daha kötü olacak.
2017, Global Witness ölümleri raporlamaya başladığından bu yana çevreciler için ölümcül yıl olmasının yanı sıra, toprağı korumaya çalışan aktivistler açısından en fazla katliamın da yaşandığı yıl oldu. Aynı anda dörtten fazla aktivistin öldürüldüğü yedi vaka belgelendi.
Global Witness'ın rapordaki en önemli tespiti ise şu: 2017'de meydana gelen öldürmelerin dörtte birini resmi makamlar, yani asker veya polis gerçekleştirdi. Asker ve polisin bu sorumluluğunun yanı sıra faillerin çeteler olduğu cinayetlerde de devletin parmağı olduğundan şüpheleniliyor.
Bugün kapitalizmin ve neoliberal politikaların sonucu olarak, gezegen öyle çok tahribat ve saldırı altında ki, dünyanın neredeyse hemen her noktası korunmaya ve savunulmaya muhtaç durumda. Sadece insan ve insanın bitmek bilmeyen tüketim ihtiyaçları eksenli bir yaşam biçimi ekosisteme ne kendini yenileme ne de kendi döngüsünü sürdürebilme fırsatı tanıyor.
Denizleri kaçak avlananlardan, ağaçları talancılardan, dereleri barajlardan, dağları, ormanları madencilerinden, tarım topraklarını her türlü kapitalist, küresel endüstriyel üreticinin gazabından korumak için şiddete uğradılar, ölüm tehditleri altında yaşamaya zorlandılar ve hatta öldürüldüler.
Cezasızlık kültürünün giderek yaygınlaşmasıyla birlikte çevreyi tahrip edenler bundan güç alıyor, cezasızlık bir anlamda çevreyi yok edenler için dolaylı bir teşvik gibi işliyor. Üstelik, cezasızlık kültürü sebebiyle önüne gelenin çevre mücadelesi verenleri öldürebileceği, yolunda çıkan herkesi ortadan kaldırabileceği yönünde bir kabul de oluşuyor.
Öte yandan, dünyanın dört bir yanında çevreyle ilgili çatışmaların sayısı ve yoğunluğu giderek artıyor. Birkaç yıl önce AB tarafından finanse edilen ve 23 üniversiteden akademisyenlerin ortaya koyduğu bir atlasa göre, dünyada su, toprak, kirlilik, yerinden edilme ve madencilik alanlarında 2000'den fazla çatışmalı alan tespit edilmişti. Tabii bunlar sadece rapor edilenler, sayının bunun üç katından fazla olabileceği belirtilmişti.
Nitekim, bu yıl Avrupa'nın tam göbeğinde Fransa'da ve Almanya'da yaşanan direnişlerde polisin ve jandarmanın gösterdiği şiddet, gelişmişlik farklarını tamamen ortadan kaldıran cinsten kendini gösterdi.
Aşağı yukarı 10 yıl öncesinden bugüne kadar Fransa'daki Nantes kentinin kuzeyindeki Notre Dame des Landes'daki havaalanı projesine, Testet ve Sivens Ormanları'nı yok edecek baraj projesine, Agen hızlı tren projesine, Center Parcs de Roybon projesine ve yine ayrıca Belçika Keelbeek'teki mega hapishane projesine karşı mücadeleler yürüten ZAD, geçtiğimiz aylarda ciddi bir şiddete maruz kaldı.
Yukarıda saydığımız mücadelelerin en uzun süreli, en kitlesel ve etkisi sınırları en fazla aşanı Notre Dame des Landes otonomu oldu. Neredeyse 50 yıl önce Fransa'nın Nantes kentinde "kamu yararı" gerekçe gösterilerek yapılmak istenen ikinci bir havaalanına karşı mücadeleyle başladı.
İlhamını Fransa'da 1970'ler ve 1980'lerde sürdürülen Larzac Hareketi'nden, Creys-Malville ve Plogoff anti nükleer karşıtı eylemlerden alan direnişin, 2008 yılında Notre Dame des Landes'ta otonom kurmasıyla ve direnişe ZAD (Zone À Défendre) ismini vermesiyle farklı bir boyuta geçti. ZAD hareketinin katılımcılarına ve bu direnişe gönül verenlere ZADist deniyor.
Direniş, hem havaalanı projesini iptal ettirip hem de havaalanının kurulmak istendiği yerde bir otonom kurunca ZAD, Fransız devletinin hedefi haline geldi. Yaşam savunucularının, ekolojistlerin, anti kapitalistlerin, çiftçilerin kısaca ZADistlerin, "alternatif ve basit bir yaşam kurma" iradesi, Fransız polisinin sert saldırılarına maruz kaldı. Zaten epeyden beri burayı tahliye etmenin peşinde olan devlet, binlerce polis eşliğinde bir şafak baskınıyla yaşam savunucularına saldırdı, evler yerle bir edildi, pek çok kişi yaraladı. Uzun lafın kısası, ortak yaşam alanları polis zoruyla tahliye edildi.
Geçtiğimiz haftalarda da bu direnişin bir benzeri Almanya'da yaşandı. Alman enerji devi RWE'ye ait linyit madeni için Aachen kenti yakınlarındaki Hambach Forest'te 12 bin yıllık ormanın yüzde 90'ı yok edildi. Çevreciler geri kalan yüzde 10'luk kısmı kurtarmak için beş yıldır ağaçlara kurdukları evlerde yaşıyorlardı. Alman yasalarına göre ağaçlarda canlı olması halinde kesilmeleri yasak.

Avrupa'nın en büyük kömür ocağını genişletmek için yok edilmesi planlanan Hambach Ormanı'nda eylemcilerin ağaçlara kurdukları evler tahliye edilme kararının ardından yine bilindik görüntüler meydana geldi.
Polisin ağaç tepelerinde ev kuranları ormandan çıkarmak için operasyon başlattı, gözaltılar, yaralananlar derken, operasyon sırasında bir gazeteci düşerek hayatını kaybetti. Operasyonda bugüne kadar 50 ağaç evden 39'u tahliye edildi. Şirketin çıkarı için polisin evlerin hepsinin kökünü kazıyacağından hiç şüphe yok.
İnsanlar hakları için direndiğinde ve çevrenin korunmasını talep ettiğinde, en zalim yöntemlerle susturuluyorlar...
Aynı günlerde Türkiye'de de birebir benzerlik teşkil etmese de, 3. Havalimanı'nda çalışan işçiler en insani haklarını talep ettikleri için, sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak istedikleri için önce polis şiddetiyle kaldıkları yerler basılarak gözaltına alındılar, işsiz bırakıldılar, haklarına envai çeşit karalama kampanyası başlatıldı, sonunda bir bölümü tutuklandı.
Türkiye'de ülke gündemine girdiklerinden bu yana özellikle İstanbul'un kuzey ormanlarını yok edecek mega projelere karşı Kuzey Ormanları Savunması direnişin yanı sıra da meseleyi gündemde tutmaya çalıştı, raporlar yazdı, eylemler yaptı, şirketleri protesto etti.
Burada en kritik mesele, çevre ve yaşam alanları mücadelesi ile emek mücadelesi sürdürenlerin artık bir arada mücadele yürütmesinin vaktinin gelip de çoktan geçtiği meselesi.
Çünkü, devletin özel sektörle işbirliği halinde yaptığı projelerin yanı sıra devletin özel sektör eliyle bu projelerin ne olursa olsun bitirilmesi için gösterdiği şiddet ve baskı iklimi sona ermeyecek.
Bugün İstanbul'un kuzey ormanları için, Yeşil Yol için, Cerattepe için, Çanakkale için, Dersim için, Trakya için, Aliağa için, Akkuyu için mücadele edenler güçlerini diğer mücadelelerle birleştirmediği sürece, devlet hem çevre hem de 3. havalimanında gördüğümüz üzere emek mücadelesinin üzerinden silindir gibi geçip gidecek. Bize de arkasından ezilenlere bakmak kalacak.
Çapraz dayanışma ağlarının bir an önce devreye alınması, müştereklerin temelini oluşturduğu yeni bir mücadele alanının inşa edilmesi gerekli. Mücadele sadece sokakta değil elbette, market rafından elinizi uzattığınız ürünlerde, oturduğunuz evde, bindiğiniz arabada, yediğiniz gıdada, talep ettiğiniz, vazgeçmediğiniz tüketim alışkanlıklarınızda...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022