Şahin ALPAY
Taraf’ın manşeti, olan biteni iyi özetliyordu: “Roboski’de 34 sivili bombalayan devletin iki yıldır sakladığı çirkin sır, askerî savcı eliyle, askerin tekrar siyasete girdiği bir konjonktürde açıklandı.
Katliam ‘emir-komuta zinciriyle gerçekleşen kaçınılmaz bir hatadır’ denerek soruşturma kapatıldı.” (8 Ocak) 28 Aralık 2011 gecesi Şırnak’ın Uludere ilçesinin Roboski köyünde Irak sınırından Türkiye’ye dönmekte olan köylüler, aralarında saldırı düzenlemeye hazırlanan PKK militanlarının da bulunduğuna dair “istihbarat” sonucunda savaş uçakları tarafından bombalandı; 34’ü olay yerinde, biri daha sonra öldü. Bu, gerçek bir katliamdı. Zira köylülerin kaçakçılıkla geçindikleri, bu yolu rutin olarak kullandıkları iyi biliniyordu. İnsansız hava araçlarıyla, 4 saatten fazla süreyle adım adım izleniyorlardı. Aralarında gerçekten PKK militanları olduğundan kuşku varsa, güvenlik kuvvetleri tarafından kuşatılıp yakalanabilirlerdi. Ama bu yapılmadı. Bombalanıp öldürülmeleri tercih edildi. Tıpkı, 1994 yılında Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin savaş uçaklarıyla bombalanan 38 köylüsü gibi… O bombalamanın da bunun da adı katliamdan başka bir şey olamaz. Olay iki yıl soruşturulduktan sonra askerî savcılık, bombalamanın bizzat Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in emriyle, “Yıldız” adı verilen hava operasyonu ile yapıldığını açıkladı. Açıklama, Başbakan Erdoğan’ın bir yakınının “milli orduya kumpas kuruldu” açıklaması üzerine Genelkurmay’ın Balyoz ve Ergenekon davalarının yeniden görülmesini talep etmesinin hemen ardından yapıldı… Gerçek şu ki, eğer Türkiye normal bir demokrasi olsaydı, Uludere katliamı cezasız kalamazdı. Eğer Türkiye normal bir demokrasi olsaydı bombalamanın askerî sorumlusu Genelkurmay Başkanı’nın da, siyasî sorumlusu Başbakan’ın da istifa etmeleri gerekirdi. Ama kimse, ne Genelkurmay Başkanı’nı, ne Başbakan’ı istifaya çağırdı, ne de çağırması bekleniyor... Çünkü, ne yazık ki 60 yılı aşkın çok-partili düzene rağmen demokrasiyi ne hukuk, ne kültür olarak yerleştirebilmiş değiliz. Başbakan, geçen ağustos ayında Şırnak Şerafettin Elçi Havaalanı’nı açarken katliam hakkında ilk kez net konuşmuş, şöyle demişti: “Bombalama talimatını kesinlikle ben vermedim. Benim bilgim dışında oldu. Olaydan sonra Genelkurmay Başkanı beni telefonla arayarak bunun hata ve kaza olduğunu söyledi… Askeriyedeki her şeyden haberdar olamıyoruz…” Şimdi olan, bunun askerî savcılık tarafından da teyidinden ibaret. Başbakan’ın katliam haberinin duyulmasından hemen sonra Genelkurmay Başkanı’na teşekkür etmesi ise hâlâ hatırlarda. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Roboski’de Başbakan, Genelkurmay’a teşekkür etmişti; Genelkurmay da takipsizlik kararı ile Başbakan’a teşekkür etti; birbirlerini AK’ladılar!” demekte haksız mı? Uludere’de yakınları öldürülen aileler şimdi askeri savcılığın verdiği takipsizlik kararının kaldırılması ve operasyon emrini veren ve uygulayanlar aleyhinde dava açılması talebiyle askerî mahkemeye başvuracaklar; oradan netice alınamazsa Anayasa Mahkemesi’ne gidecekler; olmazsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracaklar. Bütün bunlardan ne çıkacağını ömrü olan görecek. Hükümetin “Büyük rüşvet ve yolsuzluk” soruşturmasını örtbas etmek için, bu amaçla HSYK’yı vesayeti altına almak için verdiği uğraş yanında, Uludere katliamı ile ilgili olarak askerî savcılıkça verilen örtbas kararı, hukuk devletine ihtiyacımızın ne büyük olduğunu, hukuk devletini yerleştirmeden hiçbir sorunu çözemeyeceğimizi en ağır örnekleriyle göstermiyor mu? [email protected]
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020