Şahin ALPAY
Geçen yazımda 1995–2002 yılları arasında başkanlığını yaptığı Brezilya’da hem özgürlükçü demokrasinin, hem de piyasa ekonomisinin yerleşmesine büyük katkıda bulunan Fernando Henrique Cardoso’nun (FHC), Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın davetiyle İstanbul’a yaptığı ziyaretten söz etmiştim.
İlerlemiş yaşına rağmen hem zihnen, hem bedenen zindeliğini koruyan FHC, yazarak, konuşarak, mülakatlar vererek ülkesindeki tartışmalara aktif katılımı sürdürüyor. Kurduğu, kendi adını taşıyan vakıf, Brezilya’nın dünyayı tanımasına yönelik çalışmalara öncelik veriyor. Beni de geçen yıl, Türkiye üzerine bir konuşma yapmak üzere Sao Paulo’ya davet etti. O sırada yurtdışında bulunduğu için FHC ile tanışma fırsatı bulamamıştım. Bu eksiği İstanbul’da giderdiğim, kendisiyle sohbet fırsatı bulduğum için mutluyum.
FHC’ye sorduğum sorulardan biri şu oldu: Akademisyenlik döneminde azgelişmişliği dış dinamiklerle (‘çevre’nin ‘merkez’e bağımlılığıyla), siyasetçi döneminde ise iç dinamiklerle (otoriter rejim ve devletçi–korumacı ekonomiyle) açıklamıştı. Değişen neydi? FHC bu paradigma değişikliğini, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle ve teknolojik gelişmelerle açılan küreselleşme çağının dünya koşullarını köklü olarak değiştirmesiyle izah etti.
Brezilya gibi köklü bir sosyalist geleneği, güçlü bir işçi sınıfı hareketi olmayan bir ülkede sosyal demokrat bir parti kurmayı ve ülkenin başta gelen partilerinden biri haline getirmeyi nasıl başardıklarını sorduğumda, bunun siyaseten demokrat ve özgürlükçü, ekonomik açıdan ise piyasayı esas alan ama devlete sosyal sorumluluklar yükleyen bir program etrafında birleşen siyasilerin ve aydınların eseri olduğunu anlattı.
Türkiye’de benzer bir liberal sosyal demokrat partinin bulunmayışının, otoriter Kemalizm’in etkinliğini sürdürmesiyle ilgili olduğunu söylediğimde sohbetimizin konusu, Brezilya’da ve Türkiye’de cumhuriyetin kurucuları arasında yaygın pozitivist felsefenin doğurduğu farklı sonuçlara kaydı. Brezilya’dakilerin ABD’yi örnek alan din–devlet ayrılığına, Türkiye’dekilerin ise Fransa’yı örnek alan din üzerinde devlet denetimine yöneldikleri konusunda anlaştık.
FHC, bir ara parlamenter sisteme geçilmesinin düşünüldüğü Brezilya’da, başkanlık sisteminin güçlü kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı ve bağımsız medya sayesinde yürüyebildiğini düşünüyor. Son yıllarda kimi ülkelerin “tek kişilik demokrasiler” dediği otoriter rejimlere yönelişini kaygı verici buluyor. Türkiye’yi de bunlar arasında gördüğü apaçık. Başbakan Erdoğan’ın gönlünde yatan, gerek partiyi, gerekse hükümeti ve parlamentoyu denetim altında tutan türden bir Cumhurbaşkanlığı için söylediği şu: Bu demokrasinin tanımına aykırıdır; güç temerküzü anlamına gelir; ne ülke, ne de siyasinin kendisi açısından hayırlı sonuç verebilir.
FHC’nin Soma faciası ile ilgili olarak söyledikleri de dikkate değer: “Bazı resmi yetkililerin söyledikleri beni şoke etti. Suç ile sorumluluğu birbirine karıştırdıkları anlaşılıyor. Bir kaza durumunda elbette ki hükümet suçlu değildir, ama sorumludur. Zira hükümetin kaza olmaması için gerekli denetimleri yapma sorumluluğu vardır.” (Bkz. Kerim Balcı, Today’s Zaman, 21.05.2014)
FHC, Brezilyalılarla Türklerin çok benzeştiğini, aralarındaki tek farkın konuştukları dil olduğunu söyleyince, ben de Brezilyalı bir okurumun “Türkiye’yi tanıdıkça, Brezilya’yı Portekizliler mi yoksa Türkler mi keşfetti diye soruyorum…” şeklindeki latifesini aktardım… İstanbul’un güzelliğiyle sadece Rio de Janeiro’nun yarışabileceğini söyledi. Ben de tersini...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020