Şahin ALPAY
Salı akşamı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın (GYV), bu yıl 21.'si düzenlenen geleneksel iftar davetine katıldım. Bu yılki davetin teması, içinden geçmekte olduğumuz kasvetli günlerin çağrıştırdığı “Hayalimizdeki Türkiye” idi. Vakfın fikir babası ve onur başkanı Fethullah Gülen Hocaefendi, yolladığı mesajda şunları söylüyordu: “Kendimi bildim bileli, hiç kimsenin soy, renk, din, inanç, mezhep ve düşünce farklılığı gibi hususlardan ötürü hor görülmediği, sürekli barış içinde beraber yaşamanın ve insanî güzelliklerde buluşmanın vesilelerinin araştırıldığı, ‘herkesi kendi konumunda kabul ve herkese saygı' ahlakının hâkim bulunduğu ve içteki bu birlik beraberlik ruhuyla dünya muvazenesinde de denge unsuru olabilmiş bir Türkiye hayal ettim.”
Hocaefendi'nin dünya görüşünün mükemmel bir özeti niteliğinde olan bu sözleri beni düşündürdü. Sayın Gülen benden sadece üç yaş büyük, onunla aynı kuşaktanız. Benim “kendimi bildim bileli” hayalim ne olmuştu? Sanıyorum düşünmeye başladığım yaşlardan itibaren, özgürlük ve eşitlik ideallerine bağlandım. Üniversite sıralarına geldiğimde hayalim, “sosyal adaletsizliğin, baskı ve sömürünün son bulduğu; yurttaşların olabildiğince eşit sosyo – ekonomik koşullarda yaşadığı; kimsenin cinsiyeti, etnik kimliği ya da ırkından dolayı ayrımcılığa uğramadığı bir Türkiye” olmuştu.
Bu hayale, sınıf mücadelesiyle kurulacak, sınıf farklılıklarını ortadan kaldıracak sosyalist düzenle, proletarya diktatörlüğüyle ulaşılabileceğine; bu hayalin her türlü fedakarlığa değeceğine inanmaya başlamıştım. Özgürlükten anladığım bireyin değil sınıfın özgürlüğüydü; bireyin ne değeri vardı ki?
Otuzlu yaşlara ulaştığımda bu hayal yerle bir olmuştu. Sosyalizmin gerek Türkiye'deki, gerekse dünyadaki pratiği, tam bir düş kırıklığı yaratmıştı. Yaşanan şekliyle, Marxist yorumlarıyla sosyalizm baskı ve zulmü, eşitsizliği kurumsallaştırmıştı. Bireyin hak ve özgürlüklerine, insan haklarına saygısız türden bir sosyalizme, bir kolektif özgürlük fikrine inanarak, gerçekte ideallerimizin tam tersi emellere hizmet ettiğimiz bilincine varmıştım. Giderek bütün kuşağım, bütün dünya aynı hayal kırıklığını paylaşacaktı.
Kısa süre sonra hayalim Gülen'in hayaline çok benzer bir şekle büründü: “Hiçbir bireyin cinsiyeti, soyu, rengi, dini, inancı ve düşünceleri nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, hor görülmediği, baskı ve zulme uğramadığı, ‘herkesi kendi konumunda kabul ve herkese saygı ahlakının hâkim olduğu,' fırsat eşitliği ve sosyal adaletin sağlandığı, barışın hüküm sürdüğü bir Türkiye” hayal eder oldum.
1999 bana hayalime giden kapıların açıldığı yıl gibi geldi. Avrupa Birliği'ne aday ilan edilen Türkiye, “demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devletini ve farklılığa saygıyı güven altına alan kurumların istikrar kazanacağı” bir geleceğe yöneliyor diye düşündüm. AKP iktidarının ilk iki döneminde, bu yolda ilerlendiği izlenimine kapıldım. Ömrümün son dönemini, demokrasiyi yerleştiren, herkesin güven içinde olduğu bir Türkiye'de geçireceğimi düşünmeye başladım.
Ne var ki daha 2011 seçimlerine kalmadan rüyadan uyandım; “Erdoğan, Putin olmak mı istiyor?” (8 Şubat 2011) başlıklı yazım bu uyanışın ilk yansımalarındandı. Ne yazık ki, AKP'ye hükmeden Erdoğan'ın gerçekten başımıza Putin kesilmek istediği kısa sürede ortaya çıktı. Askere dayalı otoriterliği yendiğimizi sandığımız bir yerde, sandığa dayalı otoriterlikle karşı karşıya kalmıştık… Sıra bunu da altetmek için mücadeleye gelmişti. Bu mücadelenin de kazanılacağını, Türkiye'nin Erdoğan ve onun tek adam olma ihtiraslarına kalmayacağını adım gibi biliyorum. Ama hayallerimin gerçekleştiğini görebilir miyim? Umudumu koruyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.06.2023
21.12.2020
6.02.2020
18.11.2020
30.09.2020
24.09.2020
20.07.2020
8.05.2020
29.04.2020
21.04.2020